4 Aralık 2009 Cuma

Zeneb Celaliyan'ın İdamını Durduralım!

Herkesi, Zeyneb'in idamını durdurmak üzere, Iran Büyükelçiliği'ne "Zeyneb Celaliyan'ın idamını durdurun!!!" mesajını içeren bir faks göndermeye çağırıyoruz.

İran Büyükelçiliği fax numarası:468 28 23

26/11/2009

Adım Zeyneb Celaliyan,

27 yaşında Kürt kadınıyım, siyasi tutuklu olarak İran hapishanesinde yatıyorum. Hakkımda verilen ölüm cezası, İran Yüksek Mahkemesi tarafından onaylandı. Şu anda çok kötü koşullar altında yaşıyorum. Sürekli bir işkence ve kötü muamele altındayım. Göstermelik bir yargılama yapıldı, bir avukatım dahi olmadan bir kaç dakikalık bir mahkemenin ardından idam cezasına çarptırıldım. Beni savunmak için bir avukatım bile yok. Yargılandığım mahkeme ise sadece birkaç dakika sürdü. Mahkeme bana, 'sen Allah'ın düşmanısın, çok yakında tüm Allah düşmanları gibi idam edileceksin' dedi. Hakimlerin tümü mahkeme sürecinde idam edilmem lehinde oy kullandı. Ben, annem ve ailemden hatır istemek için hakimden izin istedim. Hakim ise, bana 'kapa çeneni' diyerek isteğimi reddetti. Tüm insan hakları savunucularından, kadınlardan bana yapılan haksızlığa karşı çıkmalarını ve yardımcı olmalarını istiyorum.


Bugün Ankara Kadın Platformu'ndan ve Feministbiz'li kadınlar İran Büyükelçiliği önünde Zeyneb'in idam kararını protesto etmek için basın açıklaması yapmak için toplandılar. Fakat eylemcilerin sayısından kat kat fazla çevik kuvvet kadınları ablukaya aldı, büyükelçilik önüne yaklaştırmadı. Pankartımızı daha açmadan yırtmaya çalışan polis, bizleri tartakladı da. Polisin tüm baskısı ve şiddetine rağmen basın açıklamamızı yaptık. (Aşağıda basın açıklamasını görebilirsiniz.) Daha sonra İran büyükelçiliğine faks çekmek üzere Tunalı postanesine gittik. Herkesi, Zeyneb'in idamını durdurmak üzere, Iran Büyükelçiliği'ne "Zeyneb Celaliyan'ın idamını durdurun!!!" mesajını içeren bir faks göndermeye çağırıyoruz.

İran Büyükelçiliği fax numarası:468 28 23
















"Basına ve kamuoyuna,

Bugün burada Zeyneb’in bu çağrısı üzerine bir araya geldik. İran rejimi Zeyneb’i 2008 yılı ortalarında Kirmaşan kentinde PJAK üyesi olduğu iddiasıyla tutukladı. İran Gizli Servisinde Vevak da 8 aylık işkencelerden ve sorgulardan sonra 14 Ocak 2009’de çıkarıldığı Devrim Mahkemesi tarafından idam cezasına mahkum edildi. Zeyneb’e, Devrim Mahkemesi’nde avukatı bile olmadan sadece 7 dakikalık bir duruşma sonucunda idam cezası verildi ve bu ceza İran Yüksek Mahkemesi tarafından onaylandı. Zeyneb şu anda işkence görüyor, kötü muameleye maruz kalıyor.

Zeyneb’i öldürmeye, yok etmeye çok kararlılar. Elleri kandan çıkmıyor, yetmiyor kadınların her yerde yok edilmesi, bunu daha da hızlandırmak daha fazla yok etmek istiyorlar. Sembolik mahkemelere bile gerek duyulmadan milyonlarca kadının acımasızca yok edilmesi dünyanın her yerinde tüm gerçekliği ile devam ediyor. İran gerici rejimi şimdiye kadar gerçekleştirmiş olduğu kadın kıyımlarına Zeyneb hakkındaki idam kararını da ekleyerek bu tablonun yaratıcısı olduğunu bir kez daha doğruladı. İran gerici rejimi, Zeyneb’in ağır sağlık sorunları olmasına rağmen ne tedavisine ne de ailesinin kendisini ziyaret etmesine müsaade etmemektedir. Zeyneb’in ailesinden hatır isteme talebi dahi “kapa çeneni” denerek reddediliyor, sesini bile duymaya tahammülleri yok. Zeyneb, Sanandaj cezaevinde idam edilmeyi bekliyor. Pervasızca devam eden bu idamlar insanlık dışıdır ve ortaçağ barbarlık döneminden kalma bir cezalandırma sistemidir ve bu barbarlığa seyirci kalmamız isteniyor.

Kadına yönelik şiddetin her biçimine karşı alanlarda “erkek-devlet şiddetine son” demek üzere buluştuğumuzda, erkek devletin kadınlardan, kadınların örgütlü mücadelesinden, gücünden, nasıl korktuğunu gördük. Zeyneb’in idam kararı da İran devletinin kadınlardan nasıl korktuğunun ve kadınları yok etmek istediğinin bir göstergesidir. 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü”nde Ankara polisinin şiddetine maruz kaldık, direndik, mücadele ettik ve kadın dayanışmasından aldığımız güçle Yüksel’e çıktık. Şimdi de bu barbarlığa karşı susmayacağımızı, seyirci kalmayacağımızı haykırıyoruz ve 25 Kasım’da erkek-devlet şiddeti karşısındaki mücadelemizi Zeyneb’i idamdan kurtarmak için yürütüyoruz. Buradan Ankara Kadın Platformu olarak Zeyneb’in idam kararını durdurmaları için İran Büyükelçiliğine faks çekmek üzere postaneye gidiyoruz. Faks çekme eylemi sembolik olmaktan ötedir; Zeyneb idamdan kurtulana kadar biz platform bileşenleri olarak kurumlarımızdan, örgütlerimizden faks çekmeye devam edeceğiz.

Türkiye’deki insan hakları temelli çalışan kurum ve kuruluşların, konuya duyarlı tüm insanların bu idamın durdurulması için faks çekme eylemini güçlendirmelerini bekliyoruz.


Ankara kadın platformu"




25 Kasım 2009 Çarşamba

Erkek, Devlet Şiddetine Son



















Ankara Kadın Platfomu'ndan kadınlarla birlikte saat 12'de Erkek ve Devlet Şiddetine son demek için YKM'nin önünde buluştuk.

KESK'in Genel Grev günü olarak Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü olan 25 Kasım'ı seçmiş olması biraz sinirlerimizi bozmuştu. Buluşma yerine gidip kadınlarla buluştuğumuzda yine de iyi hissettik kendimizi. Bu arada polis de YKM'nin önünden Yüksel Caddesi'ne yürümek için seçtiğimiz rota üzerinde barikat kurmuştu. KESK eyleminden gelen arkadaşlarımızın da katılımıyla sayımız arttı 'Aç, aç barikatı aç!' diye bağırmaya başladık. Her sene yürüdüğümüz rota olmasına rağmen, polis yürüyümüşüzü 'yasak' ilan etti. Bize alternatif olarak metronun altını gösterdi. Kadınlar 'Bizi evlerimize hapsedemediniz, şimdi de yerin altına mı sokmak istiyorsunuz' diyerek direndiler. Saatlerce barikatı zorladık, biber gazına, polisin şiddetine rağmen "Polis defol, bu sokaklar bizim!" diye bağırmaya devam ettik. Sokakları da geceleri de istediğimizi, kadınların artık susmayacağını haykırdık, karşılığında ise devlet ataerkil şiddetini bir kere daha gösterdi. Sonunda ayrı gruplar halinde Yüksel Caddesi'ne yürüdük. Yolda yürümek istediğimiz rotaya yöneldik, pankartın açılmasıyla bir araya toplandık ve sloganlarımızı atmaya devam ettik. Yüksel Caddesi'ne yorgun ama çoşkulu bir şekilde girdik. Akşam saat dörtte Kürtçe ve Türkçe basın açıklamamızı yaptık. Basın açıklamasından sonra halaylarımız ve şarkılarımızla eylemi sonlandırdık. Aşağıda Ankara Kadın Platformu adına yapılan basın açıklamasını görebilirsiniz.

















KADINA YÖNELİK ŞİDDETİ BİRLEŞEREK DURDURACAĞIZ!

2009


Biz Ankara’da mücadelesini sürdüren, kadın örgütleri, feminist oluşumlar, siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, sendikalar, meslek örgütlerinden kadınlar ve bağımsız kadınlar bu 25 Kasım’da da yaşamımızı kuşatan her türlü şiddete, sömürüye, ayrımcılığa karşı yan yanayız.

Bundan tam 49 yıl önce Dominik Cumhuriyeti’nde Turijillo Diktatörlüğü’ne karşı muhalif bir hareketin üyesi olan Mirabel Kardeşler kaçırılarak öldürüldüler. Mirabel kardeşlerin ölümü kadına yönelik şiddetin ne ilk örneği ne de son! Yüzyıllardır kadın üzerinde uygulanan cinsel, ulusal ve sınıfsal sömürü, fiziksel, psikolojik, cinsel, ekonomik şiddet tüm acımasızlığıyla devam ediyor.

Uyandığımızda korkuyla açtığımız gözlerimizi her gece korkuyla kapatıyoruz. İzlediğimiz televizyonlar, okuduğumuz gazeteler, bir dost haberi hep kadın ölümleriyle dolu. Cinsiyetçi bir dünyada, cinsiyetçi bir ülkede yaşıyor, yaşamın her alanında ikincilleştiriliyoruz. Bedenimiz, emeğimiz, kimliğimiz erkek egemenliği ve kapitalizmin ürettiği kadına yönelik her türlü şiddet biçimiyle parçalanıyor. Savaşlarda en çok mağdur olanlar, gazete köşelerinde dağa kaldırılıp tecavüz edilenler, üçüncü sayfa haberleriyle ölümlerimize haklı gerekçeler yaratılanlar, nesne haline dönüştürülenler yine bizleriz.

Medya tecavüze ve ölümlere ortak olma!

Türkiye’de 7 ay boyunca istatistiklere yansıyan kadın ölümlerinin sayısı 953. Bilmediğimiz, görmediğimiz, intihar süsü verilmiş ölümlerin sayısını da ekleyecek olursak durum korkunç ötesi. 953 kadın! 953 sayısına birkaç hafta önce öldürülen Demet öğretmen, Fatma TAŞ, bu tabloya daha fazla dayanamayıp yaşamına son veren Dicle Koğacıoğlu ve daha niceleri dahil değil. Umutları, hayalleri, daha iyi bir dünyada yaşama özlemi olan kadınlar… Katliam olarak nitelendirilecek bu durum karşısında katillerin haksız tahrik indirimlerinden yararlanmaları , yasa uygulamalarındaki eksiklikler kadınları bir kez daha öldürüyor. Yüreklerimiz soğumadan yolumuza devam ediyoruz öfkeyle.

Erkek şiddetine son! Erkek öldürüyor, yasalar koruyor!

Kabahatler kanunu ile trans kadınlar suçlu duruma düşürülüyor. Lezbiyen, biseksüel, travesti veya transseksüeller ötekileştirilen dillerle hedef tahtası haline getiriliyor. Toplum içinde yaşam alanları daraltılıyor, en kötü koşullar altında yaşamaya zorlanıyor. Birçok arkadaşımızın yüzüne kezzap atılıyor, tecavüz ediliyor, işkence edilerek en temel hak olan yaşama hakkı ellerinden alınıyor.

Cinsel yönelim ayrımcılığına hayır!

Dolapdere’de sabah evlerinden iş yerlerine giden 7 kadının servis adı verilen kamyonette boğularak can vereceklerini, üstelik işveren tarafından ölümlerinden sorumlu tutulacakları nı düşünebilir miydik? İşe giderken bile şiddet yaşayan, bir servis aracı dahi kendilerine çok görülen, çocuklarını eve kilitleyip çıkan annelerin durumu; yoksulluğa karşı tek başına mücadele eden ve daha fazla dayanamayıp iki çocuğuyla Porsuk Çayı’na atlayan Dilek Özer’in hayata veda edişi, kapitalizmin vahşetini, kar hırsını ve özellikle kadınların yaşama koşullarını anlatmak için yeterli değil mi?

Kapitalizme hayır!

Tüm yaşamımız boyunca koyu askeri yeşil gölge altında, silahların, savaşın, düşmanlığın; ataerkil ayrımcı diliyle konuşmaya zorlandık. Halkları birbirine düşman eden imhacı, inkarcı tutum her gün yeniden üretiliyor; dili, kimliği ve inanışı farklı olana tahammülsüzlük artıyor; kışkırtılan milliyetçilik ve militarizmin vardığı noktanın sokak ortasında işlenen cinayetlere kadar ulaştığını görüyoruz hep beraber. Ayrımcılığın ve düşmanlığın derinleştirilmesi, yaşamımızın her alanında, evimizde, sokakta, işyerimizde şiddeti daha da yaygınlaştırıyor, meşrulaştırıyor. Ceylan’ın koyun otlatırken kafasına havan mermisinin isabet edeceği akıllara gelir miydi? Yaşadığımız yerlerde tahayyül edebilir miyiz bunu? Bölgeye özgü görülen, meşrulaştırılan kadın ölümleri çok uzağımızda değil, ülkenin her yerinde yaşanılan şiddet çınlatıyor kulaklarımızı. Korucu katliamlarının ardı arkası kesilmiyor.

Silahların gölgesinde yaşamaya son!

Kadınların insanca yaşam için attığı her adım, aldığı her soluk kesilmeye çalışılıyor.

KESK ve demokratik kitle örgütlerinden kadın arkadaşlarımız sadece örgütlü oldukları için cezaevlerinde tutuluyor. Kadın hareketine emek vermiş feminist ve barış aktivisti Pınar Selek büyük cezalar istenerek hala yargılanıyor. Sokaklarda barış adına bildiri dağıtan arkadaşlarımız karakollarda çırılçıplak soyularak aranmak isteniyor. Su ve barınma hakkı taleplerini dile getiren kadınlar gözaltına alınıyor, polis şiddetine maruz kalıyor. Güler ZERE ölüme terk edildiği cezaevinden ancak çıkartılıyor.

Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin jop inadına isyan inadına isyan inadına özgürlük!

Tüm bu umutsuz tablo yıldırmadı bizleri yüzyıllardır. Bu gidişi tersine çevirecek inancımızla; ayrımcılığa, savaşa, sömürüye, tacize, tecavüze, yoksulluğa karşı mücadeleyi, yüzyıllardır sürdürülen mücadelelerden güç alarak devam ettiriyoruz. Sesimiz başka kadınların sesleriyle birleşiyor her gün. Tüm baskılara ve şiddete rağmen bir arada durarak elde ettiğimiz kazanımlarımız güçlendiriyor bizi. Yaşanılmaz hale getirilen dünyamızda kadınların sesi özgürlüğü, umudu, barışı haykırıyor yılmadan.

Biz kadınlar insanca bir yaşamı, özgürlüğü ve barışı kazanacak güce sahibiz. Bunun için taleplerimizi bugün bir kez daha haykırıyoruz.

Namus cinayetleri, taciz ve tecavüzler, mahkemelerde uygulanan haksız tahrik indirimleri, nefret cinayeti adı altında işlenen katliamlar sona ersin!

Danışma merkezleri ve sığınma evleri açılsın!

Her çocuğun ana dilinde eğitim görmesi sağlansın!

Zorunlu göç mağduru Kürt kadınlarının yaşadıkları sorunlar çözülsün!

Kadınlar için ücretsiz eğitim sağlık ve sosyal güvenlik hakkı sağlansın!

Kadınların işten çıkarılmasına son verilsin!

Ücretsiz kreşler açılsın!

Kentler kadınların güvenle yaşayabileceği biçimde düzenlensin!

Yargı “erkek yargı” olmaktan çıksın; 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun etkinleştirilsin!

Gözaltında, cezaevinde cinsel şiddet, işkence son bulsun!

Medya şiddeti sona ersin!

ANKARA KADIN PLATFORMU









Etegimizde Isyan Taslari from pugazzi on Vimeo.

19 Kasım 2009 Perşembe

Feministbiz ve Ankara Kadın Platformu'nun 25 Kasım Etkinlikleri



Feministbiz ve Ankara Kadın Platformu 21-25 Kasım günleri arasında 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü kapsamında
eylemler ve etkinlikler düzenliyor.
Bu eylemlerden bir tanesi 17 Kasım'da Sincan Cezaevi önünde yapıldı.
Ankara Kadın Platoformu'ndan kadınlarla birlikte
Sincan Cezaevi'ndeki cinsel tacizi ve şiddeti protesto ettik.
Duvarların ötesine sesimizin ulaştığını ve kadın dayanışmasının
içerdeki kadınlara değdiğini bilmek çok heyecanlandırıcıydı.
Bu eylemin videosunu ve daha ayrıntılı bir haberi yakında buraya koyacağız.

20 Kasım ve 21 Kasım akşamlarında Feministbiz bar eylemleri düzenliyor.
Barlarda taciz ve tecavüze artık yeter diyen kadınlar olarak
Tunalı ve Sakarya'daki barların bulunduğu sokaklarda yürüyüşler yapacağız.
20 Kasım 20.30 - Kuğulu Park'ta buluşuyoruz.
21 Kasım 20.30 - Sakarya Meydanı'nda buluşuyoruz.

22, 23 ve 24 Kasım günlerinde her gün stand açılacak.
22 Kasım'da stand 12.30'da açılacak
ve saat 15.00'te bir basın açıklaması düzenlenecek.
Diğer günler saat 11-17 arası Yüksel Caddesi'ndeyiz.
24 Kasım akşamı Yüksel Caddesi'nde sokak tiyatrosu gösterisi olacak.
25 Kasım gününde ise kadına yönelik şiddete dur demek için sokaklardayız.
12:00'de YKM'nin önünde buluşarak,
12:30'da Yüksel Caddesi'ne doğru yürüyüşe geçeceğiz ve hep birlikte
Erkek, Devlet Şiddetine Karşı Susmadığımızı haykıracağız.