<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742</id><updated>2011-11-20T11:13:34.902-08:00</updated><category term='SLOGAN'/><category term='tecavüzcüler dışarda'/><title type='text'>FeministBiz</title><subtitle type='html'>inadına isyan inadına özgürlük!</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>tethys</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06341007962034507580</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>78</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-1411187230833467820</id><published>2011-11-18T07:31:00.001-08:00</published><updated>2011-11-20T11:13:34.972-08:00</updated><title type='text'>SÖZÜNÜ DE AL GEL!!!</title><content type='html'>SÖZÜNÜ DE AL GEL!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Dayanışma Günü!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıldan bugüne, kadın cinayetleri, tecavüz vakaları, erkek devletin akıl almaz oyunları, N. Ç. davası gibi bize yutturulmak istenen bir sürü olay yaşadık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama biliyoruz ki, biz kadınlar ataerkiye karşı yan yana dayanıştığımızda çok daha &lt;br /&gt;SESLİ ve GÜÇLÜYÜZ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadına yönelik şiddete karşı içimizde, aklımızda, dilimizde ne varsa dökmek üzere 25 Kasım öncesi dövizlerimizi hazırlamak için toplanıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkinlik tüm feminist kadınlara açıktır&lt;br /&gt;Tarih: 21 Kasım 2011 Pazartesi&lt;br /&gt;Yer: Kadın Dayanışma Vakfı&lt;br /&gt;Saat: 18:30&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FeministBiz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-1411187230833467820?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/1411187230833467820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/11/sozunu-de-al-gel.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/1411187230833467820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/1411187230833467820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/11/sozunu-de-al-gel.html' title='SÖZÜNÜ DE AL GEL!!!'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-3723923637635006736</id><published>2011-02-22T05:45:00.000-08:00</published><updated>2011-02-22T06:59:03.199-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tecavüzcüler dışarda'/><title type='text'>MADEM TECAVÜZCÜLER SERBEST, ÖYLEYSE KADINLARI TUTUKLAYIN!!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-SMtZ7jFIWtg/TWPNpzU8_HI/AAAAAAAAAAM/TCYTfhOnX6w/s1600/SAM_0667.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-SMtZ7jFIWtg/TWPNpzU8_HI/AAAAAAAAAAM/TCYTfhOnX6w/s320/SAM_0667.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576526881651227762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kamuoyuna daha önceden de yansıdığı gibi, 19.03.2010 tarihinde Ankara’nın merkezinde, saat 20:00 sularında ODTÜ’lü bir kadın öğrenciyi iki erkek kaçırdı ve tecavüz etti. Tecavüzcüler olayın ertesinde tutuklandı ve 7 ay süreyle tutuklu yargılandılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak 2 kadın ve 1 erkek üyeden oluşan Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti, 2010 yılının Ekim ayında, tecavüz suçunun işlendiği tüm delillerle sabit iken, kadının ruh sağlığının bozulduğuna dair raporun Adli Tıp Kurumundan geç geleceğini gerekçe olarak göstererek, İstanbul Adli Tıp Kurumundan randevu tarihi bile alınmamışken,  tecavüzcülerin tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Anlaşılan o ki; Mahkeme heyeti kadının mağduriyetini hiçe sayarak, raporun geç gelme ihtimali öngörüsü ile tecavüzcülerin “mağduriyetini” gidermek için tecavüzcüleri tahliye etti.&lt;br /&gt;Davada tecavüz suçu sabit. Çünkü; dosyada kadının darp ve cebire uğradığını gösteren Adli Tıp raporu,  tecavüzcülerin cinsel ilişkiye girmediklerini beyan etmelerine rağmen tecavüzcülere ait sperm örneği mevcut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dosyada kadının tecavüz sonucunda ruh sağlığının bozulduğuna dair Numune Hastanesinden, Ankara ve Gazi Üniversitesi hastanelerinden alınmış raporlar mevcut. Tecavüzcülerin her aşamada birbiri ile çelişen ifadeleri, kadının ise her aşamada verdiği tutarlı ve samimi beyanları mevcut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tek İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun raporu eksik! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Adli Tıp Kurumundan gelecek rapor, kadın arkadaşımızın tecavüze uğradığı gerçeğini değiştirmeyecek, yalnızca kadının uğradığı tecavüz neticesinde ruhsal sağlığının bozulup bozulmadığını değerlendirecek. Ruh sağlığı bozulmuşsa tecavüzcüler en az 10 yıl, bozulmamış ise en az 7 yıl ceza alacaklar. &lt;br /&gt;Bu dava diğer tecavüz davalarından aslında çok da farklı değil, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi heyetindeki kadın üyeler de, tecavüzcülerin kadın avukatı da, maalesef erkek egemen sistemden azade değil. Erkek egemen sistem her gün bizi tecavüze maruz bırakıyor. Her gün yeni bir haberle, yeni bir yorumla tekrar tekrar tecavüze uğruyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orhan Çeker diyor ki, dekolte giymişseniz ve tecavüze uğramışsanız siz suçlusunuz! Aliye Kavaf daha insaflı bir yerden diyor ki, dekolte giyen kadın tacize uğruyorsa suçludur, ama tek sebep dekolte değildir!  Yargıtay diyor ki, tecavüzcüye çok ceza verdin, indirim yap! Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti diyor ki; 13 yaşındaki N.Ç. 27 erkeğin tecavüzünü istese engelleyebilirdi! İstanbul Adli Tıp Kurumu diyor ki; 14 yaşında iken Hüseyin Üzmez’in tecavüzüne uğrasan da, ruhen sağlıklısın!&lt;br /&gt;Bugün Sincan Davasının 4. duruşması yapıldı ve kadınlar tecavüzcülerin yeniden tutuklanmasını talep etti. Mahkeme başkanının karşı oyuna rağmen tecavüzcüler oyçokluğu ile tutuklanmadı. Yani şu an Ankara’da iki tecavüzcü elini kolunu sallayarak dolaşıyor. Aramızdalar. Hiç birimiz güvende değiliz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün kadın cinayetlerine kurban gidiyoruz. Her gün evde, sokakta, işyerinde tacize tecavüze maruz bırakılıyoruz. Devlet bizi değil katilleri, tecavüzcüleri koruyor. Madem bu ülkede tecavüzcüler mağdur sayılıyor, madem bu ülkede yargı erkekten yana, madem bu ülkede 13 yaşındaki bir çocuğa toplu tecavüz olağan sayılıyor, madem bu ülkede kadınlar her daim suçlu, madem bu ülkede tecavüzcüler serbest  kalıyor,   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖYLEYSE BİZİ TUTUKLAYIN !!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                      FeministBiz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-3723923637635006736?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/3723923637635006736/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/02/madem-tecavuzculer-serbest-oyleyse.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3723923637635006736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3723923637635006736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/02/madem-tecavuzculer-serbest-oyleyse.html' title='MADEM TECAVÜZCÜLER SERBEST, ÖYLEYSE KADINLARI TUTUKLAYIN!!'/><author><name>sevim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04041082543972652782</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-SMtZ7jFIWtg/TWPNpzU8_HI/AAAAAAAAAAM/TCYTfhOnX6w/s72-c/SAM_0667.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-7559620099550741942</id><published>2011-01-31T05:15:00.000-08:00</published><updated>2011-01-31T05:16:38.186-08:00</updated><title type='text'>"Şiddete Uğrayan Kadınların Çoğu Evli Ama Yetişkin Değil"</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Uçan Süpürge'den Selen Doğan, "Her iki kadından biri eşinin şiddetine maruz kalıyorsa bir tercih yapmalıyız: Kadınların canı pahasına kutsal aileyi korumak mı, yoksa bireyi önceleyip yaşam hakkı gibi temel hakları güvenceye almak mı?" diye soruyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçan Süpürge'den Selen Doğan, bianet'in 2010 yılı erkek şiddeti çetelesini değerlendirirken, "Geçen yıl öldürülen kadınların yüzde 50'sinin katili kocası ama bu kadınların hepsi yetişkin değil. Koca şiddeti, yaşı kaç olursa olsun kadınlar için halen en geniş şiddet kataloğu" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evliliğin "yaşam döngüsünün bir durağı olarak mutlaklaştırılmasına" karşı çıkan Doğan, "Her iki kadından biri eşinin şiddetine maruz kalıyorsa bir tercih yapmalıyız. Kadınların canı pahasına kutsal aileyi korumak mı, yoksa bireyi önceleyip yaşam hakkı gibi temel hakları güvenceye almak mı?" diye soruyor; hükümeti ve siyasetçileri cinsiyet eşitsizliğine ve çocuk evliliklerine karşı önlem almaya çağırıyor.&lt;br /&gt;Eğitim şart demeden önce...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddet mağdurların yüzde 83'ünün ise 20 yaşından küçük olduğunu hatırlatan Doğan, 20 yaşın altındakilere yönelen şiddet suçlarına verilecek cezaların "çocuk" tanımına göre belirlenmesini öneriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Çetelede taciz olaylarının faillerinin üçte birden fazlasının öğretmen, okul müdürü gibi eğitimciler olması dikkat çekici. Cinsel saldırı faillerinin yaklaşık yüzde 20'sinin güvenlik mensubu olarak kaydedilmesi de şaşırtıcı değilse de düşündürücü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Demek ki "eğitim şart" ezberinin dilimize pelesenk olmadan önce tartışılması gerekiyormuş. Ülkenin kurtuluşunu militer çözümlerde arayanların, orduyu tek güvence sayanların, kutsal vatan toprağını anne metaforuyla açıklayıp vatanın bütünlüğünü korumaya ahdetmişlerin kadının vücut bütünlüğüne saldırmasındaki çelişki sandığımızdan derinmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Vatan toprağını namusla özdeşleştirip onun için ölmeyi göze alacağını söyleyenler, namusun yalnızca kadınların mülkü olmadığını gösteren bir insanlık suçuna, tecavüze meyledebiliyorsa bunun düşünülmesi gerekir. Bu suçun yöneldiği kadınların önemli bir bölümünün isimleri, dilleri farklı diye buna maruz kaldıklarını da biliyoruz!&lt;br /&gt;Şiddete uğrayanların çoğu evli ama yetişkin değil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Şiddetin bir coğrafyası, bir sınıfı yok. Şiddet uygulayanlar sadece yoksul, itilmiş, cahil ötekiler değiller. Şiddet, köylü bir eylem de değil; şehirli, hatta büyükşehirli bir eylemler bütünü. Buna ilgili/yetkili kurum ve kişiler de ikna olmalı, çözüme yönelik çabaları önyargısız ve adaletli bir biçimde geliştirmeli, hayata geçirmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bianet'in çetelesini tuttuğu vakalarda mağdurların yüzde 83'ü 20 yaşından küçük. Bu çocuk kadınların kayda değer bir bölümünün evli olduğunu sanıyorum. Bu bizi başka bir soruna götürüyor: Geçen yıl öldürülen kadınların yüzde 50'sinin katili kocası ama bu kadınların hepsi yetişkin değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Evlilik yaşam döngüsünün bir durağı olarak mutlaklaştırılmamalı. Bir tercih, özgür bir seçim olmalı. Her iki kadından biri eşinin şiddetine maruz kalıyorsa bir tercih yapmalıyız: Kadınların canı pahasına kutsal aileyi korumak mı, yoksa bireyi önceleyip yaşam hakkı gibi temel hakları güvenceye almak mı? Hükümet ve onun siyasetçileri ilkini kahramanca savunurken Türkiye rekordan rekora koşuyor: Cinsiyet eşitliğinde son sırada... Çocuk evliliklerini önlenmiyor... Muhafazakarlık körüklenirken hak hukuk mücadelesi aşağı çekiliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kadınlar ölüyor, başbakan ve onun kadından sorumlu bakanı camdan bakıyor. Bakarken sıkılmasınlar, tuzlu çekirdek gönderelim, çitleyip dursunlar. Dillerine pelesenk ettikleri ama hiçbir şey ifade etmeyen "Yasalarda eşitliği sağladık" gibi cümleleri gevelemekten iyidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynak:http://bianet.org/bianet/kadin/127499-siddete-ugrayan-kadinlarin-cogu-evli-ama-yetiskin-degil&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-7559620099550741942?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/7559620099550741942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/01/siddete-ugrayan-kadnlarn-cogu-evli-ama.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7559620099550741942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7559620099550741942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/01/siddete-ugrayan-kadnlarn-cogu-evli-ama.html' title='&quot;Şiddete Uğrayan Kadınların Çoğu Evli Ama Yetişkin Değil&quot;'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-3835813510313682895</id><published>2011-01-28T05:09:00.000-08:00</published><updated>2011-01-28T05:16:35.831-08:00</updated><title type='text'>"Kadının Şiddetten Korunması İçin Eril Devlet Dönüşmeli"</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ayşe Paşalı cinayetinin de gösterdiği gibi 4320 sayılı yasa kadını şiddetten korumakta yetersiz. Eksiklikleri giderilmeli ve kapsamı genişletilmeli. Ama daha da önemlisi, kolluktan başlayıp savcıya ve hakime uzanan süreç dönüşüm geçirmeli. Uygulayıcıların duyarlılık kazanması, yasanın işlerliğini olumlu yönde etkileyecektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadına yönelik şiddet noktasında değinilmesi gereken önemli düzenleme, 17.Ocak.1998'de yürürlüğe giren 4320 sayılı "Ailenin Korunmasına Dair Kanun"dur. Bu yasa, kadın örgütlerinin uzun zamandır çıkartılmasını istedikleri ve bunun için yoğun kampanya yürüttükleri bir yasadır (1).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailenin Korunmasına Dair Yasa'nın taslağı mecliste görüşülürken, bazı milletvekilleri yasadan duydukları hoşnutsuzluğu çok açık bir şekilde dile getirmiştir: "Eğer aileye müdahale etmekten vazgeçersek, aile içindeki şiddet aşağı çekilecektir", "Bizim çok eski dinimiz Şamanizm'den  gelen kötü geleneklerimiz var. Öncelikle bunlar etki yapıyor. Bir de batıdan gelen, bilhassa son dönemde feminist akımların aileyi etkilemesiyle oluşan, eşleri rakip iki insan gibi gösteren akımların da şiddete çok büyük tesiri olmaktadır, şiddete sebep olmaktadır", "Eşler arasında belli zamanda kalıcı olmayan belli problemler olabilir. Bu problemleri kalıcı problemler gibi görüp, hemen müdahale ederek büyütmenin bir faydası yoktur. Ailede münakaşa evliliğin tuzudur", "Bu kanun tasarısı, Türk aile yapısının temeline dinamit koyan bir kanun tasarısıdır" (2).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasanın adı yanlış&lt;br /&gt;Yasanın adı, bir çelişki taşımaktadır. Çünkü, şiddet ailede yaşanmaktadır. Dolayısıyla korunması gereken "aile" değil, şiddete uğrayan ya da uğrama tehdidi altında olandır. Bu isimlendirme, şiddet üreten bir kurumun korunmaya çalışıldığı çağrışımı yapmaktadır. Hukukta isimlendirme önem taşımaktadır. Çünkü isimlendirme, tanımanın niteliğini belirlemekte ve sorunun nasıl kavrandığını göstermektedir. Sorunun doğru kavrandığı yerde, doğru isimlendirme yapılabilir ve  çözümü için doğru araçlar seçilebilir. Bu nedenle, yasanın  isminin "Ailenin Korunması" şeklinde ifade edilmesi doğru değildir. Böyle bir isimlendirme, aile fetişizminin bir yansımasıdır. Hukuk, aileyi kutsallık zırhıyla donatarak kadına yönelen ayrımcı uygulamaların (sömürünün ve şiddetin) kaynağı durumuna gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasa boşanma davası açan eşi korumuyor&lt;br /&gt;Yasanın çıkmasından sonra yapılan eleştiriler ve uygulamada yaşanan sorunlar nedeniyle, yasada 5636 sayılı Kanunla değişiklikler yapılmıştır. Ayrıca 1 Mart 2008 tarihinde, 4320 Sayılı Yasa'nın Uygulanması Hakkında Yönetmelik çıkarılmıştır. Yasa'ya göre koruma talebi için başvuracak kişiler, aile içi şiddete maruz kalan eş, çocuklar, aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinden biri, mahkemece ayrılık kararı verilen veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı olan veya evli olmalarına rağmen fiilen ayrı yaşayan aile bireylerinden biri koruma talebinde bulunabilir. Yasa'nın değişiklikten önceki şekli, ayrı yaşayan eşler hakkında korunma kararının verilmesine imkân tanımıyordu. Bu nedenle mahkemeler, boşanma davası açan ya da ayrı yaşayan eşlerin korunma talebini reddetmişlerdir. Oysa boşanma davasının açılması ya da eşin ayrı bir evde yaşamaya başlaması, kadının şiddet görme ihtimalini arttırmaktadır (3).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasada, boşanan ya da fiilen birlikte yaşayan kişilerin de bu yasadan yararlanacağı açıkça belirtilmemiştir. Bu nedenle bazı mahkemeler, sözü edilen durumdaki kadınlar için koruma talebine hükmetmemektedir. Oysa, 4320 sayılı Yasa'nın başka ülkelerdeki benzerlerinde hukuken geçerli bir evlilik aranmaksızın birlikte yaşayanlar da koruma kapsamına alınmaktadır (4).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koruma için şiddet tehlikesinin varlığı yeterli olmalı&lt;br /&gt;Diğer taraftan kadına yönelik  şiddetin önlenmesi anlamında sadece şiddete maruz kalmış olma durumunda değil, şiddete uğrama tehlikesinin varlığı durumunda da yasa uygulanmalıdır. Yasa ve uygulama bu yönde genişletilmelidir. Çünkü yasa bu haliyle şiddete uğramayı ön koşul saymakta ve ikinci bir şiddet olayının gerçekleşmesini önlemeye çalışmaktadır. Şiddete uğrama tehlikesinin varlığı durumundaysa, kadın şiddete uğramadan korunmuş olacaktır (5).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasa'nın uygulanması noktasında  en başta görevlilerin duyarsızlığının ve tavrının, kadınların yaşadıkları şiddeti açıklamada, buna karşı hukuksal yollara başvurmada  olumsuz etki yaptığı belirtilebilir. Ayrıca bu sadece kolluk için değil, savcılar için de geçerlidir. Özellikle polise başvurulduğunda kadınların karşılaştığı "aile kavgasıdır, karışmayız" tepkisi ya da şiddet gören kadının eve gönderilmesi yasayı baştan işlevsizleştirmektedir (6). Karakollarda yaşanan şiddet gerçeği de kadınların bu konudaki çekincelerini arttırmaktadır. Gözaltında şiddet-cinsel işkence olayları yaşanmakta ve "şiddet merkezine, şiddetten şikayet için gidilmektedir"(7).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boşanmış da olsa kadın eski eşin şiddetinden korunmalı&lt;br /&gt;Yasadaki eksikliklerin uygulamaya yansıması da şiddete uğrayan kadınları mağdur etmektedir. Çünkü daha önce de belirtildiği gibi, yasa boşanmış kadınları ve evli olmamalarına rağmen birlikte yaşayan kadınları kapsamına almamaktadır. Oysa bu gruba giren kadınlar da yoğun bir şekilde şiddete uğramaktadır.  Aile olma durumu, boşanmayla sona erse de eski kocaların eşlerini denetleme, kıskanma ve namusu olarak görme (8) eğilimi devam etmektedir.  Bunun son örneği yakın zamanda Ayşe Paşalı'nın öldürülmesinde yaşanmıştır. Boşandığı eşinden şiddet gören ve eski eşi tarafından tehdit edilen Paşalı, Aile Mahkemesi'ne başvurarak koruma tedbiri istemiş ancak  bu talebi,  boşanmış eşlere 4320 sayılı yasanın uygulanmayacağı gerekçesi ile reddedilmiştir. Ve sonrasında Paşalı, eski kocası tarafından 7 Aralık 2010'de öldürülmüştür (9). Ancak bu olaydan sonra benzer durumdaki boşanmış bir kadının koruma talebi, aynı mahkeme tarafından kabul edilmiştir (10).  Yasanın uygulama alanının genişletilmesi için ölüm olaylarının yaşanması mı beklenmelidir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslarassı sözleşmeler ve AİHM kararları emsal olmalı&lt;br /&gt;Bu durum, Türkiye'nin taraf olduğu BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'ne de aykırıdır. Çünkü Sözleşme'nin 1.maddesindeki "medeni durumlarına bakılmaksızın" ifadesi, bütün kadınları içine almakta ve devleti bu konuda yükümlü kılmaktadır. Uygulamada bazı hakimlerin, fiili beraberlikleri de içine alacak şekilde kararlar vererek, Yasa'nın uygulama alanını genişlettikleri  görülse de (10) bu konuda bütünlüklü bir uygulamadan söz edilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİHM'nin Türkiye'yi aile içi şiddetle ilgili bir davada mahkum etmesi, yasanın gerektiği gibi işlemediğini göstermektedir.  Mahkumiyete konu olan davanın ismi, Opuz,-Türkiye davasıdır. Türkiye, bu davayla aile içi şiddetten kadını koruyamadığı gerekçesiyle AİHM tarafından mahkum edilen ilk ülke olmuştur (11).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddet yasayla bitmiyor, devlet eşitsizliğe karşı kayıtsız&lt;br /&gt;Türkiye'de erkek şiddeti, münferit değil sistematiktir ve  Opuz gibi pek çok vaka bulunmaktadır (12).   Kadına yönelik şiddet, devletin öncelikli meselesi olmamaktadır. Yasalar çıkarmak ve bu işin yalnızca yasal çerçeveyle çözüleceğini düşünmek, yaşanan şiddet gerçeği karşısında gerçekçi bir yaklaşım değildir. Zaten yasal reformlara rağmen şiddetin bu kadar yaygın olması, bunu doğrulamaktadır. Ayrıca kadınlar lehine düzenlemeler de etkin bir şekilde uygulanmamaktadır. Uygulamaya hakim olan eril bakış, bu düzenlemelerin hayata geçmesini engellemektedir. Devlet, kendisi için önem arz etmeyen konularda (kadınların eşitsiz konumu, şiddet görmeleri ve sömürülmeleri bunlardan biridir) kayıtsız kalmakta ya da ihmalkar davranmaktadır. Opuz kararı, bu kayıtsızlığın ve ihmalkarlığın çok açık bir örneği olarak karşımızda durmaktadır. Zaten Mahkeme bu kayıtsızlığı, "yargı düzeyinde genel ve ayrımcı pasiflik" (13) şeklinde ifade etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolluktan yargıca dönüşüm gereği&lt;br /&gt;Kadına yönelik şiddetin bu kadar yaygın olduğu bir ülkede, sığınma evlerinin azlığı da bu kayıtsızlığı doğrulamaktadır. Türkiye'de  Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağlı 29, belediyelere ve özel kurumlara ait 25 olmak üzere toplam 54  sığınma evi bulunmaktadır (14).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasa'nın uygulanması noktasında şiddet mağduru kadınların sosyo-ekonomik güçlerinin yetersizlikleri, yasadan habersiz oluşları ve kolluğun tavrı daha baştan kadının  mağduriyetini açıklamasını zorlaştırmaktadır. Bir de buna yasanın eksikliklerini ve bunun uygulamaya yansımasını   eklediğimizde,   yasanın    etkisi  oldukça   sınırlanmaktadır. Bu nedenle, yasanın eksiklikleri giderilmeli ve kapsamı genişletilmelidir. Ama daha da önemlisi, kolluktan başlayıp savcıya ve hakime uzanan sürecin, bir dönüşüm geçirmesi gerektiğidir. Çünkü bu sürecin aktörü olan uygulayıcıların duyarlılık kazanması, yasanın işlerliğini olumlu yönde etkileyecektir. (EB/EK)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kocaeli Üniversitesi Araştırma Görevlisi&lt;br /&gt;___________________________________________________&lt;br /&gt;Dipnotlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Nurhan Erol, "Koruma Kararı ve Uygulaması, Kadına Yönelik Şiddete Karşılaştırmalı Hukukun Yaklaşımı", 2.b., İstanbul: İstanbul Barosu Kadın Hakları Uygulama Merkezi Yayını, 2002, s.96&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Erol,, s.96&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Fatma Benli, "4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun Tasarısı Hakkındaki Görüş ve Öneriler Aile İçi Şiddet Önlemede Avusturya Modeli", Hukuk Dünyası, Sayı: 2006/3, Temmuz-Aralık 2006, s.14&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Nazan Moroğlu, "Kadına Yönelik Şiddet ve Ailenin Korunmasına Dair Kanun", Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu TÜBAKKOM VII.Kitap 9.Dönem 2 Mayıs 2007-5 Mayıs 2009, Yay. Haz: Harika Levent, 1.b., Ankara: Türkiye Barolar Birliği Yay., 2009, s.233&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Karınca, 2007KARINCA, Eray, "Ailenin Korunmasına Dair Kanunda 5636 Sayılı Kanunla Yapılan Değişikliklerin Değerlendirilmesi", Terazi Aylık Hukuk Dergisi, Sayı:11, Temmuz 2007,  s.119&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Bilal Köseoğlu, "Ailenin Şiddetten Korunması", Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı: 77, Temmuz-Ağustos 2008, s. 333&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Erol, s.100&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Eray Karınca, "Kadına yönelik aile içi şiddetin önlenmesi için beş öneri",  http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&amp;ArticleID=939704&amp;Date=25.12.2009&amp;CategoryID=42, Erişim Tarihi: 24.11.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Eski Koca Devlet Korumayınca Öldürebildi, http://bianet.org/bianet/toplum/126568-eski-koca-devlet-korumayinca-oldurebildi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. 2.Ocak.2011 tarihli Milliyet gazetesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Örneğin Hakim Eray Karınca, birlikte yaşadığı kişinin uzun süredir kendisine şiddet uyguladığını, hayatı için endişe duyduğunu ileri sürerek korunma isteyen kadın için dört ay süreli koruma tedbiri alınmasına karar vermiştir. "Kadınlar Bu Mahkeme Kararlarını Aklınızın Bir Köşesinde Tutun", http://bianet.org/bianet/kadin/115583-kadinlar-bu-mahkeme-kararlarini-aklinizin-bir-kosesinde-tutun, Erişim Tarihi: 22.11.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Eray Karınca, "Devlet ne yapmalı?", http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&amp;ArticleID=943692&amp;Date=04.12.2009&amp;CategoryID=42, Erişim Tarihi: 12.12.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. AİHM'den Aile İçi Şiddete İkinci Mahkumiyet Yolda", http://bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/116073-aihmden-aile-ici-siddete-ikinci-mahkumiyet-yolda, Erişim Tarihi: 26.11.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Opuz-Türkiye Davası, http://www.yargitay.gov.tr/aihm/upload/33401-02.pdf,  Erişim Tarihi: 25.11.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. http://www.shcek.gov.tr/hizmetler/Kadin_Aile_Toplum/KadinKonukevleri.Agustos09.pdf,  Erişim Tarihi: 26.11.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynak:http://bianet.org/bianet/diger/127481-kadinin-siddetten-korunmasi-icin-eril-devlet-donusmeli&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-3835813510313682895?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/3835813510313682895/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/01/kadnn-siddetten-korunmas-icin-eril.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3835813510313682895'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3835813510313682895'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/01/kadnn-siddetten-korunmas-icin-eril.html' title='&quot;Kadının Şiddetten Korunması İçin Eril Devlet Dönüşmeli&quot;'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-8570676316877550994</id><published>2011-01-28T05:00:00.000-08:00</published><updated>2011-01-28T05:08:15.686-08:00</updated><title type='text'>Kadınları Öldüren Kontrolsüz Öfke Değil Sistematik Şiddet</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Erkekler 2010'da 388 kadın ve çocuğu öldürdü ya da yaraladı. Şiddet olaylarının en az 42'sinde mağdurların tehdit altında olduğu çevrelerince biliniyordu, can güvenlikleri bulunmadığı, tehdit edildikleri ya da şiddet gördükleri gerekçesiyle daha önce karakola ya da savcılığa başvurmuştu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bianet'in gazetelerden, internet sitelerinden ve haber ajanslarından derleyerek hazırladığı çetelelere göre, erkekler 2010'da en az 217 kadın ve üç çocuğu öldürdü, 164 kadın ve 4 çocuğu yaraladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek çok cinayet, yaralama, taciz ve tecavüz olayında görgü tanıklarının, mağdurların ya da faillerin sözleri şiddetin ilk kez yaşanmadığını gösteriyordu. Ölüm ya da ağır yaralanma yıllardır süregiden şiddetin vardığı doruk noktasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddet olaylarının en az 42'sinde mağdurların tehdit altında olduğu çevrelerince biliniyordu, can güvenlikleri bulunmadığı, tehdit edildikleri ya da şiddet gördükleri gerekçesiyle daha önce karakola ya da savcılığa başvurmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OCAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 OCAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avusturya'da boşandığı kocası Ş.K. tarafından bıçaklanarak öldürülen P.K.'nin, daha önce de eski kocası tarafından defalarca ölümle tehdit edildiği ortaya çıktı. P.K. İstanbul'da toprağa verilirken, katil zanlısı ise psikiyatri kliniğine kapatıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 OCAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya'da Gelsenkirchen kentinde ayrı yaşadığı kocası M.Ş. tarafından bıçaklanarak öldürülen dört çocuk annesi N.Ş.'nin daha önce de defalarca kocasının şiddetine maruz kaldığı ortaya çıktı. Yapılan otopsi sonucu hazırlanan rapor, M.Ş.'nin karısı N.Ş.'yi öldürdükten sonra bıçağı kendisine saplayarak intihar ettiğini doğruluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞUBAT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 ŞUBAT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet - tecavüz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana'da tecavüzcüsüyle evlenmek zorunda kalan ancak gördüğü şiddet nedeniyle ailesinin yanına dönen E.Ş.'yi (23), kocası M.Ş, barışma teklifini kabul etmediği için öldürdü. M.Ş., kayınpederini de yaralayıp intihar etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MART&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 MART&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malatya'da karısı V.K.'yı (33) dövüp burnunun kırılmasına neden olan Y.K., karısı ameliyat olduğu için hastanede yattığı sırada üç aylık bebeğini döverek ölümüne neden oldu. Y.K. tutuklandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 MART&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana'da Y.İ. (30), 1.5 yaşındaki kızını kendisine göstermedikleri iddiasıyla tartıştığı eski kayınvalidesi G.S.'yi (43) öldürüp eski eşi C.S.S.'yi (20) yaraladı. Y.İ., olay sırasında birlikte oldukları iddia edilen babası A.İ. ve kardeşi C.İ. ile kaçtı. Y.İ.'nin eski eşini daha once de ölümle tehdit ettiği öne sürüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 MART &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir'de C.D. (31), evlilik teklifini de kabul etmeyen lise öğrencisi G.D.'ye (19), halasının evinde bıçakla saldırdı. G.D. de kendisini bıçakla korumak isteyince C.D. ve G.D. olay yerinde yaşamlarını yitirdi. Akrabaları, C.D.'nin G.D.'yi bir süredir tehdit ettiğini ve G.D.'nin bu nedenle dört gün önce halasının evine taşındığını anlattı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NİSAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 NİSAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gaziantep'de kendisinden şiddet gördüğü için annesini evine dönen eşi M.İ.'yi almaya giden İ.İ. (23), çıkan tartışmada kayınvalidesi Z.İ.'yi (47) bıçakla yaraladı. İ.İ. olaydan sonra kaçtı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 NİSAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kars'ta eşi M.A. ve kayınbiraderi R.A. tarafından darp edildiğini ileri süren kadın hastanede tedavi altına alındı. Burnunda kesikler olan Y.A., başvurduğu karakoldan hastaneye götürülüşü sırasında görevli bir askerin de kendisine şiddet uyguladığını söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 NİSAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taciz - ensest &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursa'da annesi ağabeyi tarafından bıçaklanarak öldürülen ve babasının tacizine uğradığı iddiasıyla sık sık evden kaçan H.B. (20), intihar etmek istedi. H.B.'nin 15 gün önce Bursa Emniyet Müdürlüğü'ne başvurup babasından şikayetçi olduğu, gözaltına alınan babanın mahkeme tarafından serbest bırakıldığı öğrenildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 NİSAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manisa'da A.N.B. (50), ayrı yaşadığı karısı LB.'yi (39) sokak ortasında vurarak öldürdü. Bir çocuk annesi L.B.nin geçtiğimiz yıl geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açtığı ve çiftin ayrı yaşamaya başladığı belirtildi. Boşanma sürecinde L.B.'nin kendisini rahatsız ettiği gerekçesiyle karakola giderek kocasından şikayetçi olduğu, mahkeme tarafından kocaya eve yaklaşmama cezası verildiği öğrenildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAYIS &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 MAYIS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizli'de N.K. (57), kendisinden kaçan sevgilisi F.Ö.'yü (38) bulup önce yaraladı; bir yıl cezaevinde yatıp çıktıktan sonra da çalıştığı işyerinde silahla vurup öldürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 MAYIS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana'da İ.K. (36), iki yıl önce boşandığı eşi N.B.'ye "kıskançlık" nedeniyle ateş açtı. Silahlı saldırı sırasında kız kardeşini korumak isteyen R.B. (33), tabancanın önüne atlayarak yaralandı. İ.K.'nin boşandığı eşini daha önce de bıçakla yaraladığı öğrenildi. Polis, olaydan sonra kaçan İ.K.'yi arıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAZİRAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 HAZİRAN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şanlıurfa'da yedi çocuk annesi T.K. (48), evinde silahla vurularak öldürüldü. T.K.'yi kızıyla evlenmesine izin vermediği için 15 gün önce bıçakla yaralayan yeğeni şüpheli sıfatıyla gözaltına alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 HAZİRAN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecavüz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursa'da B.S. (29), eşi N.S.'yi (26) para karşılığında erkeklerle birlikte olmaya zorladığı iddiasıyla gözaltına alındı. N.S.'nin dokuz ay önce doğum yaptığı, bebeğinin ise kafa travması geçirdikten sonra koruma altına alındığı öğrenildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taciz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malatya'da F.Ö. (32) ayrı yaşadığı karısı E.Ö.'yü (26) servis beklediği duraktan kaçırdı. E.Ö., daha önce yedi aydır ayrı yaşadığı kocası ile yanındakilerin kendisini kaçırmak istediklerini belirterek şikayette bulunmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 HAZİRAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizli'de A.G. (40), kendisinden boşanmak isteyen eşi F.G.'yi (26) evden ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı alışveriş merkezinde öldürdükten sonra intihar etti. A.G.'nin F.G.'yi daha önce de bıçakla yaraladığı ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 HAZİRAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana'da V.A. (32), kayınvalidesini öldürdü, kayınpederi ve üç kişiyi rehin alan V.A., karısını da kaçırdı. V.A.'nın daha önce eşinin ailesini tehdit ettiği ve ailenin Emniyete şikayette bulunduğu öğrenildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 HAZİRAN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muğla'da C.O., Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Peyzaj Mimarları Odası Muğla İl Temsilcisi Hülya Yolcubal'ı evinin önünde öldürüldü. Yolcubal, eski sevgilisi C.O. hakkında "kendisini tehdit ettiği" suçlamasıyla şikâyette bulunmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEMMUZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 TEMMUZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet - Yaralama &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana'da, M.Ö. (35), şiddet uyguladığı eşi ile çocuklarını yanına alan kayınpederi S.K.'yi (52) traktörle ezerek öldürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 TEMMUZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Van'da F.P., geçtiğimiz sene dövüp kulağını kestiği eşi S.P.'ye yine şiddet uyguladı. Geçtiğimiz yıl hastanedeki tedavisinin ardından bir süre koruma altında tutulan ancak daha sonra mahkeme kararıyla evine geri gönderilen S.P., hastaneye kaldırıldı. F.P. kaçtı. S.P.'nin tedavisi yoğun bakım ünitesinde sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 TEMMUZ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzon'da mahkemenin eşini dövdüğü gerekçesiyle altı ay evden uzaklaştırma verdiği F.T., altı gün sonra alkollü halde eve gelip eşi M.T.'yi dövüp bıçakladı. Mahkemede "Ne olmuş yani eşimdir, döverim de severim de" diyen zanlı tutuklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 TEMMUZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzon'da karısını dövdüğü gerekçesiyle iki yıl hapis cezasına çarptırılan M.Y.,(35) tahliye olduktan bir ay sonra 13 yıllık karısı Ö.Y.'yi çırılçıplak soyarak dövdükten sonra üzerine tuvaletini yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 TEMMUZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskişehir'de S.E. (44), kendisinden boşanmak isteyen karısı N.E.'yi (46) bıçaklayarak öldürdü, kendisine engel olmaya çalışan oğlu H.Ç.'yi de (16) yaraladı. N.E., üç gün önce eşinden gördüğü şiddet nedeniyle hastaneye kaldırılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AĞUSTOS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 AĞUSTOS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mersin'de O.Y. (45), kendisinden boşanmaki isteyen eşi N.Y.'yi (41), kızlarıyla birlikte yaşadığı evin balkonundan atarak öldürdü. Çiftin birkaç gün önce yine kavga ettikleri için polis merkezinde ifade verdikleri öğrenildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 AĞUSTOS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana'da İ.T. (38), cep telefonuna gelen mesajı okumak istemeyen ve yaşları sekiz ile 12 arasında değişen dört kızı ile eşi K.T.'yi (35) dövdü. K.T., kızlarıyla birlikte savcılığa başvurdu. K.T., cinayet suçundan sabıkalı olan İ.T.'yi daha önce de jandarmaya şikayet ettiğini ancak İ.T.'nin ifade verdikten sonra serbest bırakıldığını ve kendilerini ölümle tehdit ettiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EYLÜL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 EYLÜL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mersin'de H.K. (40), sığınma evinde kalırken yakınlarının araya girmesiyle eve dönmeyi kabul eden karısı T.K.'ye (38) eve dönüş yolunda bıçaklayarak öldürdü. T.K.'nin kocasından kurtulmak için tarlaya saklandığı ancak H.K.'nin karısını bulup 17 yerinden bıçakladığı ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 EYLÜL &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saldırı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana'da C.G. (28), şiddetli geçimsizlik nedeniyle kendisinden boşanan eşi R.O.'nun (25) babasının evine molotof kokteylli saldırı düzenletti. C.G.'nin iki ay önce de eski eşinin babasının otomobilini yaktığı öğrenildi. Olayla ilgili olarak yedi kişi gözaltına alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 EYLÜL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antalya'da M.K. (54); eşi E.K.'yi (46) av tüfeğiyle vurarak öldürdükten sonra teslim oldu. İki çocuk annesi E.K.'nin yaklaşık iki ay önce evden ayrıldığı ve cinayetten iki gün önce eşiyle barıştığı öğrenildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EKİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 EKİM &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana'da H.A. (20), çalışmasını istemediği ablası H.Z. (32) ile kendisine engel olmak isteyen annesi F.A. (55) ve kızkardeşi B.A.'yı (18) bıçaklayarak öldürdü. H.A.'yı azmettirdiği öne sürülen eniştesi B.Z. gözaltına alındı. B.Z.'nin kayınpederi S.A.'yı sık sık tehdit ettiği, cinayete teşebbüs ve araç kurşunlama suçundan tutuksuz yargılandığı ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 EKİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İntihar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana'da 14 Ekim'de kendini asarak intihar eden Ç.B.'nin (17) annesi ve kardeşi, Ç.B.'nin babasından gördüğü baskı ve şiddet nedeniyle intihar ettiğini öne sürdüler. Anne Z.B., eşi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacağını açıkladı. Baba A.B.'nin, kızının intiharından bir gün önce eşinin boşanma davası açmasına sinirlenerek kayınpederinin evini bastığı ve baldızı N.Ö.'yü (38) bıçakladığı ortaya çıktı. Olayın ardından evine dönen A.B.'nin bu kez de kızlarını dövdüğü, olay günü alışverişe çıkan iki kızkardeşin eve döndüklerinde Ç.B.'yi ölü buldukları belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 EKİM &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'da eski sevgilisi A.B.'nin (29) evine giden uzman çavuş S.K., A.B. ile erkek arkadaşı S.G.'yi (31) bacak ve ayaklarından vurarak yaraladı. A.B.'nin kendisini rahatsız eden S.K. hakkında daha önce beş kez savcılığa suç duyurusunda bulunduğu öne sürüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 EKİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralama &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursa'da bir ay önce dövdüğü eşi K.Ş.'nin (47) şikayeti üzerine gözaltına alınıp savcılıktan serbest bırakılan M.Ş. (64), kayınvalidesinin evini basıp olaydan sonra annesinin yanına taşınan K.Ş.'yi bıçakla ağır yaraladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KASIM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 KASIM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mersin'de eşine şiddet uyguladığı için 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun uyarınca, mahkeme kararıyla evden uzaklaştırılan F. D. (41), eşi K.D.'yi ve oğlu F.D.'yi (15) bıçakladı. Olaya çiftin oğlu V.D. (3) de tanık oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARALIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 ARALIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir'de Z.Ö. (36), kızı E.Ö.'yü (9) döverek öldürdü. Kızının öldüğünü fark edince beş yaşındaki kızını da yanına alarak kaçan Z.Ö. kısa süre sonra yakalandı. Z.Ö.'nün karısı H.Ö.'nün yaklaşık altı ay önce iki kızıyla birlikte Mardin'e ailesinin yanına taşındığı, iki kızını da babalarının yanında bıraktığı öğrenildi. Z.Ö. ifadesinde, yemek yemediği için dövdüğü kızını daha önce de annesini özlediği için birkaç kez dövdüğünü söyledi. Z.Ö. tutuklanırken beş yaşındaki kızı İzmir Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından koruma altına alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 ARALIK &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edirne'de bir baba, kocasından boşanmak isteyen kızını sokak ortasında dövdü. Çevredekiler olaya müdahale etmeyince taksi durağındaki şoförler araya girip adamı sakinleştirmeye çalıştı. Ancak adam kızına bir kez daha saldırınca olay yerine polis ekipleri geldi. Genç kadın babasından şikayetçi olmayınca herhangi bir işlem yapılmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 ARALIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursa'da Ü.B. (30), ikinci eşi İ.B.'nin (50), down sendromlu kızı E.A. (10) ile küçü kızı E.A.'ya (8) cinsel tacizde bulunduğu ve kızlarını dövdüğü iddiasıyla polise başvurdu. İ.B. tutuklandı ancak geçim sıkıntısı çeken Ü.B., dört ay sonra şikayetini geri alınca tutuksuz yargılanmak üzere tahliye oldu ve eve geri döndü. Yaklaşık iki ay önce ailenin komşularından biri polisi arayarak İ.B.'nin çocukları taciz ettiğini ileri sürdü. Ü.B., firari durumdaki kocasının kendisini telefonla tehdit ettiğini, kocasının yokluğunda nasıl geçineceğini bilemediğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 ARALIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara'da İ.Y. (45), eski eşi A.P.'yi (42) sokak ortasında bıçaklayarak öldürdü. Olaydan sonra kaçan İ.Y. kısa süre sonra yakalandı. İ.Y.'nin evliyken A.P.'ye şiddet uyguladığı ve tecavüz ettiği için yargılandığı ancak hakime "Pişmanım, karımı seviyorum" dediği için serbest bırakıldığı, A.P.'nin ise eşinin tehditleri nedeniyle polise ve savcıya başvurduğu halde "boşanmış oldukları için" koruma kararı aldıramadığı ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 ARALIK &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecavüz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Samsun'da S.Ş. (28), yaklaşık on gün önce evden kaçtıkları ileri sürülen S.Y. (13) ile D.K.'ye (11) tecavüz ettiği iddiasıyla tutuklandı. S.Ş. hakkında başka bir suçtan üç yıl yedi ay on gün kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 ARALIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüpheli intihar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Samsun'da üç çocuk annesi Ç.G.'nin (25), kayınpederi ile birlikte oturdukları evde, kendisini asarak intihar ettiği öne sürüldü. Ç.G.'nin kocası Ş.G. (27), olaydan sonra gözaltına alındı. Yakınları, kayınpederinin Ç.G.'ye şiddet uyguladığını, Ç.G.'nin ayrı bir evde yaşamak istediğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 ARALIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralama &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana'da inşaat işçisi M.Ö. (34), dövdüğü karısı Ş.Ö. (23) hastanede tedavi görürken oğlu İ.Ö.'yü (7) de ders kitabını okuyamadığı bahanesiyle dövdü. İ.Ö., annesi eve döndükten sonra polisi arayıp yardım istedi. M.Ö. gözaltına alınırken İ.Ö. hastaneye kaldırıldı.  İ.Ö. hastaneye kaldırıldı. Henüz 14 yaşındayken M.Ö. ile evlendirildğini ve üç çocuğu bulunduğunu anlatan Ş.Ö. gidecek bir yeri olmadığını belirterek kocasından şikayetçi olmadı. Babasından korktuğu için eve gitmek istemeyen İ.Ö. de evine döndü. Polis, darp edilen kişinin yaşı küçük olduğu için kamu davası açılması için dosya hazırlayarak savcılığa gönderildi. Gözaltına alınan M.Ö. ise polisteki ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Adana Sosyal Hizmetler İl Müdürü Fazlı Doğanç annesi ve babasından şiddet gören çocukların hakim kararıyla ailesinden alınabileceğini bildirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 ARALIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara'da S.B. (29) karısı F.B.'yi (23) tabancayla öldürdü. Olaydan sonra polise teslim olan S.B. tutuklandı. Olay yerinde 20 boş kovan bulundu. Çiftin üç yıllık evli olduğu ve bir çocuklarının bulunduğu öğrenildi. S.B.'nin karsına şiddet uyguladığı, F.B.'nin bir süre önce evi terk edip ailesinin yanına yerleştiği ancak barışma teklifini kabul edip kısa süre önce evine geri döndüğüü, olaydan bir gün önce yeniden şiddet görünce durumu ailesine anlattığı ve çiftin arasındaki son kavanın bu nedenle çıktığı ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 ARALIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir'de M.B.B., eski kız arkadaşı T.Y. (26) ile babası C.Y.'yi (56) sokak ortasında bıçaklayıp kaçtı. C.Y., bir süre önce kızını rahatsız ettiği gerekçesiyle zanlı M.B.B. hakkında suç duyurusunda bulunduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; kaynak: http://bianet.org/bianet/bianet/127370-kadinlari-olduren-kontrolsuz-ofke-degil-sistematik-siddet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-8570676316877550994?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/8570676316877550994/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/01/kadnlar-olduren-kontrolsuz-ofke-degil.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8570676316877550994'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8570676316877550994'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/01/kadnlar-olduren-kontrolsuz-ofke-degil.html' title='Kadınları Öldüren Kontrolsüz Öfke Değil Sistematik Şiddet'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-4981887793211514649</id><published>2011-01-28T04:53:00.000-08:00</published><updated>2011-01-28T05:00:05.514-08:00</updated><title type='text'>Kadınların Eylemi Ses Verdi: Altı Tecavüz Sanığına İddianame Hazır</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Muğla'da toplu tecavüzle suçlanan altı kişi hakkındaki iddianame, 18 yaşından küçük iki sanığın aynı olaydan yargılandığı davanın ilk duruşması görülürken tamamlandı. Bu sırada Türkiye'nin her yerinden kadınlar, adliye önünde eylemdeydi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 yılı Haziran ayında Muğla ili Fethiye ilçesi Gebeler kaplıcasında aralarında Milli Eğitim müfettişi ve öğretmenlerinin de olduğu tecavüzcülerden tespit edilebilen sekiz sanık hakkında suç duyurusunda bulunulduğu halde, suç tarihinde yaşları 18'den küçük olan ikisi hakkında açılan davanın ilk duruşması bugün görüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duruşma başlamadan önce Türkiye'nin her yerinden kadınlar, tecavüzcüleri koruyan ve Yargıtay kararına rağmen altı yetişkin tecavüz zanlısını yargılamayan hukuk sistemini protesto etmek üzere Muğla Adliyesi önündeydi. Kadınlar eylemlerini sürdürürken altı yetişkin zanlı hakkındaki iddianame de tamamlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların müdahillik talebi kabul edilmedi&lt;br /&gt;Üç yıllık hukuk mücadelesi sonunda başlayan ve Muğla Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasına, sanıklar ve savcının tanık olarak dinlenmesini istediği diğer altı zanlı katılmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkeme başkanı, Yargıtay kararına rağmen haklarında dava açılmayan altı kişi hakkındaki iddianamenin tamamlandığını açıkladı. Diğer dosyada sanık oldukları için mahkeme daha önce tanık olarak açıklanan altı kişinin dinlenmesinden vazgeçti. Mahkemenin iddianameyi kabul edip duruşma günü vermesi, her iki davanın aynı mahkemede görülmesi ve dosyaların birleştirilmesi bekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkeme, Mor Çatı, Kadın Dayanışma Vakfı, Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) ve Amargi ile tek tek kadınların müdahillik başvurularını kabul etmedi. İzmir Barosu'nun gözlemci olarak davayı izleme talebi de sanıkların yaşlarının 18'den küçük olması ve davada gizlilik kararı bulunması nedeniyle reddedildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savcının sanıklar hakkında tutuklama kararı çıkarılması talebi de reddedildi. Sanıkların zorla getirilmesine ve olay tarihinde nerede bulunduklarının belirlenmesi için cep telefonu sinyallerinin tespitine ilişkin talep ise kabul edildi. Dava 16 Mart'a ertelendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın örgütleri adliye önündeydi &lt;br /&gt;Denizli, Muğla, Antalya, Ankara, İzmir, İstanbul, Datça, Bodrum, Didim, Adana ve Fethiye'den yaklaşık 150 kadın, tecavüz olayını ve tecavüzcüleri kollayarak ilerleyen hukuki süreci protesto etmek üzere öğle saatlerinden itibaren Muğla Adliyesi önündeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar duruşma boyunca, "Tecavüz çetesi yargılansın", Erkek adalet değil gerçek adalet istiyoruz", "Yaşasın kadın dayanışması," "Kadınlar burada tecavüzcüler nerede", "Yargı tecavüzcüyü koruma" sloganları attı. Türkiye Tecavüze Karşı Kadın İnisiyatifi adına basın açıklamasının okunmasının ardından her ili temsilen bir kadın konuşma yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklamada, tecavüze maruz kalan kadının yaptığı ilk başvurunun ardından İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun raporuna rağmen Fethiye Savcılığı'nın takipsizlik kararı verdiğini hatırlatıldı. Takipsizlik kararına tecavüzcülerin "öğretmen" olmasının gerekçe gösterildiği belirtilerek, "Tecavüzcünün mesleğinin bir önemi yok. Tecavüzcü ressam, öğretmen, müfettiş, doktor olabilir" denildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar tüm sorumluları tecavüze ortak olmamaya ve altı tecavüzcünün de en kısa zamanda yargılanmaları için sorumluluk almaya çağırdı. (BB/EÖ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynak: http://bianet.org/bianet/kadin/127436-kadinlarin-eylemi-ses-verdi-alti-tecavuz-sanigina-iddianame-hazir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-4981887793211514649?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/4981887793211514649/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/01/kadnlarn-eylemi-ses-verdi-alt-tecavuz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/4981887793211514649'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/4981887793211514649'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/01/kadnlarn-eylemi-ses-verdi-alt-tecavuz.html' title='Kadınların Eylemi Ses Verdi: Altı Tecavüz Sanığına İddianame Hazır'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-4468600107351882770</id><published>2011-01-25T07:22:00.000-08:00</published><updated>2011-01-25T07:24:50.890-08:00</updated><title type='text'>"Erkek Şiddetinin Potansiyel Mağduru Değil Mağduruyuz"</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hiçbir kadın ya da erkek şiddetinden kurtulmuş değil. Bu nedenle çetele herkese, şiddeti 'öteki' kadın ve 'öteki' erkek ile ilişkilendiren algıları ile yüzleşmeleri çağrısı aynı zamanda. Kadınların yanı sıra erkeklerin de "kadına yönelik şiddet"i tartışma ve şiddete karşı mücadele içinde olmaları için bir davet...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bianet, geçtiğimiz yıl boyunca gazetelere, internet sitelerine ve haber ajanslarına yansıyan kadına yönelik şiddet haberlerini derleyerek "erkek şiddetinin" 2010 yılı çetelesini yayımladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emine Özcan, 1 Ocak 2009 tarihli, "Neden Erkek Şiddetinin Çetelesini Tutuyoruz?" başlıklı yazısında, "Erkek şiddetinin çetelesini tutmak fikri; 2008 Nisan'ında gazetelerin cinsiyetçi dille şiddeti yeniden üretiyor olmasına, kadına yönelik şiddetin yine bu haberlerle gerekçelendirilmesine ve maalesef bu konuda araştırma yapılmadığı, elde somut veriler olmadığı için olayların münferitleşmesine itirazla ortaya çıktı" diyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günden bu yana değişen pek az şey oldu. Erkek şiddetinin boyutlarını ortaya koyacak resmi istatistiksel verilere ulaşmak halen pek kolay değil. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü'nün aile içi şiddet araştırmasının sonucuna göre, şiddete uğrayan kadınların yüzde 92'sinin şikâyetçi olmadığını hatırlamak gerek. Haberler ise yalnızca adli makamlara yansıyan olayları konu ediyor. Üstelik onların da hepsini değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek şiddeti hâlâ gazetelerin üçüncü sayfalarında, olayın failini değil mağdurunu odağa alarak, kadını "kurban" olarak konumlandırarak, "kadına yönelik şiddet" gerçeğini göz ardı ederek haber konusu olabiliyor. Böylece haberler "bazı kötü, hasta, sapkın, cahil" erkeklerin "bazı şanssız" kadınlara uyguladığı şiddet üzerinden kurgulanıyor. Şiddet klişelerle yeniden üretilirken kadın bir kez daha mağdur ediliyor. Kadına yönelik şiddet bağlamından kopuyor, sistematik şiddet göz ardı edilirken "erkek şiddeti" okurun çok uzağında konumlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılı çetelesinin kadına yönelik şiddete dair gerçek verileri yansıttığını iddia etmekse elbette mümkün değil. Ancak çetele pekâlâ, erkek şiddetine dair bazı sembolik gerçekleri göz önüne seren bütünlüklü bir araştırma olarak değerlendirilebilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar, kadın oldukları için öldürülüyor: 2010 yılı çetelesine yansıyan olaylarda şiddetin gerekçesi değişiyor gibi görünse de temelde yatan sebebin, erkeklerin kadınlar üzerindeki tahakküm talepleri olduğu rahatlıkla görülebiliyor. Erkekler, kadınları kendilerine ait bir mülk gibi görüyor ve "kadınları" üzerinde sahip olduklarını düşündükleri haklardan hiçbir koşulda vazgeçmek istemiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Münferit değil sistematik: Ortaya çıkan veriler, erkek şiddetinin hastalıklı ya da cahil kafaların ürünü olmadığı gibi herhangi bir ırka, etnik bölgeye, meslek ya da yaş grubuna özgü olmadığını da açıkça gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet, şiddeti önlemekte yetersiz: Devlet, kadınları erkek şiddetinden koruma sorumluluğunu yerine getirmiyor. Kadınlar can güvenlikleri bulunmadığı için güvenlik güçlerine başvursa da öldürülmekten, yaralanmaktan, tacize, tecavüze maruz kalmaktan kurtulamıyor. Failler çoğu kez cezasız kalıyor ya da "tahrik indirimlerinden" faydalandırılıyorlar. Cezalar caydırıcı değil. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için bütünlüklü politikalara ihtiyaç duyuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Failler yakınımızda: Yaygın inanışın aksine kadınlar için tehlike sokakta değil, evlerinde. Kadınları en çok kocaları, sevgileri, babaları, eski kocaları ve erkek kardeşleri öldürüyor. Kadınları yaralayanlar arasında da ilk sırayı kocaları alıyor. Onları babaları, sevgilileri, eski kocaları, akrabaları izliyor. Taciz ve tecavüz failleri de çoğunlukla kadınların ve çocukların tanıdıkları erkekler. 2010'da kadınlara ve çocuklara tecavüz edenlerin yüzde 91.30'u mağdurların tanıdıkları erkeklerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yaş ve meslekten erkek şiddet uygulayabilir: 2010'da her yaştan, meslek ve statüden erkek, her meslek yaş ve statüden kadına şiddet uyguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddete bahane çok: Kadınlık görevlerini yerine getirmedikleri, kocalarına su vermedikleri, yemek zamanında hazır olmadığı, kocalarıyla birlikte olmak istemedikleri, barışmayı kabul etmedikleri ya da evlenmek istedikleri için öldürülüyorlar. Kocasını uyandırıp işe gidip gitmeyeceğini sorduğu, kocasından izin almadan hastaneye gittiği, sigara külünü yere dökmemesini istediği, gezmeye gittiği, çalışmak istediği için şiddet gören kadınların varlığını da unutmamak gerek. Taciz ve tecavüz de erkeklerin sıkça başvurduğu cezalandırma yöntemlerinden biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya haber olmayanlar?: Haberlerde göremediğimiz için psikolojik, ekonomik ve sözel şiddete dair veriler çetelede yer bulmadı. Ancak tüm şiddet türlerinin birbiriyle ilişkisini gözeterek 2010 yılı boyunca haberlere konu olan tüm olaylarda kadınların aynı zamanda psikolojik, sözel ve ekonomik şiddete maruz bırakıldığını söylemek elbette mümkün. Ayrıca ekonomik, sözel ve psikolojik şiddetin kadınları, kendilerine şiddetten uzak bir hayat kurmak konusunda güçsüz bıraktığını da hatırlamak gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz erkek şiddetinin mağduruyuz: Genel algının aksine hiçbir kadın ya da erkek şiddetinden kurtulmuş değil. Hiç kimse "potansiyel kurban" değil; erkek şiddeti zaten her an hayatımızda. Tam da bu nedenle çetele, bütün kadınlar ve erkeklere kendileriyle ve şiddeti "öteki kadının başına gelen bir şey" olarak gören algıları ile yüzleşme çağrısı aynı zamanda. Kadınların yanı sıra erkeklerin de "kadına yönelik şiddet"i tartışma ve şiddete karşı mücadele içinde olmaları için bir davet... (BB/EÖ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynak:http://bianet.org/bianet/insan-haklari/127402-erkek-siddetinin-potansiyel-magduru-degil-magduruyuz?sms_ss=facebook&amp;at_xt=4d3ee6a61d9caa0a%2C0&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-4468600107351882770?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/4468600107351882770/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/01/erkek-siddetinin-potansiyel-magduru.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/4468600107351882770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/4468600107351882770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/01/erkek-siddetinin-potansiyel-magduru.html' title='&quot;Erkek Şiddetinin Potansiyel Mağduru Değil Mağduruyuz&quot;'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-7850765879914895722</id><published>2011-01-24T04:03:00.000-08:00</published><updated>2011-01-24T04:06:16.975-08:00</updated><title type='text'>"Bağır herkes duysun, tecavüzcüler yargılansın!"</title><content type='html'>Üç yıl önce, Muğla'nın Fethiye İlçesi'nde yaşanan toplu tecavüz ve sonrasında tecavüzcüleri kollayarak ilerleyen hukuki sürece ilişkin "Tecavüze Karşı Kadın İnisiyatifi" tarafından bir basın açıklaması gerçekleştirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecavüze maruz kalan kadın, geçirdiği travmaya bağlı yaşadığı hafıza kaybı nedeniyle olaylardan sekiz ay sonra Fethiye Savcılığı'na suç duyurusunda bulunabilmişti. Ancak savcılık konuyla ilgili herhangi bir delil toplamaya girişmediği gibi, varolan bilirkişi raporunu da görmezden gelerek tecavüzcüleri yargılamak konusunda bir adım atmadı.&lt;br /&gt;Üç yıldır verilen mücadelenin ardından, kimliği bilinen tecavüzcülerden ancak 18 yaşın altında olan ikisi hakkında dava açıldı. Dava önümüzdeki hafta Fethiye'de görülecek. Diğer tecavüzcüler tanık olarak dinlenmek üzere mahkemeye çağırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün yapılan basın açıklamasında, Türkiye'nin birçok ilinden kadınların, 26 Ocak'ta Fethiye'de olacakları duyuruldu. İnisiyatif daha sonra "Fethiye'deki tecavüzcüler yargılansın", "tecavüzün utancı bizim değildir" gibi sloganlarla Galatasaray Meydanı'na yürüdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecavüze Karşı Kadın İnisiyatifi tarafından okunan metnin tamamı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basına ve Kamuoyuna&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 yılının haziran ayında Muğla İli'nin Fethiye İlçesi'nde Gebeler Kaplıcası'nda toplu tecavüze maruz bırakılan bir kadın arkadaşımızın 3 yıldır süren mücadelesi hala devam ediyor. Tecavüzcüler bu tarihe kadar ne tutuklandı ne de yargılandılar.&lt;br /&gt;Toplu tecavüzden sonra yapılan şikayet üzerine, Fethiye Savcılığı, talep edilen hiçbir delil toplama işlemini gerçekleştirmedi: Buna ek olarak İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu'nun "Mevzu geçen ırza geçme olayı nedeniyle travma sonrası stres bozukluğu adı verilen ağır nevroz hali tespit edilmiştir" şeklinde tecavüzü doğrulayan bilirkişi raporunu hiçe sayarak tecavüzcüleri yargılamaya gerek görmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç hukuk yollarının tükenmesi nedeniyle AİHM'e başvuru yapıldı ve dosya AİHM'de görüşülmeye başlandı. Adalet arayışına devam eden arkadaşımızın, Adalet Bakanlığı'na yapılan yazılı emir yoluyla bozma başvurusu-kadınların davayı sahiplenmesiyle birlikte-2010 yılında kabul edildi. 2011'in ilk ayına duruşma günü verilen davada, tespit edilebilen 8 tecavüzcüden 18 yaş altı olan 2'si yargılanmaya başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fethiye'ye 18 Ağustos 2010 Tarihinde Yargıtay Kararı ulaştı Bu bilgiye sahibiz: Ancak, tecavüzü planlayan organize eden, 18 yaş altı saldırganları, suça teşvik ve ortak eden 6 yetişkin saldırgan için bir dava tarihi henüz verilmedi. Yargılanmaya başlanmamış olan 6 tecavüzcü, açılan bu davada savcı tarafından tecavüzün tanıkları olarak belirlendi. Yargılanması gereken 6 tecavüzcü, aynı tecavüz davasında saldırının tanıkları olarak dinlenecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu saldırganları kim ya da kimler koruyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum gösteriyor ki tecavüzcüyü bizzat devlet ve devletin organı olan hukuk sistemi koruyor. Tecavüzcülerin yargılanmadığı bir hukuk sisteminde devletten güç alan bu saldırganlar şiddetlerinin dozunu arttırarak suç işlemeye devam ediyorlar.&lt;br /&gt;Erkek egemen kapitalist düzende tecavüz, dizilerde ve gazetelerin 3. sayfa haberlerinde pornografik bir malzemeye, parodilerde eğlence unsuruna dönüştürülerek, sıradanlaştırılıp, suç olmaktan çıkarılıyor.&lt;br /&gt;Tecavüzün suç sayılmadığı, suçluların aramızda dolaştığı, kadınların tecavüz korkusuyla yaşadığı bir ülkede medya ve yargı organları biz kadınların güvenlik hakkımızı ihlal ediyor. Erkek egemen kapitalist sistem üretiyor gericilik besliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sebeple biz kadınlar Fethiye'deki toplu tecavüz davasını ve yargı organlarını takibe alarak bu davaya müdahil olmak istiyoruz. Türkiyenin birçok ilinde bu davaya gidiş için bir hazırlık olduğu gibi, biz İstanbul'daki kadınlar da Çarşamba günü Fethiye'deki toplu tecavüz davasının 18 yaş altı için açılan ilk duruşmasına gidiyoruz. Bu davaya tüm kadınları ve basını davet ediyoruz.&lt;br /&gt;Tecavüze karşı susmak suça ortak olmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETHİYE ADLİYESİ AĞIR CEZA MAHKEMESİ&lt;br /&gt;26 OCAK 2011 SAAT: 14.30&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TECAVÜZE KARŞI KADIN İNİSİYATİFİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Metne İmza Veren Örgütler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağımsız Feministler,&lt;br /&gt;Amargi Kadın Kooperatifi,&lt;br /&gt;Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformu,&lt;br /&gt;DÖKH,&lt;br /&gt;FİLMMOR,&lt;br /&gt;Gökkuşağı Kadın Derneği,&lt;br /&gt;Gözaltında Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu,&lt;br /&gt;İLLET,&lt;br /&gt;İmece Kadın Derneği,&lt;br /&gt;KADAV,&lt;br /&gt;Kadın Emeği Kolektifi,&lt;br /&gt;Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği,&lt;br /&gt;Mor Çatı,&lt;br /&gt;Petrol-iş Kadın Dergisi,&lt;br /&gt;Sendikalarda Şiddet ve Ayrımcılığa Karşı Kadın İnisiyatifi,&lt;br /&gt;Sosyalist Feminist Kolektif,&lt;br /&gt;Sosyalist Kadın Meclisi,&lt;br /&gt;Taciz ve Tecavüze Son İnisiyatifi,&lt;br /&gt;BDP'li Kadınlar,&lt;br /&gt;DİSK İşçi Kadın Komisyonu,&lt;br /&gt;DSİP'li Kadınlar&lt;br /&gt;EDP'li Kadınlar,&lt;br /&gt;Eğitim-Sen İstanbul 3 nolu Şube Kadın Komisyonu,&lt;br /&gt;EHP'li Kadınlar,&lt;br /&gt;EMEP'li Kadınlar,&lt;br /&gt;Emekli-Sen 3 nolu Şube Kadın Komisyonu,&lt;br /&gt;ESP Sosyalist Kadın Meclisleri&lt;br /&gt;İHD Kadın Komisyonu,&lt;br /&gt;İTÜ Kadın Atölyesi,&lt;br /&gt;Lambda'lı Kadınlar,&lt;br /&gt;ÖDP'li Kadınlar,&lt;br /&gt;SDP'li Kadınlar,&lt;br /&gt;Sosyalist Partili Kadınlar,&lt;br /&gt;TMMOB'li Kadınlar,&lt;br /&gt;TTB Kadın Hekim Kolu,&lt;br /&gt;Yeşiller Partisi Kadınları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynak:http://www.marksist.org/haberler/2867-bagir-herkes-duysun-tecavuzculer-yargilansin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-7850765879914895722?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/7850765879914895722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/01/bagr-herkes-duysun-tecavuzculer.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7850765879914895722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7850765879914895722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/01/bagr-herkes-duysun-tecavuzculer.html' title='&quot;Bağır herkes duysun, tecavüzcüler yargılansın!&quot;'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-6142194058374307809</id><published>2011-01-24T03:57:00.000-08:00</published><updated>2011-01-24T04:02:52.251-08:00</updated><title type='text'>"Tecavüze Karşı Dayanışmak İçin Muğla'da Buluşalım"</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Başıma gelenler ilk değildi ve sesimi çıkarmasaydım son da olmazdı. Benden önce tecavüze maruz bırakılan kadınlar seslerini çıkarmış olsaydı, ben bunları yaşamayacaktım. O kadınlar bugün de ortaya çıkabilir. Kadın örgütlerine başvurabilir ve mücadelemizi güçlendirebilirler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Üç yıl önce, sayısını bilemediğim kadar çok erkeğin tecavüzüne maruz bırakıldım. Aralarında öğretmenler, milli eğitim müfettişleri, kamu görevlileri vardı. Her şey profesyonelce düzenlenmişti. Herkesin rolü, konumu, sırası belliydi. Önemli bir ritüeli yerine getiriyormuşçasına hareket ediyorlardı. Başıma gelenler ilk değildi ve sesimi çıkarmasaydım son da olmazdı. Benden önce tecavüze maruz bırakılan kadınlar seslerini çıkarmış olsaydı, ben bunları yaşamayacaktım. O kadınlar bugün de ortaya çıkabilir. Kadın örgütlerine başvurabilir ve mücadelemizi güçlendirebilirler."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözlerin sahibi, resmi rakamlara göre her dört kadından birinin tecavüze maruz bırakıldığı Türkiye'de, varlığını bilsek de yaşadıklarını bilemediğimiz kadınlardan yalnızca biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç yıl önce Muğla'da Gebeler Kaplıcası'nda toplu tecavüze maruz bırakıldı. Tecavüzcüler arasında tanıdığı kişiler de vardı. Gündüz birlikte çay içmiş, eşlerinden, çocuklarından söz etmişlerdi. İçlerinden birisi kendisine "Bizim bir erkek grubumuz var" dediğinde, "E ne olacak ki, biz de kızlarla toplanıyoruz bazen" diye geçirmişti içinden. Bu "erkek grubunun" varlık nedenini çok sonra anladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Travmatik amnezi yani travmaya bağlı hafıza kaybı yaşadığından, başına gelenleri ancak altı ay sonra hatırlayabildi. O günleri, "karanlıktı" diye anlatıyor. Vücudunda tecavüzün izlerini görebiliyor, korkunç şeyler yaşandığını biliyor, iç sıkıntısı ve depresyon yaşıyordu ama nedenini bilemiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecavüzcüler hem sanık hem tanık oldu&lt;br /&gt;Zihninde tecavüze dair ilk görüntü, tecavüzcüsünden gelen bir telefonla belirdi... Sonra bu bölük pörçük anıların arkası geldi. Görüntülere bir anlam verebildiğinde, güvendiği bir arkadaşıyla birlikte avukata gittiler. Onun yönlendirmesiyle de olaydan altı ay sonra Mor Çatı'nın kapısını çaldılar. Yaşadıklarını anlatabilecek ve hukuki mücadele verebilecek kadar güçlendiğinde, yani olaydan sekiz ay sonra Fethiye Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altı tecavüzcü davada "tanık"&lt;br /&gt;"Ortada bir suç vardı ve cezasız kalmamalıydı. Savcılığa başvuracak, suç duyurusunda bulunacaktım. Bana tecavüz edenler de cezasını çekecekti."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat süreç böyle işlemedi. Fethiye savcılığı, talep edilen hiçbir delil toplama işlemini gerçekleştirmedi. İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu'nun tecavüzü doğrulayan bilirkişi raporuna rağmen tecavüzcüleri yargılamaya gerek görmedi. İç hukuk yollarının tükenmesi nedeniyle AİHM'e başvurd. Dosya AİHM'de görüşülmeye başlandı. Adalet Bakanlığı'na yapılan yazılı emir yoluyla bozma başvurusu ise ancak 2010'da kabul edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki yıldan uzun süren hukuki mücadele sonunda, teşhis edebildiği sekiz tecavüzcüden yalnızca yaşları 18'den küçük olan ikisi hakkında dava açıldı. İlk duruşma, 26 Ocak Çarşamba günü, Muğla'da görülecek. Diğer altısı içinse henüz dava açılmadı. Ancak bu altı kişi 26 Ocak'ta görülecek davanın duruşmasında tanık olarak dinlenecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davanın sonucundan ümitli olmasa da duruşma öncesinde heyecanlı. "Artık önemli olan bu davadan kadın mücadelesinin ne kazanacağı" diyor. Bu nedenle süreci teşhir etmek ve kadınlara cesaret vermek önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisine tecavüz eden erkeklerin ne yaptıklarını bilerek hareket ettiklerini anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tecavüzcüler, bunun suç olduğunun farkında. Eğlenmek için suç işliyorlar. Karşılarındaki kadını olabildiğince aşağılamak onlara zevk veriyor. Böylece kendilerini güçlü hissediyor, şiddet duygularını tatmin ediyor ve aynı zamanda da 'kendi kadınlarını' ehlileştiriyorlar. Onlara göre, etrafta tecavüze maruz kalıp ağlayan ne kadar çok kadın olursa onların kadınları da o kadar söz dinler. Dışarı çıkmaz, mini etek giymez, ayaklarını denk alırlar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Peki neden ben?"&lt;br /&gt;"Bir erkek neden böyle korkunç bir şey yapar? Peki neden ben?" Başına gelenleri anladığında, bu iki sorunun günlerce zihnini kemirdiğini anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tecavüzcüler aptal değil. Karşılarındaki kişiyi bilinçli bir tercihle belirliyor. Genellikle sessiz, sakin, sindirebileceklerini düşündükleri kadınları tercih ediyorlar. Ben de o tiplerden biriydim ya da öyle görünüyordum. Bu kadar direngen olabileceğim aklıma gelmezdi ama böyle ağır bir şiddetle karşılaşınca mücadele etmekten başka bir yolum olmadığını anladım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecavüzcülerin öngöremedikleri şey belki de onun sosyalist hareketin içinden gelen, örgütlü bir kadın oluşuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Başıma gelenleri sorgularken, olanların erkek egemen kapitalist sistemle bağlantısını gördüm. Yaşadıklarım benimle ilgili değildi. 'Benimle ilgili değilse niye susayım, niye utanayım?' diye düşündüm. Hiçbir kadının, bedenine kendi inisiyatifi dışında dokunulmasına tahammülü yok. Beden dokunulmazlığı hakkımız, cinsel dokunulmazlık iki defa hakkımız. Bu hakkın ihlali ise bir insanlık suçu. Bu, biz sustukça başka kadınların da başına gelen bir suç."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mücadelesinin tercih değil zorunluluk olduğunu vurguluyor. "Bu insanlar ben başvuru yapar yapmaz cezalandırılmış olsaydı, böyle büyük bir mücadele yürütmek zorunda kalmayacaktım" diyor. Davanın bir an önce sonuçlanmasını ve hayatına yeni bir yön vermeyi istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Teoride bildiklerimi yaşayarak öğrendim"&lt;br /&gt;Peki dava sonuçlandıktan sonra neler olacak? Soruyu son üç senesini anlatarak yanıtlıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İki yıl psikolojik tedavi gördüm. Anksiyete, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, travmatik amnezi yaşadım. Travmatik amnezi, travmaya bağlı hafıza kaybı demek ki, ben bunu filmlerde görünce gülüyordum. Artık gülmemem gerektiğini biliyorum. Kadına yönelik şiddet ve cinsel şiddet üzerine düşünmeye başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel şiddete maruz bırakılmış kadınların dayanışma ağı olan Taciz ve Tecavüze Son İnisiyatifi'ni oluşturduk. Birbirimizin varlığını bilmek bize güç veriyor. Çünkü kirlenmişlik, utanç ve yalnızlık hissi çok can yakıcı. Bu hissi ben diğer kadınlarla birlikte aştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlığımızla hesaplaşmaktan vazgeçmeliyiz. Elbette kadınlığınız hırpalanıyor. Sinirli, alıngan, agresif oluyorsunuz. Bunları tek tek deşip onarmak gerekiyor. Ve bu süreçte inisiyatiften güç alıyorum. Tecavüz ve cinsel şiddet kriz merkezleri kurulması gibi bir talebimiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücut ağrıları, uyku problemi yaşıyordum. Bunlar dava açıldığını öğrendikten sonra çok azaldı. Ancak  o zaman gerçekten mutlu oldum. Dava sonuçlandıktan sonra daha da iyi olacağım. Sanırım kadın mücadelesi içinde var olmayı sürdüreceğim. Başka bir yaşam tarzı nasıl olur, kestiremiyorum." (BB/EÖ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynak:http://bianet.org/kadin/insan-haklari/127329-tecavuze-karsi-dayanismak-icin-muglada-bulusalim&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-6142194058374307809?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/6142194058374307809/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/01/tecavuze-kars-dayansmak-icin-muglada.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/6142194058374307809'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/6142194058374307809'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/01/tecavuze-kars-dayansmak-icin-muglada.html' title='&quot;Tecavüze Karşı Dayanışmak İçin Muğla&apos;da Buluşalım&quot;'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-5501117486651159489</id><published>2011-01-24T03:54:00.000-08:00</published><updated>2011-01-24T03:56:13.292-08:00</updated><title type='text'>Kadınlar Ayşe Paşalı Davasında Taraf</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ayşe Paşalı davasına müdahillik talebinde bulunan Kadın Dayanışma Vakfı avukatlarından Evren Paydak, "Kadınlar sırf kadın oldukları için öldürülüyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılık devam ettikçe, her kadın ölüm tehlikesi altında. Bu nedenle her kadın suçtan zarar görüyor" dedi.(Burçin BELGE)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defalarca tehdit ettiği ve şiddet uyguladığı eski karısı Ayşe Paşalı'yı sonunda sokak ortasında öldüren İstikbal Yetkin'in yargılandığı davaya müdahillik talebinde bulunan Kadın Dayanışma Vakfı avukatları ile bireysel başvuruda bulunan farklı mesleklerden dört kadın da kadın cinayetlerinin "münferit" değil "sistematik" olduğunu ve kadın cinayetlerinden tüm kadınların zarar gördüğünü vurguladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın Dayanışma Vakfı avukatlarından Evren Paydak, "Kadınlar sırf kadın oldukları için öldürülüyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılık devam ettikçe, her kadın ölüm tehlikesi altında. Bu nedenle tek tek her kadın bu suçtan zarar görüyor. Bu nedenle tüm müdahillik talepleri kabul edilmeli" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bianet'in sorularını yanıtlayan Paydak, Ankara Barosu'nun da davaya müdahil olması gerektiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf'ın Paşalı cinayetini "münferit bir vaka" olarak nitelendirdiğini hatırlatan Paydak, müdahillik taleplerinin gerekçesini şöyle özetledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yıllardır ısrarla söylüyoruz. Kadın cinayetleri münferit değil, sistematiktir. Bizim bu davalara müdahalede bulunmayı talep etmemizin nedeni erkekler lehine sudan bahanelerle 'haksız tahrik' indirimi uygulanmasını engellemektir. Cinsiyetçi yargıyı, erkek egemen sistemi teşhir etmektir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılık son bulana kadar herbirimiz tehdit altındayız. Bu nedenle de kadın cinayeti davalarına müdahil olma ısrarımızı sürdüreceğiz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz tehlikedeyiz &lt;br /&gt;Kadın Dayanışma Vakfı avukatları da mahkemeye sundukları katılma dilekçelerinde kadın cinayetlerinin münferit değil sistematik olduğunu, kadına yönelik şiddete karşı mücadele yürüten vakfın suçtan doğrudan zarar gördüğünü ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilekçede, 2002'de kabul edilen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin 38 no'lu, şiddet kurbanlarının ve onları savunan tüzel kişilerin kurbanla birlikte veya kurban adına dava açılmasını sağlama yönündeki tavsiye kararı uyarınca kadın örgütlerinin kadın cinayeti veya tecavüz davalarına müdahil olabileceği belirtildi. Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu'nun benzer davalara müdahil olabildiği de hatırlatıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bireysel olarak müdahale talebinde bulunan Aysel Ergün, Ezgi Sarıtaş, Nurşen Ayaz ve Latife Demirci Kahya ise dilekçelerinde, kadın cinayetlerinin son yedi yılda yüzde bin 400 arttığını; 2009'un ilk yedi ayında 953 kadının öldürüldüğünü vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın cinayetlerinin bir cins kıyımına dönüştüğünü belirten kadınlar, katillerin cezasız kalması ve sudan bahanelerle haksız tahrik indiriminden yararlanması sonucunda, tüm kadınların bir gün bir kadın cinayetine kurban gitme tehdidinin arttığını söyledi. (BB/EÖ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynak:http://bianet.org/bianet/kadin/127310-kadinlar-ayse-pasali-davasinda-taraf&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-5501117486651159489?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/5501117486651159489/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/01/kadnlar-ayse-pasal-davasnda-taraf.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/5501117486651159489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/5501117486651159489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2011/01/kadnlar-ayse-pasal-davasnda-taraf.html' title='Kadınlar Ayşe Paşalı Davasında Taraf'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-1754177073221591969</id><published>2010-12-24T03:59:00.000-08:00</published><updated>2010-12-24T04:01:12.300-08:00</updated><title type='text'>A.P.'nin Katili Yalnızca Kocası Mı?</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ankara'da A.P.'yi döven, tecavüz eden, bıçak zoruyla kaçıran, evine gidip tehdit eden ve sonunda öldüren eski kocası, tutuklandı. Peki ya İ.Y.'yi mahkemede serbest bırakan hakime, A.P.'nin suç duyurusuna rağmen İ.Y.'yi gözaltına almayan, koruma kararı vermeyen savcıya ne olacak? (Burçin Belge)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara'da A.P.'yi sokak ortasında bıçaklayarak öldüren eski eşi tutuklandı. İ.P.'nin can güvenliği bulunmadığı için savcılığa suç duyurusunda bulunduğu ve iki kez koruma istediği ancak savcılığın İ.Y.'yi gözaltına almadığı, mahkemeninse koruma talebini  "aralarında evlilik bağı kalmadığı" gerekçesiyle reddettiği ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dövdü, tecavüz etti, kaçırdı, tehdit etti, öldürdü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Habertürk gazetesinin haberine göre, A.P. (42), 2006'da İ.Y.'den (45) boşanmak için dava açtı, aile büyüklerinin araya girmesi üzerine davasından vazgeçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009'da İ.Y., A.P.'yi önce dövüp sonra da tecavüz etti. "Cinsel saldırı" suçuyla çıktığı mahkemede "Eşimi çok seviyorum, pişmanım" deyince tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çift Haziran 2010'da da boşandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.Y., iki ay önce A.P.'yi bıçak zoruyla kaçırdı. Barışmayı kabul etmezse A.P.'yi öldüreceğini söyledi. Birkaç gün sonra iki arkadaşıyla birlikte A.P.'nin evine gidip ölüm tehditlerini yineledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A.P., savcılığa suç duyurusunda bulundu, "Hepimizin hayatı tehlikede" diye dilekçe verdi. Savcılık ise Yetkin'i gözaltına almadı; sadece Paşalı'yı evine polis otosuyla gönderdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A.P. bu kez de avukatı Elif Kabadayı Tatar aracılığıyla mahkemeye başvurarak "koruma" talebinde bulundu. Mahkeme, aralarında evlilik birliği kalmadığı gerekçesiyle bunu reddetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.Y., 7 Aralık'ta A.P.'yi 10 yerinden bıçaklayarak öldürdü. Bir arkadaşının evine saklanan zanlı, arkadaşının polisi araması üzerine yakalandıktan sonra tutuklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.Y. ilk değildi&lt;br /&gt;Şeyma Güneş (17), Mediha Baştürk (19) ve Sıdıka Platin (30) de ailelerinden ve eşlerinden şiddet gördükleri için sığınmaevine başvurdukları halde korunamamıştı. Şeyma'yı kardeşi, Mediha'yı kocası öldürmüştü. Mediha'yı kocasıyla polisler barıştırmıştı. Sıdıka ise hastaneye, kulağını kesen kocasına mahkeme kararıyla teslim edildikten yalnızca altı ay sonra hhem de komada dönmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik onlar yalnız değildi, yalnızca gazetelere haber olduğu için not edebildiklerimizdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bianet'in gazetelere, internet sitelerine ve ajanslara yansıyan haberlerden derlediği çeteleye göre, erkekler 2010'un ilk 11 ayında en az 199, 2009'da 198 kadını öldürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşananlar gösteriyor ki, Türkiye'de devlet kendisine sığınan kadınları koruyamıyor. Devlet görevlileri, can güvenlikleri bulunmadığı için korunma talep eden kadınları şiddet ortamına geri gönderiyor. Hakim ve savcılar erkekleri koruyan kararlar verdikçe, kadınlar ölüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa kadınlara güvenli bir hayat sağlamak, Anayasa'ya, yasalara ve uluslararası sözleşmelere göre, devletin görevi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Haziran 2009'da kocasından şiddet gören Nahide Opuz'un başvurusunu "devlet tarafından korunmadığı" gerekçesiyle haklı bularak Türkiye'yi tazminata mahkûm etmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kararın ardından İçişleri Bakanlığı ile Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı arasında bir protokol imzalanmıştı. Protokole göre, kadın karakola gittiğinde şiddeti belgelemesi beklenmeden tutanak tutulması, eve gitmek istemezse sığınağa yönlendirilmesi gerekiyor. Ancak protokol hayata geçirilemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara'da eski eşi A.P.'yi döven, tecavüz eden, mahkemede "pişmanım" deyince serbest bırakılan, bıçak zoruyla kaçırıp ölümle tehdit eden, kapısına dayanıp "Benimle barışmazsan öldürürüm" diyen ve sonunda dediğini yapan İ.Y. yakalandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerse kadınları öldürmeyi sürdürüyor. Peki ya görevlerini yerine getirmeyen, kadınları korumayan polis, savcı ve hakimlere, kadına yönelik şiddetin önlenmesini sistemli bir devlet politikasına dönüştürmeyen devlet yetkililerine ne olacak? (BB)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:http://bianet.org/bianet/kadin/126797-a-p-nin-katili-yalnizca-kocasi-mi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-1754177073221591969?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/1754177073221591969/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/12/apnin-katili-yalnzca-kocas-m.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/1754177073221591969'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/1754177073221591969'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/12/apnin-katili-yalnzca-kocas-m.html' title='A.P.&apos;nin Katili Yalnızca Kocası Mı?'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-3602157028401608634</id><published>2010-12-14T07:00:00.000-08:00</published><updated>2010-12-14T07:02:50.043-08:00</updated><title type='text'>O Öğrenci "Kız Çocuğu" Değil, Bir Kadın</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bir genç kadının talihsiz bir vesileyle jinekolojik masaya yatışının hikâyesini keşke bir öğrenci hareketinin içinden seçilmiş asıl hikâye olarak okumasaydık. Zira, bu hareket başkasına gerek kalmadan kendi kahramanlarını kendisi çıkarmaya muktedir görünüyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilüfer ZENGİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimizin malumu, Başbakan Dolmabahçe'deki ofisinde rektörlerle toplandığı sırada, YÖK'ü protesto etmek isteyen öğrenciler... "şiddete maruz kaldı" falan demeyeceğim, polisten sille tokat dayak yedi. Politik doğruculuğu bir an bir kenara koymama izin verin. Dayak "yenilen" bir şey değildir biliyorum, fakat bu biçimde ifade etmeyince, terminoloji "orantılı şiddet", "orantısız şiddet" gibi terimlerle siyasi olarak pelteleşmeye, gevşemeye yüz tutuyor. Oysa sille tokat dayağın azı çoğu, oranı orantısızlığı olmaz. Olamayacağını herkes söylüyor, polise arka çıkanlar bile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medyanın zalimliği&lt;br /&gt;Milletin çocuğunu dövdüler... Bakıyoruz Başbakan ne diyor diye? Hükümetin başı polisin öğrenciye karşı tek taraflı, meşrulaştırılamaz şiddeti karşısındaki tavrını apaçık ortaya koyuyor: "Emniyet bu tür bir organizasyonun güvenliğini tesis etmekle mükellef" dedi. Mevzu bahis güvenlikse, çoluk çocuk teferruattır diyor ki, aslında demek istediği şey bundan bile korkunç. Başbakan aslında "Baltalar elimizde, uzun ip belimize, biz çıkarız ormana hey ormana" demiş oluyor. "Önümüze gelen bir tekme" de diyebiliriz. Başbakan sanki o gün, YÖK'ü, üniversitelerin birer panopticon (herkesin gözetimine açık, ancak hiçbir görüş açısı olmayan hücre modeli) haline getirilmeye çalışılmasını beğenmeyip, protesto etmek isteyen öğrencilerin Başbakanı değilmiş de, polislerin amiriymiş gibi konuşuyor. Medyada "Canım onlar da hak ettiler" cümlesiyle özetleyebileceğimiz, Tamer Doğan'ın bianet'te yayınlanan Cemaatin Medyası, Polisini Sahipsiz Bırakmaz yazısında çok güzel tasvir ettiği "kayıtsız" ve "zalim" tavır,  hâkim tavır. Diğer tarafta AKP bir ezilene (öğrenci/kadın/çocuk ama eşcinseller asla) vurduğunda bunu AKP karşısındaki özlü söz gevezeliğinden ileri gitmeyen muhalefetlerine bir argüman oluşturma fırsatına çeviren sosyal demokrat naivliğindeki medya tavrı var. Gazetelerin isimlerini saymama gerek yok. Resim üç aşağı beş yukarı böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ece Temelkuran'ın şefkati&lt;br /&gt;Bunların yanında bir de Ece Temelkuran'ın tavrı var, içtenlikle öğrencileri savunan, sosyal demokrasi kategorisinde ele alamayacağımız ancak bana kalırsa kendisine mesafe ile yaklaşmaktan hala vazgeçemeyeceğimiz...Ece Temelkuran polisin döve döve karnındaki bebeği düşürdüğü ve kim bilir onurunu ne kadar derinden incittiği bir genç kadının, öğrencinin hikâyesini yazmış. Okurken burnunuzun direğinin sızlamaması mümkün değil. Temelkuran, onunla İnsan Hakları Derneği'nde geçirdiği zamanı ve aralarında geçen konuşmayı hikâyeleştiriyor, öfkesinin, üzüntüsünün, isyanının yazdığından fazlası olduğuna zerre kadar şüphe barındırmayacak bir içtenlikle. Şöyle yazıyor: "19 yaşında. Boyu 1.55 var yok. Yüzü yuvarlacık. Tatlıcık bir ses tonu var. Kahraman, küçük bir kız çocuğu. Kaşık kadar. 'Dayanamazlar' diyor. 'Babam çok üzülür. Annem çok üzülür. Sonra akrabalarımız var, onlar da belki kızar. Belki beni görmek istemezler artık. Onları çok üzerler benim yüzümden. Sonra belki... Yani dayak olmaz da... Yine de...'" Bu paragrafla birlikte artık öğrencilerin kitlesel olarak uğradığı zulüm ve peşinde koştukları taleplerden duygusal olarak bir parça daha uzaklaşıyoruz, "kahraman" "kız çocuğunun" hikâyesinin duygusal derinliğine dalıp gidiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patriyarkanın kız çocuğu şapkası&lt;br /&gt;Aman dalıp gitmeyelim! "Neden?" diye soralım. Sırf gebe olduğu için, protesto eylemine gitmekten vazgeçmek aklına bile gelmeyen güçlü ve bağımsız bu genç kadından neden ısrarla kız çocuğu diye söz ediliyor? Kabul, "kız çocuğu" son derece sempatik, şefkat içeren, koruyan, kucaklayan, cazip vs bir sesleniş. Ancak kadınların yerine göre "anne", yerine göre "eş", yerine göre "fahişe", yerine göre "dul", yerine göre "bacı" olmaya ve başka da bir şey olmamaya zorlandıkları patriyarkal düzenin diğerlerine göre daha saf görünen kız çocuğu şapkasına böylesine tutunmak niye? Feminist teori en önce kadının, ne toplumsal normlara ne de biyolojik kadere mahkûm olduğunu söyler. Kız çocuğu olmak da tıpkı "hanım" ya da "bayan" olmak gibi, "kadını erkeğe göre daha güçsüz, erkeğin korumasına muhtaç ve böyle olduğu için korunmaya kollanmaya muhtaç" kılmaya hizmet eden sınıflandırmalardan biridir. Hadi biz bir gemide olsak ve o gemi batıyor olsa, "kız çocuğu, kız çocuğu" diye bağıralım ama durum o da değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk düşüren "kız çocuğu"?&lt;br /&gt;Ortada feminizmle ortak talepleri de olan bir toplumsal mücadele söz konusu. Dolayısıyla derhal kendimize gelmemiz "kız çocuğu" terimini terk ettikten hemen sonra, aslında bir gebeliğin şiddet nedeniyle sonlanması durumunda, yitip giden cenin bebeğin ardından ağıt yakmanın kadınları "doğurganlık dolayısıyla" kutsallaştırmaktan başka bir şey olmadığını görmeliyiz. Boşuna yazmıyor Simone de Beauvoir kadını yok sayan batı ataerkilliğinin, doğum anının erkeği büyülediği andan başladığını. Öte yandan çocuk düşüren kız çocuğu söylemiyle, karşılığında liberal-muhafazakâr-iktidar yanlısı (yalnızca AKP değil her türlü iktidar) medyanın eline de diğer "hayta oğlanları" "kız çocuğundan" ayırt etme fırsatı vermiş oluyoruz: "Polis tamamen haklıydı ama bu kız çocuğu olayı olmamalıydı, evet!".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Talepleri ve hakları için, hamilelik gerekçesiyle kendisini protesto eylemine katılmaktan ala koymayarak rasyonel gücünü ortaya koymuş, bağımsız, bir genç kadından "kız çocuğu olarak" söz etmekte direterek, ne öğrenciye şiddetin hesabını sormuş oluyoruz, ne feminizm yapmış oluyoruz,  ne de bu genç kadına bir hayrımız dokunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trajedi olayın kendisi aşınca&lt;br /&gt;Ece Temelkuran'ın yazısına dönelim: "İnsan Hakları Derneği'nin bir odasında yalnız başına bir kız çocuğu, bir kadının başına gelebilecek en korkunç şeyi yaşamış, polis tekmeleriyle bebeği düşürülmüş, bu dünyada bir başına duruyor ve... Kız çocukları niye böyle Allah'ım? Niye hâlâ başkalarını düşünür bir kız çocuğu acıdan rahmi sızlarken!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temelkuran'ın içtenliğinden ve yakıcılığından bir an bile şüphe etmeyeceğimiz üzüntüsü, öfkesi, isyanı, ne yazık ki, siyasi olarak kimi sorunlar teşkil etmeye devam ediyor.. Çünkü burada bir "trük" kendini sahneye koyuyor: Polisin kasıklarına (bence hemen tüm haberlerde "kasık" diye ifade edilen yerler herhalde rahim, karın, cinsel organ ve çevresi) attığı tekmeler, savurduğu cop darbeleriyle bir genç kadın bebeğini kaybediyor. Bu arada bu genç kadının zaten kendiliğinden çok trajik olan hikâyesini yeniden, daha fazla trajikleştirerek hikâye etmek, serinkanlılıkla neredeyse bin öğrenciye meydan dayağı çekilmesi, itilip kakılması dramına perde çekiyor. Sanıldığı gibi, bu olayın sahiden en üzücü ve en trajik parçasına büyüteçle bakmak ve orayı kocaman kılmak polisin hiçbir biçimde meşrulaştırılamayacak şiddetine daha fazla dikkat çekmiyor. Trajedi olayın kendisini aşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, Taksim'de mendil satan çocukların durumunu bir çocuk hakkı ihlali, bir yoksulluk sorunu olarak tartışmak yerine, içlerinden birinin içler acısı hikâyesini, eski Reha Muhtar haberleri tarzında takdim etmekten farklı değil. Bildiğimiz gibi, bugün polisin öğrenciye kalkan elini, dirseğinden destekleyen kapitalizm kendine karşı pseudo (gerçek olmayan) tuzaklar kurar ve kendisine yönelik kalkışmaları bu tuzaklarla elemek ister. Yoksulluğu yürek parçalayan tekil örneklere indirmek, bu temsillerden hareketle kurulan yardım dernekleri vs bu tuzaklardan birkaçıdır. Son zamanda medyada "yazının, haberin şehveti" diye şıklaştırılan olay da budur zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O genç kadının bebeğinin ardından ağlamak bırakalım kendisine kalsın, biz o bebeğin cesedini bir kutuda kendisine teslim eden elin, o bebeği cesede çeviren tekmenin sahibine dil uzatalım. İkisini birbirine karıştırmayalım, önce adalet sonra dram. Ağıtlar, savaşların, kalkışmaların ardından yakıldığında hep isimsizleri daha isimsiz yapar, trajediyi derinleştirmeye yarar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamile olmayan ve o gün orada, aynı şekilde şiddete uğrayan tüm öğrenciler de en az bebeği karnında ölen öğrenci kadar şiddeti bedenlerinde duydular. Temelkuran'ın yazısının bunun aksini iddia ettiğini söyleyecek değilim. Ancak yazıdan küçük bir alıntıyla devam ederek başka bir şey söyleyeceğim:"[...] 'Belki bebeğim olmaz benim' diyor. Gözleriyle bana soruyor, sanki 'Olur' desem iyi gelecek. Birileri iyi bir şeyler söylesin istiyor. Yarın muayene olacakmış yeniden, söyleyeceklermiş bir problem var mı diye. 'O masaya yatmak istemiyorum bir daha' diyor. 'Çok kötü bir şey. Çok kötü oldum ben.' Sonra yine başkalarını düşünüyor: 'Bir kadın daha vardı. Onun da kasıklarına vurmuşlar hep. Belki onun da çocuğu olmaz.' Yine bakıyor yüzüme. İstiyor ki 'Yok öyle şey. Herkesin, senin de güzel bebeklerin olacak' diyeyim. Şuncacık bir kız, annesi bile yok yanında, şimdi tanıştığı bir 'abladan' iyi bir şey duymak istiyor. Temelkuran hikâyeye can alıcı bir yerden katıyor. Ona emin olmadan "çocuğun olur merak etme" bile diyemiyor, o derecede hassaslaşıyor, onun "ablası" oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada biz Dolmabahçe meydan dayağının çoktan kilometrelerce uzağına düştük, acılı anılara daldık bile. Ama bir dakika öyle hemen kendinizi koyuvermeyin, bu çocuk lafını söyleyecek, çünkü:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ne yazayım?" diye soruyorum, "Söyle ne istersen onu yazayım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bilmem ki" diyor. "Siz bilirsiniz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Boş ver sen şimdi" diyorum. "Söyle, ne istersen onu yazacağım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne isterse o yazılacak, yazılmasına da, genç kadının trajedisinin üstüne tırmanıp, orada kendine ışıltılı bir aynadan bakmayı nasıl açıklayacağız? İktidar, her zaman Marksist analizin bize görünür kıldığı, sınıf çatışmasının ürettiği devlet iktidarı olmayabiliyor. Bir de "söyle, ne istersen onu yazayım" iktidarı var. Bu, Foucault'nun teorileştirdiği, her an her yerde bir işleyiş biçimi olarak kendini dayatan iktidar türü. Bu genç kadın, bütün diğer öğrencilerle birlikte kendi sözünü kendisi söylemek için yedi o tekmeyi rahmine, kendi sözünün haysiyetini de bedelini de sahiplenmek için eline tutuşturdular bebeğini bir kutuda. Biz Ece Temelkuran'ın gönlüne sığmayan iyiliği ve cömertliğini görebilelim diye değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O güzelim kadına giden bebeğini geri getirmek istediğinden bir an bile şüphe duyamayız. Ancak enikonu yıllardır yaptığı köşe yazarlığının ona kattığını varsayabileceğimiz deneyim,  bu genç kadının acısının, o genç kadının acısının önüne geçmek iştahını bastırabilmesini sağlamalıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O bebeğini kaybetti, hepsi rahmine, hayâlarına tekme yediler, ağızları burunları kırıldı, erkek devletin erkek tekmeleri canlarını acıttı. Haysiyetli davrandılar, geri basmadılar. Günlerdir televizyon kanalları onları buyur ediyor. Neden biliyor musunuz? Öğrencilerin mücadelesine destek için değil, akan kan, düşen bebek ve bu rahim edebiyatından sebeplenmek için. Kansız öğrenci gösterileri yer bulabildi mi o programlarda? Mümtaz'er Türköne diyor ya, "Onlar konuşulmak için bunu yapıyor" diye. Hayır, onlar konuşulmak içi dayak yemediler ancak "dayak"sız ve "şiddet"siz bir hak arayışının ciddiye alınmadığını bir kere daha gördük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir genç kadının talihsiz bir vesileyle jinekolojik masaya yatışının hikâyesini keşke bir öğrenci hareketinin içinden seçilmiş asıl hikâye olarak okumasaydık, zira istimini tutturmuş yürüyüp gidecek gibi görünen -sönümlense bile bu onu değersiz kılmaz- bu hareket başkasına gerek kalmadan kendi kahramanlarını kendisi çıkarmaya muktedir görünüyor. (NZ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynat: Bianet http://www.bianet.org/bianet/genclik/126551-o-ogrenci-kiz-cocugu-degil-bir-kadin?sms_ss=facebook&amp;at_xt=4d074c289ee6ad2b%2C0&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-3602157028401608634?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/3602157028401608634/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/12/o-%C3%B6%C4%9Frenci-k%C4%B1z-%C3%A7ocu%C4%9Fu-de%C4%9Fil-bir-kad%C4%B1n.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3602157028401608634'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3602157028401608634'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/12/o-%C3%B6%C4%9Frenci-k%C4%B1z-%C3%A7ocu%C4%9Fu-de%C4%9Fil-bir-kad%C4%B1n.html' title='O Öğrenci &quot;Kız Çocuğu&quot; Değil, Bir Kadın'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-7180925549298072718</id><published>2010-11-26T02:27:00.000-08:00</published><updated>2010-11-26T02:29:03.676-08:00</updated><title type='text'>KAMER'den Başbakan'a açık mektup</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;KAMER'den Başbakan'a açık mektup &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAMER Vakfı Başkanı Akkoç 25 Kasım nedeniyle Erdoğan'a kamuoyuna açık mektup göndererek, Güneydoğu'da yaşayan kadınların sorunlarına dikkat çekti&lt;/span&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamer Vakfı Başkanı Nebahat  Akkoç'un  Başbakan'a başlıklı mektubu aynen şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin 23 ilinde kadının insan hakları konusunda çalışan farklı özelliklere sahip kadınlarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisini Türk, Kürt, Arap, Zaza, Azeri olarak tanımlayanlarımız var. Farklı inanç gruplarından olanlarımız, baş örtülülerimiz, baş örtüsüzlerimiz var.&lt;br /&gt;Bizi buluşturan şey bütün farklılıklarımıza rağmen kadın olmaktan kaynaklanan sorunlarımızın aynı olması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1997 yılından bu yana kadına yönelik şiddet, namus adına işlenen cinayetler konusunda son derece yorucu ve tehlikeli bir çalışma yürütmekteyiz.&lt;br /&gt;Hükümetiniz döneminde sağlanan yasal değişiklikler, çıkarılan genelgeler bizim için son derece önemli oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama tüm bu olumlu değişikliklere rağmen zihniyet değişikliği sağlanmadıkça kadınların şiddet yaşamaya, öldürülmeye devam edeceğini biliyoruz.&lt;br /&gt;Nitekim 2010 yılı boyunca 400 civarında kadının öldürüldüğünü hep birlikte basından takip ettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine 2010 yılı içinde öldürülmek üzere iken kadın merkezlerimize başvuran 100 civarında kadın hayatta kaldı. En büyük sıkıntımız özellikle yetki ve sorumluluk sahibi insanların cinsiyet eşitliği konusundaki geleneksel zihniyetleridir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mektuba yazdıklarımızı 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Son Günü’nde sizinle yüz yüze görüşerek anlatmak istemiştik ama yoğun programınız nedeniyle mümkün olmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda çeşitli platformlarda dile getirdiğiniz görüşleriniz ile ilgili düşüncelerimizi hem size duyurmak hem de kamuoyu ile paylaşmak istedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz kadın ve erkeklerin hak ve fırsatlar anlamında eşit olduğunu savunmaktayız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama kadın ve erkeklerin fiziksel anlamda eşit olduğunu hiçbir zaman savunmadık, böyle bir eşitlikten bahsedildiğini de hiç duymadık.&lt;br /&gt;Kadın ve erkeklerin fiziksel eşitliği söz konusu olamayacağı gibi  kadınların veya erkeklerin kendi cinsleri içinde de  fiziksel eşitliğinden bahsedemeyiz.  Yaradılış olarak birbirinin aynı iki insan bulmak mümkün değildir.&lt;br /&gt;Biyolojik farklılıklar nedeniyle erkeklerin çocuk doğurmasını ya da emzirmesini beklemiyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olmaları gerektiğini, anne ve babaların çocuklarının bütün sorumluluklarını eşit olarak üstelenmeleri gerektiğini, kadın ve erkeklerin kendi kararları doğrultusunda yaşamaları gerektiğini savunuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün onlarcasına şahit olduğumuz kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin son bulması için kadınların ve erkeklerin ortak mücadelesine ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat siz eşitlikten ziyade eşitsizliğe vurgu yaptıkça, biz kadına yönelik şiddet konusunda çalışmakta zorlanıyoruz.&lt;br /&gt;Yıllardır hiç durmadan çalışarak araladığımız kapılar yeniden kapanmaya başladı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar güçlenmeden eşitlik hedefine ulaşılamayacağını biliyoruz. &lt;br /&gt;Şiddetin panzehirinin “güç” olduğuna inanıyoruz. Bizim “güç” ten  kastımız kaba kuvvet, silah ya da tek başına para değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz “güç” derken bilgiden, beceriden, ekonomik özgürlükten  bahsediyoruz. Yüzyıllardır eğitim, seyahat, çalışma hakkımız gasp edildi. Okuyup öğrenemedik, görüp öğrenemedik, çalışıp öğrenemedik. Güçsüzleştik. Biz güçsüzleştikçe şiddet arttı, şiddet arttıkça biz güçsüzleştik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgüvenimizi kaybettik. Bize kalkan eli, bize doğrultulan silahı tutup indirecek gücü bulamadık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de bizim güçlenmemizden korkulduğunu görüyoruz. “Biz güçlenirsek toplum yozlaşırmış.  Biz güçlenirsek aile yapısı bozulurmuş.”&lt;br /&gt;Bu endişelerin kadınların ikincil durumunu muhafaza etmeye yönelik çabaların ürünü olduğunu, biz güçlenmeden ne ailenin ne de toplumun güçlenemeyeceğini  biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz kadınlara pozitif ayrımcılıktan yanayız ve “kota”yı savunuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kota”ya karşı olduğunuzu söylüyorsunuz. Çünkü sadece cinsiyetinden dolayı kadınlara öncelik tanınmasını istemediğinizi belirtmişsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim de nihai hedefimiz bu. Ancak ne zaman ki kadınların sadece cinsiyetlerinden dolayı yaşadıkları ayrımcılık, şiddet ve cinayetler son bulur işte o zaman “kota”dan bahsetmeye gerek kalmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama tüm bu acı gerçekler orta yerde duruyorken “kota”ya karşı çıkmak ne yazık ki eşitsizliği perçinleyen bir tavır olmaya devam edecektir. Bugüne kadar eşit hak ve fırsatlardan faydalanamamış olanları aynı kulvarda yarıştırmak haksızlıktır.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"KRALLAR VUR DEYİNCE KRALCILAR ÖLDÜRÜYOR"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu cümleyi “teşbihte hata olmaz” düşüncesiyle  kullandık. Ne size kral, ne de kimseye kralcı demek istiyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama siz kotaya karşı çıktıkça, siz (fiziksel de olsa) eşitliğe inanmadığınızı sık sık vurguladıkça  herkes söylediklerinizi anlamak istediği gibi anlıyor ve biz çalışırken zorlanıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda rejim değişikliği için harcadığınız çabayı umutla izlemekteyiz. &lt;br /&gt;Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yıllardır süregelen siyasi şiddet, yoksulluk ve feodal yapı, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün 2008 yılında yaptırdığı Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’nın da gösterdiği gibi bu bölgedeki kadınları Türkiye’nin genelinin de ötesinde boyutlarda şiddete maruz bırakmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar “dil”den kaynaklanan iletişimsizlik nedeniyle haklarından habersiz kalıyorlar, birçok kamu hizmetine erişemiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merkezlerimize başvuran kadınların yaklaşık yüzde 55’i okur yazar değiller, yaklaşık yüzde 38’i hiç Türkçe konuşamıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Anadil”  konusu siyasi bir talep değil bir insan hakkıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar çapraz bir baskı altında ne anadilleri ile ne de  anadilleri dışında bir dil ile  okur yazar olamadılar, anadilleri dışında bir dil ile iletişim kurmayı öğrenemediler, herkesin doğuştan sahip olduğu temel insan haklarından yararlanamadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2006 yılında yayınlanan ve “Başbakanlık Genelgesi” olarak tanınan “Kadın ve Çocuklara Yönelik Şiddet ile Mücadele Genelgesi” cinsiyet eşitliği sağlama konusunda önemli bir adım olabilecek bir düzenlemedir. Fakat uygulamada  ciddi sorunlarla ve dirençle karşılaşmaktayız. Bu genelgenin tarif ettiği rol ve görevlerin yerine getirilmesi için gerekli tedbirlerin alınması kadınların şiddet yaşamasını, öldürülmesini önleyecek önemli bir gelişme olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların sorunlarının ve bu sorunlara yönelik çözümlerin tarif edilmediği bir demokratik açılım sürecinin başarılı olabilmesinin mümkün olmadığını düşünmekteyiz."&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:Kazete(http://www.kazete.com.tr/haber_detay.php?hid=9628)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-7180925549298072718?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/7180925549298072718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/11/kamerden-basbakana-ack-mektup.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7180925549298072718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7180925549298072718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/11/kamerden-basbakana-ack-mektup.html' title='KAMER&apos;den Başbakan&apos;a açık mektup'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-7044530203072395288</id><published>2010-11-25T08:35:00.000-08:00</published><updated>2010-11-25T08:41:25.577-08:00</updated><title type='text'>Bu "O"nun Hikayesi</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Yarı baygın bir kadın, bilmediği bir odada. Odaya giren çıkan erkeklerin haddi hesabı yok. Bu, o odadaki, yarı baygın kadının hikâyesidir. Bu 25 Kasım'da yüzleşelim istedim bazı gerçeklerle.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Elif DUMANLI&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bu yazıyı, ben ve O, eylemleri ile cinsel şiddete maruz kalmış kadınlara güç ve destek veren Feministbiz'e ithaf ediyoruz.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlıyorum. Hikâyesini daha önce belli aralıklarla telefonda dinlemiş, boşluk kalan yerlerde de soru sorarak yazılı olarak istemiş, öğrenmiştim. Sorgulamam bitmedi bir türlü. Yüz yüze görüşme fırsatı bulduğumda da ağlamadan ve ağlamasına da izin vermeden dinledim. Alman devletinin katlettiği kadın yoldaşımız Ulrike Meinhof'un "Üzgün olmaktansa, öfkeli olmayı yeğlerim" sözü, duyduğumdan beri aklımdan çıkmıyor. Ağlamak mı? Belki... Ama öfkeli olmayı yeğliyorum, mücadele için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tecavüz hiç aklıma gelmedi"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplu tecavüzü planlayan erkek meslek sahibidir. Saygın bir yeri vardır toplum içinde. Genellikle tecavüzcü erkeklerin fakir, cinsel hastalığı olan sapkın tipler olduğu sanılır. Öyle sanılması isteniyor özellikle ve bizler yüzleşmek yerine bu istenilen algının tuzağına düşeriz kolaylıkla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçelim tecavüz gününe. Sıradan bir gündür. Hep birlikte okey oynanır. Bir ara biri, akşama bir parti verileceğini, bir erkek gruplarının olduğunu, bu partiye kendisinin de gelmesini isterler. "Erkek grubu" sözünü kapatmak ister diğer bir erkek. Gereksiz yere gizli şeyler anlatılmaktadır. Sinsi gülüşlerden rahatsız olur. Akşam çalıştığı için gelemeyeceğini söyler. Erkekler ısrarcıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Aklıma hiç tecavüz gelmedi. Özellikle de toplu. Erkek grupları olduğunu söylüyorlardı. Anlayamadım tabii. Hepsi de evli, saygın tipler. Hepsinin de toplanıp bir kadına özellikle de bana tecavüz edebilecekleri hiç aklıma gelmedi. Nasıl gelsin ki, oturmuşuz adamlarla eşlerinden, çocuklarından konuşuyoruz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hiyerarşik tecavüz"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçtiği son çaydır. Kalkacaktır. Akşam çalışacağı için biraz dinlenmesi gerekmektedir. Kalkmaya çalışır. Vücudu ağırlaşmıştır. Hareket edemez. Beyni ile vücudu arasında bağ kopar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kendi kendime konuşuyordum. Ama ağzımı açamıyor ve vücudumu hareket ettiremiyordum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir odadadır artık. Biraz önce birlikte oturduğu saygın erkekler teker teker odaya girerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Biliyor musun, tecavüzü hiyerarşik yaptılar. İlkönce toplumsal olarak en yüksekte olan erkek girdi odaya sonra hiyerarşik bir sıralama izlendi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerin toplumsal statülerini söylemeyeceğim. Özellikle söylemiyorum. Neden mi? Polemik yapma nedeni sayıyor bazı kadın ve erkekler bunu. Yüzleşmek ve mücadele etmek zor. Ama polemik yapmak kolay. Polemiğe sebep neden ise bu tecavüzcü erkeklerin bir çoğunun bir meslek örgütüne üye olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel haz değil iktidar hırsı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olayı anlatırken araya girip neden kendisini seçtiklerini soruyorum. "Fakir bir ailenin kızıydım. Babam yoktu. Yani hesap soracak ne sosyal bir statü ne de bir erkeğe sahiptim onların gözünde. Kolay avdım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecavüz anına, odaya geri dönelim. Dönmek zor olduğu için araya girmişti sorum. Nefes almak, ağlama hissimi köreltmekti amacım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç adam tecavüz etmişti? Hatırlamıyor. Hatırlayamıyor. Ama bir tanesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Adam gözlerine bakmamı ve 'Güzel mi? Hoşuna gidiyor mu?' diye sorduğunda, 'güzel' dememi bekliyordu. 'Hayır' dedim inatla. Ben 'hayır' dedikçe, öfkeden kuduruyordu. Bir ara elinde bir sopa gördüm. Sopayı öfkeyle rahmime soktu ve tekrar sordu 'Güzel mi? Zevk alıyor musun?' Acıdan dilimi ısırmamak için yorganı ısırdım. Çaresizlikten 'evet' dedim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, dedirttirmeye çalışan adamın derdi ne sizce? Sadece boşalmak mı? Biz buna iktidar hırsı diyoruz. Batı Almanya'da cinsel saldırı suçundan ceza almış erkekler üzerinde yapılan araştırmada, cinsel saldırıyı planlayarak yaptıklarını ve amaçlarının cinsel haz değil, iktidar olduğunu belirtmişler. Buna da "Güçlü olma duygusunu canlı bir insan üzerinde yaşamanın çekiciliği" diyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odaya iki çocuk girer&lt;br /&gt;Amaç iktidar olunca, iktidardaki erkeklerin, iktidarı kullanma araçlarını varislerine öğretmesi gerekiyordu. Babaları tarafından odaya 13 ve 16 yaşında iki oğlan çocuğu getirilir. Baba dışarı çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çocuklar, bacaklarımı ayırıyor, oraya buraya çekiyorlar. Ellerini, kollarını vajinama sokuyorlar. Çakmak yakıp inceliyorlar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlan çocuklarının incelemeleri bittikten sonra tecavüze sıra gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odaya getirilen erkeklerden biri, parçalanmış vajinayla kanlar içinde yarı baygın yatan bir kadın görünce, "Hani istiyordu?" der ve vazgeçmek ister. Tecavüzcü organizatör, adama bir kere kapıya kadar geldiğini, vazgeçemeyeceğini belirtir. Tecavüze ortak olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecavüz hiyerarşik gerçekleşmişti demiştik. Odaya getirilen en son erkek, hiyerarşinin en başındaki adamın işyerinde çalıştırdığı bir işçidir. "Adam iğrenç kokuyordu."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Nasıl olsa bir kadın bunu kimseye anlatamaz"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saatlerce süren tecavüz bitmiş, sıra kurbandan kurtulmaya gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir aracın içindeydim. Beni nasıl öldüreceklerini tartışıyorlardı. Halen bedenime hâkim olamıyordum. Kendi kendime konuşuyordum ama ağzımı açamıyordum. Beni bir koydan denize atacaklardı. Yüzme bilmiyordum. Nasıl kurtulabileceğimi düşünüyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecavüzü planlayan erkek, diğer erkeği öldürmemek konusunda ikna etme çabasındadır. Neden katil olsunlar ki? Ne gereği var. Nasıl olsa bir kadın bunu kimseye anlatamaz, üstelik yargı, toplum onlardan yana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tüm gücümü toparlayarak, en sonunda, 'İşe yetişmem gerekiyor' dedim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyin normal devam edeceğini iddia eden tecavüzcü organizatör, bu laf üzerine, iddiasının geçerliliğini ispat etmiş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Travma anını unutma: Amnezi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşyerinin önüne bırakılır. Merakla O'nu bekleyen iş arkadaşı, kendisini öyle görünce panik olur. Ne olduğunu sorar. Yaşadıklarını unutmuştur anında. Bacaklarının arasından akan kanı da bacaklarına yapışıp tenine ten olan spermleri de açıklayamaz bir türlü. Yıkanır. Suyun altında, saatlerce, tenleşen spermleri tırnaklarıyla kazır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün kendine geldiğinde, vücudunun üzerindeki el izlerini anlamaya çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Biliyor musun, kalçalarımda parmak ve el izleri vardı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanaması durmaz. Pedlerin ardı arkası kesilmez. O sıcakta, vücudundaki izler gözükmesin diye uzun etekler ve uzun kollu bluzlar giyer. Tıpta, travma anında unutmaya "amnezi" deniyor. Tıbbi adını özellikle veriyorum çünkü anında hatırlayıp şikâyette bulunamaması sonradan mücadeleye başladığında karşısına bir sorun olarak çıkacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşadığı şehir dar gelmeye başlar O'na. Travmatik amnezi sebebiyle yaşadığı şehirden neden kurtulmak istediğini anlamlandıramaz. Gitmek ister. Sırt çantasını sırtına takar ve kimsesi olmayan İstanbul'a gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"En güvenilir yer İstanbul gibi geldi. Kaybolmak istiyordum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, fakirdi ve sosyal olarak O'na sahip çıkacak kimsesi yoktu ama tecavüzcü erkeklerin hesaba katmadıkları bir şey vardı. O, sosyalist bir kadındı ve örgütlüydü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Partili kadın arkadaş sahip çıktı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elindeki üç beş kuruş parayla izbe bir yer kiralar. Partili kadınların verdikleri eşyalarla kendine yeni bir hayat kurar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yattığım kanepeyi bir görseydin. Kir içindeydi. Bir tane elektrikli ocağım vardı. Üzerinde hem yemek yapıyorum hem de ısınıyordum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki üç ay geçmiştir. Geceleri kâbus görmeye başlar. Kâbuslar param parçadır. Tecavüze uğramıştır ama nasıl? Avukata gider önce. Avukat O'nu Mor Çatı'ya yönlendirir. Terapi dönemi başlar. Sekiz ay geçmiştir. Tecavüzün tamamını hatırladığı an çılgına döner. Suç duyurunda bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suç duyurusunda bulundu, adalet yerini buldu mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suç duyurunda bulundu, adalet yerini buldu sanmayın. Bu hangi olaydı? Biz nerede okuduk, duyduk, seyrettik de demeyin kendinize. Devam ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suç duyurusunda bulunur ama savcı suç duyurusunu işleme koymak istemez. Karakoldan başlayayım en iyisi. Karakola gider avukatlarıyla birlikte. Tecavüzün gerçekleştiği yer jandarmanın alanıdır. Karakol komutanı şikâyet edilen adamları telefonla çağırır. Üsluba bakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hocam hakkınızda bir şikâyet var. Önemli değil ama siz yine de avukatınızla gelin."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelen onca erkeğin ifadesi yarım saat sürmüştür. "Suçu kabul etmiyorum" cümlesini yazarlar ve karakoldan ayrılırlar, karakol komutanının sıcak, yakın ilgisiyle ve tokalaşarak. Karakol komutanı ile bu adamların normalde samimi olmamaları hatta birbirlerini tanımamaları gerekmektedir siyasi olarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kadının bedenini yağmalamaya gelince erkekler organları üzerinden işbirliği yapıyorlar. Siyaset falan kalmıyor ortalıkta."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avukatlar, tecavüzle itham edilen adamların serbest bırakılmalarına itiraz ederler ve 13 ile 16 yaşındaki çocukların ifadelerinin savcılıkta alınmasının gerektiğini hatırlatırlar. Gülünür. Dalga geçilir. "Çok istediğiniz insan hakları işte" denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Adli Tıp Kurumu raporuna rağmen dava açılmadı"&lt;br /&gt;Tecavüze maruz bırakılan kadın, tecavüze maruz bırakıldığı yerin adli tıbbına gönderilir. Doktor da "tecavüzden dolayı doktora gelinir mi" edasındadır. Muayene edip rapor yazmak istemez. Gelenlerin kadın kurumlarından gelip gelmediğini merak eder, hemşire aracılığı ile öğrenmeye çalışır. Muayene etmediği takdirde kadın örgütlerinin hastaneye çağrılacağı söylenir. O zaman doktor sadece jinekolojik muayene yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Jinekolojik muayenede kanama olur mu?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben O'na sorular sorarken, O da bana sormuştu. Tabii ki hayır. Kanamazdı. Doktor beyimiz artık nasıl bir düşünce ve algıyla muayene etti ki adalet aramaması gereken kadına, kendince had bildirdi. Muayene sonucu, "Bakire değildir. Psikolojik sorunu yoktur" yazar. Adli tıpçılar ne zaman psikolog ya da psikiyatr oldu bilinmez. Doktor bununla da yetinmez. Kendi raporunu kabul etmeyeceklerini düşünerek, kendisinden daha beter rapor yazacaklarını düşündüğü için İstanbul Adli Tıp Kurumu'na sevk eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Adli Tıp Kurumu'na gittim. Sürekli ağlıyordum. İçeriye girdiğimde beni genç bir psikolog kadın karşıladı. Kurulla karşılaşmamı istemedi. Beni dinledi. Dinledikçe de anlattıklarımı kurula aktardı. Yirmi sayfaya yakın bir rapor hazırlandı. Rapor, tecavüzü doğruluyordu." İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun raporuna rağmen dava açılmaz. Talep edilen baz tespiti yapılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Artık iki kişiydik"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vazgeçmez. Mücadele için kendisi gibi kadınları bulmaya çalışır. Eren Keskin'e ve N.Ç'ye ulaşır. Eren Keskin, mücadelesine İnsan Hakları Derneği'nde (İHD) devam etmesini öğütler. "Keşke öğüdünü dinleseydim." Meselenin kadın örgütlerinin meselesini olduğunu düşünür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İHD'ye gitmedim. Feministleri dolaşmaya başladım. Bazıları, 'Biz travmalı kadınların örgütlenmesine karşıyız' dedi. Bazıları 'İyi bir şey yapıyorsun, bunu bi toplantıda konuşalım sana geri döneriz' dedi. Bazıları da 'Feministler bu konuyla mücadele edemedi sen mi tek başına mücadele edeceksin' dedi. Umudum kesilmeye başlamıştı. Sosyalist Feminist Kolektif'te benim durumumda olan bir kadın arkadaş olduğunu söylediler. Telefon numaramı verdim ve bekledim. Telefon ettiğinde sevinçten uçtum resmen. Halen vajinal kanamam vardı. Bacağımdan kan akıyordu. Görüyordum. Ağrıdan da duramıyordum. Ama buluşmaya gittim. Buluştuk. Hemen pet aldım. Ağrı kesiciler ve petlerle gün boyu birlikte geçirdik zamanımızı. Artık iki kişiydik. Mücadele iki koldan devam ettik. Bir gün, bir panel çıkışı Pınar Selek'in önünü kestim. Durumu anlattım. Ne istediğimi sordu. Anlattım. Böylece Taciz ve Tecavüze Son İnsiyatifi'nin e-mail grubu kuruldu. Cinsel Şiddete Karşı Kadın Plaftormu'nu kuruluşunda yer aldık. İnsiyatif adına toplantılara katılmaya başladık."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikaye burada bitmedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki yılı bulmasına rağmen henüz dava açılmamıştı. Açılmıyordu. "Dava açılmadıkça kendimi çaresiz ve aşağılanmış hissediyordum. Çok kötüydüm. Nerdeyse intihar edecek haldeydim. Geçen nisanda Ankara'daki Feministbiz eylem yaptığında Adalet Bakanlığı davanın açılması emirini verdi. O zaman tekrar hayata tutundum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve iç hukuk yollarında mücadeleye devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu benim değil kadınların mücadelesi olmalı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Demkoratik Özgür Kadın Hareketi'nin (DÖKH) yapmış olduğu 'Demokratik Özgür Toplumu Yaratalım Tecavüz Kültürünü Aşalım' kampanyası başladığında çok heyecanlandım. Tecavüzün ulusal boyutu olduğu kadar sınıfsaldır da. Ulusal boyutla sınıfsal boyutun birleşmesi ve birlikte mücadele edilmesi gerekmektedir. Heyecanlandım ama heyecanım kursağımda kaldı. Bir türlü Kürt kadınlarıyla birlikte hareket edebilme şansını yakalayamadık."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hikâye burada bitti sanmayın. Cinsel şiddet son bulduğunda bitecek bu ve buna benzer tüm hikâyeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:Bianet(ED/BB)http://www.bianet.org/bianet/kadin/126225-bu-onun-hikayesi(25.11.2010)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-7044530203072395288?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/7044530203072395288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/11/bu-onun-hikayesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7044530203072395288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7044530203072395288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/11/bu-onun-hikayesi.html' title='Bu &quot;O&quot;nun Hikayesi'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-2418672880719479216</id><published>2010-11-24T04:36:00.000-08:00</published><updated>2010-11-24T04:41:09.513-08:00</updated><title type='text'>Pınar Selek için taraf olmak</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;KARİN KARAKAŞLI:Benim nesnelliğim Pınar Selek konusunda taraf olmamı gerektiriyor. Sizin de Pınar Selek'ten yana taraf olmanızı istiyorum.(Radikal:24.11.2010)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani kişisel olarak size dokununca başka türlü hissedersiniz ya bir olayı, en çok kafa karışıklığına bulaştırılmış meselelerden biri olan ‘Pınar Selek davası’nı bir de içeriden dinlemenizi istiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun gerekçeli kararı bir kez daha bomba sözcüğü ile Pınar Selek ismini yan yana getirdi. On iki yıllık bir karabasanın içinden geçen Pınar Selek için ailesi, biz dostları ve onun kişiliğine tanık olmuş binlerce insan için bir kez daha derin bir nefes alıp verileri doğru sırayla sunma zamanı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş ortamı &lt;br /&gt;Pınar Selek, ülkesindeki savaş ortamını incelemek için çıktı yola. Genç, idalist bir sosyolog olarak neden bir türlü barışılamadığını anlamak ve anlatmak istiyordu. Bugün geldiğimiz ‘Savaşma, Konuş’ noktasındaydı daha o yıllarda ve hep yaptığı üzere, ‘oradaydı.’ Çünkü onun ele aldığı konuları değil, kendine dert edindiği meseleleri vardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama savaş koşullarını, bu koşulların muhataplarıyla araştırarak anlatmayı isteyince göz altına alındı. Pınar Selek, patlamadan iki gün sonra göz altına alındığında ona Mısır Çarşısı ile ilgili tek bir soru sorulmadı. Çalışması için görüştüğü kişilerin isimlerini vermediği için işkence gördü ve bir buçuk ay sonra patlamayla kendi isminin ilişkilendirildiğini cezaevinde televizyon ekranından izledi. O gün bugündür kendi ismiyle bu patlamayı yan yana getiren korku filmini izlemeye devam ediyor. &lt;br /&gt;Gerek Emniyet’in gerekse üniversitelerin uzman raporları patlamaya gaz kaçağı derken patlamanın bombadan kaynaklandığı iddiasından bir türlü vazgeçilmedi. Üstelik bomba bile olsa o bombanın Pınar Selek’le bir ilgisi yoktu. Esas mesele onun barışa ve anlayışa adanmış sözünün, sesinin tehlikeli bulunmasıydı. Selek, Abdülmecit Öztürk’ün poliste işkence altında verdiği ifadeye dayanılarak suçlandı. Oysa Abdülmecit Öztürk, duruşmaların başından sonuna kadar, Pınar Selek’i tanımadığını, böyle bir ifadeye işkence altında zorlandığını defalarca açıklayacaktı. Ama gelinen noktada Öztürk’ün beraati kesinleşirken Pınar Selek’in iki kez beraat ettiği davadan müebbet hapis istemiyle yargılanması isteniyor. Sadece bu ibretlik ayrıntılar bile bir başına çok şey anlatır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çelişkili rapor ve ifadeler &lt;br /&gt;Çelişkili bilir kişi raporları ve bir verilip bir geri çekilen ifadelerle, yalan beyanlarla içinden çıkılmaz bir kedi yumağına dönüştürülen dava, adil yargılama hakkını ihlal ve işkence dolayısıyla artık AİHM sürecinde. Elbette insan kendi memleketinde hukuk mücadelesi verebilmeyi istiyor ama Yargıtay 9. Daire’nin Hrant Dink’i ‘Türklüğü tahkim ve tezyif etme’ suçundan mahkûm ettiğini ve bu kararın da onun öldürülüşüne giden yolda en önemli köşelerden birini tuttuğunu bilirken ‘Yargıtay: Bombayı Pınar Selek koydu’ ibaresinin yarattığı dehşeti sizlerle paylaşmaktan başka çıkar yol bulamıyorum.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Pınar’la ilgili bir diğer gelişme Berlin’deki uluslarası Überleben İşkence Kurbanları İçin Tedavi Merkezi tarafından hazırlanan özel bilirkişi raporuyla uğradığı işkencenin de resmen tespit edilmiş olması. Pınar, sevdiklerini kendi çektiği acılardan korur. Ama kayıtlara geçmiş işkencenin anlattığı bu hakikate ihtiyaç var. Ve bir de şu var: Yıllarını militarizme, her türlü şiddete ve savaşa karşı mücadeleye adamış bir insanın, katliam sanığı olarak topluma tanıtılma girişimi de işkencelerin en büyüğüdür.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Pınar Selek’in dün Radikal’de “Türkiye’de olup bitenleri takip ediyor musunuz?” sorusuna verdiği yanıt, onun hayat duruşunu özetliyor: “Ediyorum. Ama takip etmek rahatlatmıyor. Cezaevinde de, aynı his dolardı yüreğime.... Ben sadece takip edemem. Bir şey öğrenince yapmak isterim. Müdahale etmek isterim.” &lt;br /&gt;Pınar Selek’i tanıyan ve onun şahsında oynanan büyük oyunu gören hepimizde de aynı duygu var. &lt;br /&gt;Takip etmek değil, müdahale etmek istiyoruz. Çünkü ondan bombacı yapılmaya çalışılan dünya yalan bir dünyadır. Orada kimse huzurlu yaşayamaz. Müdahale ettiğinizde ise taraf olursunuz. Önünüzdeki resme bakar nesnel verileri yanyana getirir, akıl, yürek ve vicdanla kanaatinizi oluşturursunuz. Benim nesnelliğim Pınar Selek konusunda taraf olmamı gerektiriyor. Sizin de Pınar Selek’ten yana taraf olmanızı istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Hukuk adaletle eşanlama gelene kadar nesnel vicdan adına taraf olun. Pınar Selek için değil, gönül rahatlığıyla yaşanabilecek bir Türkiye için... Başka türlüsü haram hepimize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:Radikal Gazetesi(http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&amp;Date=24.11.2010&amp;ArticleID=1030003)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-2418672880719479216?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/2418672880719479216/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/11/pnar-selek-icin-taraf-olmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/2418672880719479216'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/2418672880719479216'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/11/pnar-selek-icin-taraf-olmak.html' title='Pınar Selek için taraf olmak'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-431370705616507721</id><published>2010-11-24T04:16:00.000-08:00</published><updated>2010-11-24T04:31:57.367-08:00</updated><title type='text'>25 Kasım yaklaşırken kadınların ‘atık hayatları’</title><content type='html'>NİL MUTLUER * / Her gün 3 kadın hayatını kaybediyor. İstanbul Feminist Kollektif acil önlem paketini açıkladı(Taraf:15.11.2010)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir 25 Kasım, “kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için uluslararası mücadele günü” daha yaklaşırken Türkiye’deki tanıdık şiddet manzaraları olanca hızıyla devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde kadına yönelik şiddet kimlik konularıyla kesiştiğinden, ana akım medyada heyecan oluşturuverdi. Genelde üçüncü sayfa haberleriyle ‘kıskançlık’, ‘öç’ gibi bahanelerle meşrulaştırılan cinayetler bu sefer gündemi oluşturdu. Fethiye’de İngiliz bir kadın tecavüze uğradı. Sonrasında oldukça vahşi bir şekilde doktorun ‘ziyaretçilerinin’ eşliğinde muayene edildi. Ataerkil zihniyet, ‘batılı kadın cinsellikte rahattır’ önyargısı ile hareket ettiğinden bu muayene doktor ve arkadaşları tarafından mahreme tecavüz olarak görülmedi. Diğer yandan, Van’da bir erkeğin iki eşinden nikahlısı olan hamile bir kadın ve çocukları öldürüldü. Eh olay çok eşlilik ve coğrafya Van olunca da konu hemen ‘doğudaki kadının kültürel talihsizliği’ önyargısı ile bütünleşti. Sanki memleketin diğer yakasında çok eşlilik ve şiddet yokmuş gibi. Kısa zaman dilimine sığan iki haber, iki olay sanki münferit yaşanmışcasına haber oluverip, benzer vakalar gibi unutulmak üzere bellekleri ziyaret ettiler. Oysa, her iki olayın da önemli bir ortak noktası var: Olaylar sistematik ve konuyla ilgili çalışanlara yeterince kulak verilmiyor. Neden mi? Çünkü, kadın hâlâ eşit yurttaş değil! Kadın hareketinin bir dönemdir fark ettrimeye çalıştığı bu cinayetlerdeki artış bana kadınların hayatının kolay feda edilebilir “atık hayatlar” olduğunu hissettiriyor. Gündelik hayattaki sıkışmış öfkenin üzerlerine akabileceği, iktidarlar değiştikçe haklarının değişebileceği hayatlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sistematik şiddet: "şiddet türlerinin farklılığıyla ile ilgili değil, seviyelerin farklılığıyla ilgili"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilgili köşe yazısında Markar Esayan cinayetlerin raslantı olmayacağından bahsetmiş. Esayan haklı, zira bu cinayetler devlet ve toplumun işbirliği içinde karşımıza çıkan ataerkil söylem ve uygulamaların bir tezahürü. Kılıfları modern, dindar, sağcı, solcu ne olursa olsun farklı farklı alanlarda normalleştirilerek yeniden üretilen sistematik bir ayrımcılığın sonucu. Yani birbiriyle kıyasıya döğüşen erkek egemen dünyanın kesişen noktası! Berna Ekal’ın Türkçe’ye kazandırdığı Eva Lundgren’in Şiddetin Normalleştirme Süreci kitabında şiddetin sistematikleştirilmesi şiddet, iktidar ve normalliğin birbiriyle bağlantısı üzerinden açıklanıyor. Gerek gündelik hayatta, gerekse politikalarda erkeğin hareket sınırının genişletmesi normalleşirken, kadın kendi sınırını kısıtlamayı öğreniyor, bu normalleşiyor. Bu da alanı dar olanın haklarının da dar olması anlamına geliyor. Kısaca kitapta da değinildiği gibi, “şiddet türlerin farklılığıyla ilgili değil, seviyelerin farklılığıyla ilgili” yani, kadının erkeğin doğası denen şey sosyalleşme sürecinde öğrenilen bir hal. Ayrıca, şiddet sadece fiziksel olarak yaşanmıyor, seviyelerle de belirlenebiliyor gündelik hayatta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tartışma çerçevesinde, şiddet genel geçer bir şekilde ‘bazı erkekleri’ suçlayıp, onların doğasından bu şiddeti uyguladıklarıyla açıklanacak bir durum değil. Erkekler de, kadınlar da Deniz Kandiyoti’nin değimiyle hareket sınırlarını belirlerken “ataerkil pazarlık” yapmayı öğrene öğrene büyüyorlar. (3)Bu pazarlıkta, görece güçlü olanın değerleri norm olarak kabul edilirken güçsüzler de ezilmemek için sadece bu normlara uymakla kalmayıp onları yaşamlarının içinde yeniden üretiyorlar. Bu çerçevede, erkekler, yaş ve konumlarına göre şiddeti sadece uygulayan değil, şiddete uğrayan da olabiliyorlar. Elbette bazıları bu durumu fark edip eleştiriyorlar yapıyı. Gene de erkeklerin birçoğu sosyal olarak avantajlı konumlarının fakında olsalar bile, bu konumdan geri adım atmak istemiyorlar. Bazı kadınlarsa dezavantajlı konumlarından dolayı, şiddetten erkekten çok daha fazla zarar görüyor olsalar da, çoğu zaman maddi veya manevi gücü kendilerinde bulamadıklarından direnemiyorlar. Ne de olsa, şiddetin sistematik yanı direnmeyi de güçleştiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İster Kemalist, ister dindar, ister özgürlükçü olsun erkek egemenliğinin Türkiye’de ortaklık yaptığı ve görmezden geldiği Türkiye’de kadına yönelik şiddetin normalleştirme sürecinin çok kısa tarihi ise şöyle özetlenebilir: 2002’ye kadar Medeni Kanun’da, erkeğin aile reisi ilan edilmesiyle kadının statü olarak erkekten alt bir sınıfa konumlandırılması; evli kadının kocasının izni ile çalışabileceğinin kanunda yer alması; Ceza Kanunu’nda ‘namus’un erkeğin kadını öldürmesinde hafifletici sebep olması; kanun değişse de uygulamaların oldukça yavaş hayata geçmesi; para karşılığında cinsel ilişkiye girdiğinde, kadının hemen ‘iffetsiz’ olarak ilan edilip geneleve çıkamamak üzere yerleştirilmesi, erkeklerinse bu ilişkiyi satın alma haklarının sonsuz bir şekilde olması; devlet söylemlerinde kadının sadece ‘annelik’ rolüne vurgu yapılarak eve ve topluma sürekli hizmet veren bir konuma sürüklenmesi; işyerinin kreş açma zorunluluğunun kalkması; Türkçe’ye çevrilmiş “biliminsanı” gibi kelimelerin “adam” eklerinden kurtulamaması, gündelik hayattaki deyimlerin hep erkeği güçlü, akıllı konuma yerleştirmesi ve bu yazının konusu olan kadın cinayetlerinin son yedi yılda % 1400 artması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca şiddet dediğimiz olgu, en masum saydığımız gündelik hayattaki ve/veya bürokrasideki uygulamalarla hayatımızın göbeğine yerleşiyor. İktidarca kadın ve erkek eşit sayılmıyor. Şimdi söylemleri yavaş yavaş değise de iktidar bunu uzun bir müddet kadın ve erkeğin fıtratının, yani yaratılışta getirdikleri özelliklerin aynı olmamasıyla açıkladı. Oysa burada, ciddi bir yanlış anlaşılma var kanımca. Eşitlik talebi aynılık talebi değil ki. Zaten, her kadın ve her erkek de birbiriyle aynı değil. Eşitlikten, kadınerkek tüm yurttaşların ve hatta yurttaşlık kavramının sınırlarını genişletirsek, memlekete gelmiş göçmenlerin bile temel hak ve özgürlüklerden eşit bir şekilde yararlanması kastediliyor. Tüm yurttaşların temel kaynaklara eşit ulaşım imkânına sahip olmasına değiniliyor. Ayrıca, eğer eşitliğin anlamı iktidarlara göre kayacaksa işimiz çok zor. Kemalist yaklaşım başörtülü kadını dışlarken, bugünkü iktidar kadınların fıtratı açıklamasıyla kadınların haklarını ve hareket alanlarını din çerçevesinde kısıtlıyor. Bu hal, iktidarlara göre kadının anlamı değiştikçe, hakları da değişecek anlamına geliyor. Kıssadan hisse, birbiriyle sürtüşürken sürekli kadınları kullanan iktidarların kadın parametreleriyle, kadınlar için adaletin gelemeyeceği oldukça açık. Peki kadınlar birbiriyle erkek egemen dil noktasında anlaşan iktidarlardan ne istiyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kadın hareketinin talebi&lt;br /&gt;Erkek egemen dile sahip iktidarlar birbiriyle sürtüşe dursun, kadın hareketi sadece belli bir grup kadına karşı değil, farklı kesimlerden gelen farklı kadınlara yapılan her türlü ayrımcılık ve şiddete karşı durdu. Bununla da sınırlı kalmadı, erkeklerin ataerkil sistemde ezilmelerini konu aldı. Erkeklerin üzerindeki yükü aktaran birçok çalışmada hareketle bağlantılı olan kadınlar ve harekete yakın erkekler tarafından kaleme alındı. Kısaca, toplumdaki farklı nedenlerle oluşan cinsiyet meselelerinin üzerine eğildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün ortalama 3 kadının öldürüldüğü kadın cinayetleri hakkında da İstanbul Feminist Kollektif geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği basın toplantısıyla “Acil Önlem” taleplerini şöyle sıraladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“- Başta Başbakanlık olmak üzere, İç İşleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Aileden ve Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı, Emniyet Müdürlüğü, mahkemeler, savcılıklar, valilikler ve belediyeler yani tüm ilgili kurumlar tarafından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kadın-erkek eşitliği tartışmaya açılmaksızın fiili olarak hayata geçirilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kadınlara yönelik her tür şiddet, baskı ve ayrımcılığın önüne geçmek ve kadınların yaşam haklarını garanti altına almak üzere gerekli tüm adımlar atılsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kadın örgütleriyle birlikte kadın cinayetlerinin sona ermesi için acil bir eylem planı hazırlanarak uygulamaya geçirilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kadın cinayetleri davalarında ‘haksız tahrik indirimi’ =’erkeklik indirimi’ uygulanmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Şiddet gören, ölümle tehdit edilen kadınlar karakol, adliye, jandarma kapılarından ‘aile meselesi’ denerek geri gönderilmesin, tüm yasal haklarını kullanmalarının sağlanması yanında özel önlemler alınarak koruma altına alınsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 2006/17 sayılı Kadın ve Çocukları şiddetten korumak için çıkartılan Başbakanlık Genelgesi uygulamaya konulsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sığınma evlerinin sayısı 38’den ivedilikle 3800’e, kısa sürede her 7500 kişilik nüfusa bir sığınma evi düşecek sayıya getirilsin.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu 25 Kasım'ın şiddetsizliğe vesile olması üzerine çağrı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadına karşı şiddetin sistematik yanının ortaya çıktığı en anlamlı örneklerini 25 Kasım’lardan başlayarak vermek istiyorum. Geçtiğimiz 25 Kasımların bazıları, devletin kadına yönelik şiddeti normalleştirmesini kanıtlarcasına traji-komik bir şekilde yaşandı. Olan olaylar dehşet verici olmasına karşı, günün anlamını öylesine yeniden hatırlatıyordu ki, her iki olayda da içimden kapıldığım dehşet karşısında bir direniş olarak gülmek geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru hatırlıyorsam iki sene kadar önceydi. Kadınlar her 25 Kasım’da olduğu gibi bu sefer de şiddete karşı etkinlikler çerçevesinde yürüyüşü de düşünmüşlerdi ve gerekli izinleri almışlardı. Ancak ellerinde pankart, fotoğraf makinası, şahsi çantalarından başka birşeyleri olmamasına karşın, tam İstiklal Caddesi’nde yürüyüşe geçecekleri sırada polis barikatıyla karşılaştılar. Öyle bir barikattı ki bu, panzer bile polislerin arkasındaki mekanik görevine çekilmişti... Bu engelleme karşısında kadınlar kaçmadı. Şiddet karşıtı oldukları için polise de saldırmadı. Bir anda sloganlar atıp şarkılar söylemeye başladılar. Polis bu eylem biçimi karşısında ne yapacağını şaşırmış dururken, Taksim’den geçen meraklılar kalabalığın nedeni sormaya başladı. Kadınlar kadına karşı şiddeti engellemekle ilgili mesajlarını bu kişilere de aktardı. Bu açıklamalar ve eylem biçimi bazılarının hoşuna gitmiş olacak ki, kalabalık büyüdükçe büyüdü ve sonunda eylem İstiklal Caddesi’nin girişde bir coşkuya dönüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aktaracağım ikinci 25 Kasım ise gerçekten vahşiydi. Geçen sene, kadınlar kadına yönelik şiddeti Galatasaray Meydanı’nda kurdukları bir fotoğraf sergisiyle de aktarmayı planladılar. Gene gerekli izinler alındı ve sergi açıldı. Bu sefer sivil polisler, önce sergiyi kaldırmak istediler. Kadınlar izinli olduklarını belirtmesine rağmen, hiçbir güç onları engelleyemedi ve sergiyi yıkıp, parçaladılar. Bu vahşi kırıp parçalama sahnesi bana ilkokullardaki resmî törenlerde temsili düşman saldırısını hatırlatır. Hatta zaman zaman “polis kadına yönelik şiddetle mücadele gününü temsili olarak kutladı!” diye düşünürüm. Gerçekten ürkütücüydü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ki, her iki olayda da ne halktan ne de polisten kimse yaralanmadı. Sadece bir memleket hali olarak şaşkınlık, haksızlık ve hüzün kaldı geriye... Cinayetlerin artması esas acıyı hissettiriyor yüreklerde elbette... Bu satırları yazdığım sırada bile acı hissettiren başka bir olay daha oldu. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Kadın Sekreterliği, İnsan Hakları Derneği ve Ankara Barış İçin Kadın Girişimi’nin öncülüğünde erkek şiddetine karşı ve barış çağrısıyla İstanbul ve Hakkâri’den başlatılan Ankara yürüyüşü polislerce şiddet kullanılarak engellendiği haberleri de gündemdeki yerini aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaşananlar karşısında cinsiyet ayrımcılığına karşı politik istikrara ihtiyacımız var. İstanbul Feminist Kollektif’in talepleri gerçekleştirilmesi zor talepler değil. Gerçekleştirilmesiyle, cinsiyet ayrımcılığı ve şiddet bir anda bitmeyecek olsa da, meselenin sistematik tarafı ciddi bir şekilde sorgulanmaya başlayacak. Dilerim bu adımlar bir an önce atılır. Dilerim bundan sonraki 25 Kasımlar şiddetsiz anılır, şiddetin azalması için bir başlangıç olur, kadınlar, çocuklar ve erkekler öldürülmez. Kimsenin biricik hayatı atık olmaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Markar Esayan, Taraf Gazetesi, 11 Kasım 2010,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Eva Lundgren (2009), Şiddetin Normalleşme Süreci, çeviren: Berna Ekal, İstanbul: Reng Ahenk Sanatevi Yayınları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Deniz Kandiyoti “ataerkillikle pazarlık” kavramını ‘Erkeklerin paradoksaları’ makalesinde kullanmıştır. (1996, ‘The Paradoxes of Masculinity: Some Thoughts on Segregated Societies’, in A. Cornwall &amp; N. Lindisfarne (eds.), Dislocating Masculinity: Comparative Ethnographies. London: Routledge, p: 197-213.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Üniversitesi Sosyoloji Bölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nilmutluer@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:Taraf Gazetesi(http://www.taraf.com.tr/haber/25-kasim-yaklasirken-kadinlarin-atik-hayatlari.htm)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-431370705616507721?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/431370705616507721/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/11/25-kasm-yaklasrken-kadnlarn-atk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/431370705616507721'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/431370705616507721'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/11/25-kasm-yaklasrken-kadnlarn-atk.html' title='25 Kasım yaklaşırken kadınların ‘atık hayatları’'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-3216560850548280072</id><published>2010-11-08T07:47:00.000-08:00</published><updated>2010-11-08T07:50:48.576-08:00</updated><title type='text'>TECAVÜZ İNSANLIK SUÇUDUR!!</title><content type='html'>TÜRKİYE PSİKİYATRİ DERNEĞİ  ve ADLİ TIP UZMANLARI DERNEĞİ ORTAK BASIN AÇIKLAMASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basına ve Kamuoyuna&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz hafta üniversite öğrencisi bir kadını zorla kaçırarak tecavüz ettikleri iddiasıyla tutuklu yargılanan iki kişinin, tecavüz ile ilgili kanıtlar sabit olmasına, mağdurun ruhsal yönden etkilendiğine ilişkin iki üniversite hastanesinin Psikiyatri Anabilim Dallarından alınan raporlar bulunmasına rağmen yerel mahkeme tarafından serbest bırakılmaları hem kamuoyunda hem  meslek grubumuzda tepki yaratmış ve kamuoyu vicdanında derin bir yara açmıştır.  Son duruşmada yerel mahkeme Adli Tıp Kurumu’ndan bilirkişi görüşü istenmesine karar vermiş, ayrıca bu değerlendirme süresinin 18 ay süreceğini ve sanıkların mağdur olacağını gerekçe göstererek her iki sanığın tutukluluk hallerini kaldırmıştır. İçerdiği büyük hukuksal yanlış dışında, ülkedeki bilimsel kurumların değerlendirmelerini yok sayan, saygısızlık içeren bu karar kadına yönelik şiddetin en uç biçimi olan tecavüzü teşvik edici ve özendirici bir nitelik kazanmıştır. Bunun yanında yeterince kanıt olmadığı halde yıllarca mahkeme önüne çıkarılmadan insanların tutukluluk hallerinin sürmesine karar veren mahkemeler neredeyse adaletin tecellisinden çok bu davada sanıkların “mağduriyetini” önleme telaşına düşmüşlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;18 Mart 2010 akşamı kaçırılarak tecavüz edilen mağdurun Ankara Adli Tıp Kurumunda yapılan muayenesinde cinsel saldırının kanıtları saptanmış, Numune Hastanesi tarafından ruhsal sağlığı bozulduğuna ilişkin rapor verilmiş, Ankara Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanlıkları yaptığı değerlendirmede mağdura “Travma Sonrası Stres Bozukluğu” tanısı konarak ruhsal durumunun bozulduğu belgelenmiştir. Buna rağmen yerel mahkemenin son yıllarda verdiği yanlış ve siyasi kararlar nedeniyle niteliği, yapılanması ve işlevi tartışılan Adli Tıp Kurumu’ndan görüş istenmesi, üst yargının tüm verilere rağmen Adli Tıp Kurumu görüşünü özellikle istemesi ve ciddiye alması adalet sisteminin içinde bulunduğu durumu göstermek açısından da dikkat çekicidir. Bu eğilim bilimsel ve hukuksal açıdan büyük bir hata içerdiği gibi bir çok yanlışı da beraberinde getirmektedir. İlgili yasal düzenlemelerde yer alan ruhsal bozukluk kriteri, uygulayıcılar tarafından, yasada açıkça belirtilmemiş olmakla birlikte, kalıcı bir hasar biçiminde yorumlanmakta, dolayısıyla da uzmanların yaptıkları inceleme sonrasında “bozukluk meydana gelmemiştir veya bozukluk saptanmamıştır” değerlendirmesi, mağdur bu olaydan etkilenmemiştir, biçiminde hatalı olarak basit bir etki olarak algılanmaktadır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada cinsel suç mağdurlarının muayene ve raporlama süreçleri Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından yerine getirildiği, Savcılıklar ve mahkemelerden bu konuda çok sayıda dosya 6. Adli Tıp İhtisas Kuruluna gönderildiğinden randevu tarihlerinin uzamaması için Sağlık Bakanlığı ile görüşmeler yapıldığı, görüşmeler sonucunda Adli Tıp Kurumuna ve özellikle 6. Adli Tıp İhtisas Kuruluna, “Zorunlu Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Kurası” ile “uzman psikiyatr” takviyesi yapıldığı ifade edilmektedir. Bu destek önemli olmakla birlikte hem bakanlık hem de mahkemeler tarafından üniversite ve eğitim hastanelerinde çalışan deneyimli psikiyatristlerin yer aldığı kurulların kararlarını yok saymaya ve önemsizleştirmeye yönelik bir gerekçeye dönüştürüldüğünün örnekleri sık sık görülmektedir.  Adalet Bakanlığı uzmanlara dayanarak “cinsel suçlarda beden ve ruh sağlığının kalıcı bozulup bozulmadığının tespiti için bilimsel olarak 18 yaş altındaki çocuklar için 6-7 aylık, erişkinler için ise 12 aylık sürenin beklenmesi gerektiği” iddiasında bulunmakta ve yerel mahkemenin kararını doğru bulmaktadır. Bakanlığın bu ifadesi de bilim dışıdır. Adalet Bakanlığının en kısa zamanda hangi uzmanlara ve hangi bilimsel verilere göre bu belirlemeyi yaptığını kamuoyuna açıklaması gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilirkişilikle ilgili yasal düzenlemelerde değerlendirmenin altı ay içinde yapılmaması halinde başka bir bilirkişiden görüş istenmesi gerekirken, mahkemelerin Adli Tıp Kurumu’ndan görüş beklemesi yasaları hiçe saymaktır. Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada yanlışlar savunulmakta, tecavüzcüleri sokağa bırakan, ve adalet duygusunu zedeleyen kararın gerekçeleri büyük bir özenle hazırlanmakta, yasaların çiğnenmesine göz yumulmaktadır. Bu açıklama içerdiği ciddi bilimsel yanlışlar yanında, seçkin bilim kurumlarının kararlarına büyük bir saygısızlık içermekte, bu kurumların görüşlerini değersizleştirmekte, yerel mahkemelerin tecavüzcüleri koruyan kararlarını ısrarla savunmaktadır. Bu haliyle son derece üzücü ve kamuoyu vicdanı yaralayıcıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecavüz eyleminin kendisi herhangi bir ruhsal belirti olmasa bile bireyin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü tehdit eden, insanlık suçu olan bir eylemdir. Fiziksel ve ruhsal belirtilerin olmaması bu eylemin suç niteliğini kaldırmayacağı gibi tecavüzcünün serbest bırakılması için gerekçe değildir. İlgili raporlarda belirtilen “Travma SonrasıStres Bozukluğu” tanısı için  belirtilerin bir aydan uzun sürmesi, Akut Stres bozukluğu için ise iki günden uzun sürmesi yeterlidir. Bu belirtilerin üç aydan uzun sürmesi durumunda bozukluk kronik nitelik kazanmaktadır. Belirtilerin eşik altı sürdüğü ve travmadan  altı ay sonra bozukluğun daha görünür hale geldiği geç başlangıçlı olguların sayısı görece daha düşüktür. Bu durum dahi ruhsal etkilenme olmadığını göstermemektedir. Bir çok koruyucu etkenin ruhsal belirtilerin tanı konacak düzeye çıkmasını önlediği anlamına gelmektedir. Ruhsal travmanın olumsuz etkilerinin süreç içinde gerilemesi de tecavüzün gerçekleşmediği ve suç olmadığı anlamına gelmemektedir. Bireyin sahip olduğu başa çıkma becerileri, gördüğü ruhsal ve sosyal destek bu belirtilerin azalmasına katkı sağlayabilir.. Fakat mahkemelerin tecavüzcülerinin mağduriyetini önlenmesi gerekçesiyle adaletin tecelli etmesini engelleyerek tecavüze uğrayanları bir kez daha mağdur etmesi, re-travmatizayona, eş deyişle bu kişilerin yeniden travmaya uğramasına ve ortaya çıkan ruhsal sorunların süreğenlik kazanmasına yol açacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalet Bakanlığı’nın bilim dışı açıklamalarla yerel mahkemelerin hukuk dışı kararlarını desteklememesini, tıp fakültelerinin psikiyatri ve Adli tıp anabilim dallarının raporlarını yok sayan saygısız, hukuk dışı ve suç oluşturabilecek uygulamalarından derhal vazgeçmesini, Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması yönündeki hukuksal süreci uzatacak kararlarından vazgeçecek girişimlerde acilen bulunulmasını talep ediyoruz…&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Doç. Dr. Doğan Yeşilbursa&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TPD Merkez Yönetim Kurulu  adına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Prof Dr. Ümit Biçer&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adli Tıp Uzmanları Derneği Başkanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATUD Yönetim Kurulu adına&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-3216560850548280072?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/3216560850548280072/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/11/tecavuz-insanlk-sucudur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3216560850548280072'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3216560850548280072'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/11/tecavuz-insanlk-sucudur.html' title='TECAVÜZ İNSANLIK SUÇUDUR!!'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-2410245671343126838</id><published>2010-10-22T04:52:00.000-07:00</published><updated>2010-10-25T02:06:28.047-07:00</updated><title type='text'>Tecavüzcüler Dışarıda, Adalet Nerede?</title><content type='html'>Biz feminist kadınlar yıllardır taciz ve tecavüz davalarının yakın takipçisiyiz.  Taciz ve tecavüz davalarında tacizi ve tecavüzü ispatlamada yaşanan zorluklara, bu davalarda verilen erkek egemen zihniyetten kaynaklı adaletsizliklere direniyor ve bunları deşifre ediyoruz.  Daha önce de söyledik, yine söylüyoruz. Yargıtay 5. Ceza Dairesi tecavüz davalarında, Adli Tıp Kurumu’ndan alınan “ruh sağlığı bozulmuştur” raporunu zorunlu kılıyor. Adli Tıp Kurumu ise randevu tarihini en erken 1 yıl sonraya veriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı yerel mahkemeler Üniversite hastanelerinden alınan Travma Sonrası Stres Bozukluğu raporunu kabul ederken, Yargıtay 5. Ceza Dairesi bu raporlara dayanılarak verilen mahkumiyet kararlarını bozuyor ve Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasını zorunlu kılıyor. Diğer yerel mahkemeler ise, Yargıtay’ın kararlarını bozacağını gerekçe göstererek üniversitelerden alınan ruh sağlığı bozulmuştur raporlarına rağmen tecavüze uğrayan kadınları İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderiyor. Verdiği kararların güvenilirliği tartışmalı olan İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilen tecavüz davaları yıllarca uzuyor ve tecavüzcüler ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl mart ayında Sincan’da bir toplu tecavüz daha gerçekleşti. Tecavüze uğrayan kadın hemen hukuki süreci başlattı ve o günden itibaren biz Ankara’da yaşayan kadınlar olarak bu tecavüz olayının yakın takipçisi olduk. Olay sonrasında tecavüz nedeniyle tutuklanan tecavüzcüler, 7 ay boyunca tutuklu yargılanmalarına rağmen 19 Ekim günü salıverildirler. Gerekçe olarak, raporun Adli Tıp Kurumundan gelmesinin uzun zaman alacağı gösterildi. Sonuç olarak tecavüzcüler şu an dışarıdalar. Rapor Adli Tıp'tan dönene ve cezaları kesinleşene kadar, mağduru tehdit etmeyeceklerinin, tanıklara baskı yapmayacaklarının ve başka kadın ve çocuklara tecavüz etmeyeceklerinin hiçbir garantisi yok!&lt;br /&gt;Şu an iki tecavüzcü erkek ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşıyorlar. Erkek egemen sistem bizi öldürülmediğimiz, hayatta kaldığımız ve yaşama inadımız için adeta cezalandırıyor. Bu da bize adaletin gerçek bir adalet olmadığını en açık biçimde gösteriyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan bir kez daha Yargıtay'a sesleniyoruz: Tecavüz davalarında Adli Tıp Kurumundan rapor alınması zorlamasına son verilmelidir. Tecavüz davalarında Üniversite Hastanelerinden alınmış raporlar yeterli ve geçerli kabul edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan bir kez daha Hükümete sesleniyoruz:  Bağımsız Üniversite Hastaneleri bilirkişi olarak kabul görmelidir. Bu düzenleme derhal hayata geçirilmelidir. Üniversite Hastaneleri bünyesinde “Derhal Tecavüz Kriz Merkezleri” açılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan bir kez daha Mahkemelere Sesleniyoruz: Çocukları- Kadınları Adli Tıp Kurumu'na göndermeyin. Adli Tıp Kurumunu gerekçe göstererek tecavüzcüleri serbest bırakmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinmelidir ki kadınlar olarak bedenimize istedikleri türden müdahale etmeyi kendilerine hak gören erkeklere ve taciz ve tecavüzü meşru kılan erkek egemen zihniyete karşı her zaman mücadele edeceğiz. Bizler, evde, sokakta, işyerinde hiçbir kadın tecavüze uğramayana dek tecavüzcülerin ve suç ortaklarının peşini bırakmayacağız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek adalet değil gerçek adalet istiyoruz!!!&lt;br /&gt;FeministBiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Destekleyenler:&lt;br /&gt;-Sosyalist Feminist Kolektif&lt;br /&gt;-Üniversiteli Genç Kadınlar&lt;br /&gt;-Kozadan İpeğe Kadın Kooperatifi&lt;br /&gt;-Kadın Dayanışma Vakfı&lt;br /&gt;-Kaos GL LGBTT Derneği&lt;br /&gt;-Pembe Hayat LGBTT Derneği&lt;br /&gt;-Türkiye İnsan Hakları Vakfı&lt;br /&gt;-Yeşiller Partisi&lt;br /&gt;-Çankaya Belediyesi Sığınma Evi Çalışanları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BASINDAN:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Ekim 2010 Sincan Adliyesine tahliyeye itiraz dilekcesi verildi ve basin aciklamasi yapildi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/16107442.asp?gid=373"&gt;http://www.hurriyet.com.tr/gundem/16107442.asp?gid=373&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.dha.com.tr/n.php?n=f5f4c91f-2010_10_22"&gt;http://www.dha.com.tr/n.php?n=f5f4c91f-2010_10_22&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.stgm.org.tr/tr/manset/detay/kadinlardan-tecavuzcu-isyani"&gt;http://www.stgm.org.tr/tr/manset/detay/kadinlardan-tecavuzcu-isyani&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://haber.gazetevatan.com/o-karara-boyle-isyan-ettiler/336059/7/Yasam"&gt;http://haber.gazetevatan.com/o-karara-boyle-isyan-ettiler/336059/7/Yasam&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hukukihaber.net/yasam/kadinlardan-tecavuzcu-isyani.htm"&gt;http://www.hukukihaber.net/yasam/kadinlardan-tecavuzcu-isyani.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Ekim 2010 Avukat Evren Paydak  NTV de tahliye uygulamasına ilişkin konustu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://video.ntvmsnbc.com/#tahliye-skandali.html"&gt;http://video.ntvmsnbc.com/#tahliye-skandali.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahliye haberine ilişkin basında çıkanlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25143823/"&gt;http://www.ntvmsnbc.com/id/25143823/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.cnnturk.com/2010/turkiye/10/21/tecavuze.7.ay/593828.0/index.html"&gt;http://www.cnnturk.com/2010/turkiye/10/21/tecavuze.7.ay/593828.0/index.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/tecavuz-saniklari-7-ayda-kurtuldu/guncel/haberdetay/21.10.2010/1304243/default.htm"&gt;http://www.milliyet.com.tr/tecavuz-saniklari-7-ayda-kurtuldu/guncel/haberdetay/21.10.2010/1304243/default.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=" http://taraf.com.tr/haber/tecavuz-simdi-rapor-18-ay-sonra.htm"&gt;&lt;br /&gt;http://taraf.com.tr/haber/tecavuz-simdi-rapor-18-ay-sonra.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=" http://www.ankahukuk.com/index.php?option=com_kunena&amp;func=view&amp;catid=31&amp;id=6172&amp;Itemid=266#6173"&gt;&lt;br /&gt;http://www.ankahukuk.com/index.php?option=com_kunena&amp;func=view&amp;catid=31&amp;id=6172&amp;Itemid=266#6173&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=" http://www.ntvmsnbc.com/id/25143823/"&gt;&lt;br /&gt;http://www.ntvmsnbc.com/id/25143823/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://haber.gazetevatan.com/bakanlik-daha-bilgili-cikti/335938/7/Yasam"&gt;http://haber.gazetevatan.com/bakanlik-daha-bilgili-cikti/335938/7/Yasam&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.bianet.org/bianet/kadin/125638-kadinlar-soruyor-tecavuzculer-disarida-adalet-nerede"&gt;http://www.bianet.org/bianet/kadin/125638-kadinlar-soruyor-tecavuzculer-disarida-adalet-nerede&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/br&gt;&lt;br /&gt;&lt;/br&gt;&lt;br /&gt;&lt;/br&gt;&lt;br /&gt;&lt;/br&gt;&lt;br /&gt;&lt;/br&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-2410245671343126838?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/2410245671343126838/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/10/tecavuzculer-dsarda-adalet-nerede.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/2410245671343126838'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/2410245671343126838'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/10/tecavuzculer-dsarda-adalet-nerede.html' title='Tecavüzcüler Dışarıda, Adalet Nerede?'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-1503341476137452371</id><published>2010-10-21T02:57:00.000-07:00</published><updated>2010-10-21T02:59:12.040-07:00</updated><title type='text'>BASINA VE KAMUOYUNA</title><content type='html'>Tecavüzcüler Aramızda!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl Mart ayında Sincan’da gerçekleşen toplu tecavüz olayıyla ilgili Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 19 Ekim’de yapılan üçüncü duruşmasında tecavüzcüler serbest bırakıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkeme heyeti tahliye gerekçesi olarak Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin Üniversite Hastanelerinden alınan raporları kabul etmemesi nedeniyle dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi ve Adli Tıp Kurumu’nun da görüşmeyi bir buçuk yıl sonraya vermesi olarak sundu. Erkek egemen sistem, hukuk sistemi, mahkemeler ve Adli Tıp yine el ele vererek tecavüzcüden yana bir karar verilmesine yol açtılar. Tecavüze maruz kalan kadının can güvenliği yok. Serbest bırakılan sanıkların delilleri karartmayacağına dair bir güvence söz konusu değil.  Tecavüzcüler serbest ve hiçbirimiz güvende değiliz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır taciz ve tecavüz davalarının takipçisi olan ve erkek adaletin değil gerçek adaletin tecelli etmesi için mücadele eden biz feminist kadınlar 22 Ekim Cuma günü saat 11:00’de Sincan Fatih Adliyesi önünde, mahkeme heyetin tahliye kararını bir kez daha gözden geçirmesini isteyeceğiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basına  ve kamuoyuna duyurulur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;not:Sincan'a gidecek otobüs yarin saat 10:00'da kolejdeki çankaya belediyesi otoparkından kalkacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-1503341476137452371?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/1503341476137452371/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/10/basina-ve-kamuoyuna.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/1503341476137452371'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/1503341476137452371'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/10/basina-ve-kamuoyuna.html' title='BASINA VE KAMUOYUNA'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-171163285005838827</id><published>2010-10-20T07:13:00.000-07:00</published><updated>2010-10-20T10:26:21.992-07:00</updated><title type='text'>MEDİZ'den Medyaya Çağrı: Tecavüze Ortak Olmayın</title><content type='html'>Kadınların Medya İzleme Grubu (MEDİZ), ilk bölümü 17 Ekim'de Habertürk televizyonunda yayımlanan ve tecavüzü komedi malzemesine dönüştüren "Gölgede Muhabbetler" programını hazırlayanlara tepki gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Suç işliyorsunuz!"&lt;br /&gt;MEDİZ, tüm medya kuruluşlarına gönderdiği basın açıklamasıyla hem "Gölgede Muhabbetler" programının yanı sıra "Fatmagül'ün Suçu Ne?" dizisinin yapımcı ve yayıncılarına da "Kadınlara yönelik suçlara, tacize ve tecavüze ortak olmayın" çağrısında bulundu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kadınlara yönelik tecavüz gibi cinsel suçların medyada hala pornografik reyting - tiraj malzemesine dönüştürüldüğü, suçun işlenişine dair her türlü detaya yer verilen, hatta mağdur kadınların fotoğraflarla metalaştırılarak haklarındaki tüm bilgilerin ifşa edildiği haberleri, bizler, dehşetle izliyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta medya mensupları olmak üzere, bu toplumda yaşayan her kişi bu dehşeti sona erdirmekle sorumlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suç işliyorsunuz! Tecavüzün verdiği hasarı artıracak, tecavüze ortak olacak her türlü yayın da kamuya karşı işlenmiş bir suçtur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecavüze ortak oluyorsunuz! Başta yöneticiler ve editörler olmak üzere tüm medya mensuplarını bu hususları uygulamak konusunda sorumlu davranmaya, tecavüze ortak olmamaya çağırıyoruz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecavüz görüntülerinin dolaşımını durdurmak kimin sorumluluğu?&lt;br /&gt;Tecavüze uğradıktan sonra tecavüzcüsüyle evlenmek zorunda bırakılan bir genç kadının hikâyesini anlatan "Fatmagül'ün Suçu Ne?" adlı televizyon dizisi, henüz ilk bölümü yayımlanmadan tecavüz sahneleriyle gündeme gelmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecavüz sahneleri, internette tıklanma rekorları kırmış, hakkında günlerce konuşulmuştu. Bu sahneler, Habertürk televizyonunda "Erkanlarda fark yaratan" sloganıyla yayımlanan "Gölgede Muhabbetler" programında da parodi konusu olarak kullanıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Programın ilk bölümünde, iki erkek oyuncu tecavüzü bir spor aktivitesi gibi kurgulayarak komedi unsuruna dönüştüren bir parodi sahneledi. Parodi, "Gençler dört, Fatmagül sıfır" sözleriyle sona erdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Elde edilen reyting, kadınların hayatından daha mı önemli?"&lt;br /&gt;MEDİZ, yaptığı yazılı açıklamada dizinin yapımcı ve yayıncıları ile Ali Poyrazoğlu'na ve Habertürk yönetimine şu soruları yöneltti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Diziye dair görüntülerin internette nasıl yayıldığına, dizinin yapımcı ve yayıncılarının bununla ilgisi olup olmadığına dair merakımız bir yana, bu görüntülerin dolaşımını durdurmak yapımcı ve yayımcıların sorumluluğu değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortak olduğunuz tecavüz, taciz ve kadınlara yönelik suçların, kadınlarda ve toplumda yarattığı hasarı anlamak için ilgili istatistiklere, davalara göz atmanızı, bu vakalardan zarar gören, hatta hayatını kaybeden kadınların hikâyelerine ve onların yakınlarının tanıklıklarına kulak vermenizi öneriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten, elde edilen reytingin, bu kadar kadının hayatına değdiği kanısında mısınız?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:Bianet(BB)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-171163285005838827?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/171163285005838827/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/10/tecavuzculer-dsarda-hicbirimiz-guvende.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/171163285005838827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/171163285005838827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/10/tecavuzculer-dsarda-hicbirimiz-guvende.html' title='MEDİZ&apos;den Medyaya Çağrı: Tecavüze Ortak Olmayın'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-4579575042273720924</id><published>2010-09-13T05:21:00.000-07:00</published><updated>2010-09-13T05:27:01.546-07:00</updated><title type='text'>Savcı tecavüzcüyü serbest bıraktı</title><content type='html'>Dersim'in Pertek ilçesinde, zihinsel engelli Pınar B. (24) adlı genç kadının 6 yıldır tecavüze uğradığı ortaya çıktı. Skandal bununla da bitmedi. Olayla ilgili savcı, Pınar B.'nin akli dengesi yerinde olmadığına dair raporu bulunmadığını gerekçe göstererek zanlıyı serbest bıraktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Engelli kadına tecavüz etti, savcı serbest bıraktı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dersim'in Pertek ilçesine bağlı Yalın köyü Karaveli Mezrası'nda tüyler ürpertici bir tecavüz olayı ortaya çıktı. 19 gün önce vücudunda darp izi görülmesiyle ortaya çıkan ve akli dengesi yerinde olmayan Pınar B. (24) adlı genç kadının 6 yıldır Cemal Y. (45) adlı kişinin tecavüzüne uğradığı ortaya çıktı. 6 yıl boyunca Pınar B.'ye tecavüz eden Cemal Y. 19 gün önce olayı ailesine anlatmaması için Pınar B.'yi dövdüğü belirtildi. Olayın Pertek Jandarma Karakol Komutanlığı'na bildirilmesi üzerine, ifadesi alınan Cemal Y., 5-6 yıldır Pınar B. ile ilişkisi olduğunu ve kendisinin rızasıyla cinsel ilişkiye girdiğini söyledi. Kızın akli dengesi yerinde olmamasına rağmen sağlık raporu olmadığı için Pertek Cumhuriyet Başsavcılığı ise skandal bir karar verdi. Savcılık, 'Kız çocuğunun reşit olması nedeniyle kendi rızasıyla böyle bir ilişkiye girdiğini ve şikayetçi olmadığı' gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vererek, tecavüzcüyü serbest bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;RAPOR ALAMIYORLAR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pınar B.'nin zihinsel engelli olduğunu, ancak rapor çıkartacak güçlerinin olmadığını söyleyen Pınar B.'nin babası Hıdır B. kızının böyle bir olayla karşı karşıya kaldığı için mağdur olduklarını söyledi. Savcılığın kızının ifadesini sağlam bir kişi ifadesi olarak kabul ettiğini dile getiren Hıdır B., 'Son olarak Pınar ortadan kayboldu ve Pınar'ın Cemal Y. tarafından kaçırıldığını duyduk. Karakola şikayette ettik. Kızımın savcılıkta ifadesi alınmış, fakat kızımın akli dengesi yerinde değil. Çevredeki bütün köylülerde biliyor. Ancak zihinsel engelli raporu olmadığı için savcılık ifadesinde reşit olduğu belirtilmiş. 2 çocuğum zihinsel engelli eşimde Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde psikolojik tedavi görüyor. Davacı olmak istiyoruz ama Erzincan'a gidebilecek yol paramız bile yok' dedi. Yoksul ve kimsesiz oldukları için zihinsel engelli kızın mağduriyeti için hiç bir şey yapamadıklarını ifade eden Hıdır B., kızının psikolojik destek için yardım beklediklerini dile getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;TEHDİT EDİYORDU &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pınar B.nin amcası Cafer B. ise, zihinsel engelli bir kız çocuğuna yıllarca cinsel istismarda bulunan bir kişinin insanlıktan nasibini almadığını dile getirdi. Olayı duyduktan sonra Tekirdağ'dan Dersim'e geldiğini söyleyen Cafer B., 'Yeğenim 24 yaşındadır ancak 10 yaşındaki çocuk aklına sahiptir. Bunca yıl acımasızca bu kıza cinsel tecavüzde bulunan bu şahıs nasıl da elini kolunu sallayarak geziyor' dedi. 6 yıldır cinsel istimara maruz kalan Pınar B., kendisiyle cinsel ilişkiye girdiğini iddia edilen Cemal Y.nin kaba dayağına maruz kaldığını ifade ederek, ailesine zarar vereceği korkusundan olayı kimseye anlatmadığını söyledi. Pınar B., 'Benimle cinsel ilişkiye giriyordu, 'Eğer birilerine söylersen ailenin hepsini öldüreceğim' diyordu. En son belime sopa ile vurdu. Evdekiler fark etti bende durumu açıkladım' dedi. 45 yaşındaki evli Cemal Y.'nin ailesi olayın doğru olmadığını savunarak, Pınar'ın zihinsel engelli olduğunu da kabul etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ferhat Arslan&lt;br /&gt;kaynak:DIHA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-4579575042273720924?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/4579575042273720924/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/09/savc-tecavuzcuyu-serbest-brakt.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/4579575042273720924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/4579575042273720924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/09/savc-tecavuzcuyu-serbest-brakt.html' title='Savcı tecavüzcüyü serbest bıraktı'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-4559703949048764934</id><published>2010-07-24T01:00:00.000-07:00</published><updated>2010-07-24T01:03:28.789-07:00</updated><title type='text'>Sıdıka Platin'in Hesabını Veremeyen Kavaf Artık İstifa Etsin!</title><content type='html'>"Sıdıka Platin şu anda, ölüme sebebiyet verecek derecede şiddet uygulayan eşi ile aynı evde yaşamaktadır"&lt;br /&gt;Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Milletvekili Fatma Kurtulan, geçtiğimiz Aralık'ta Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf'a sunduğu yazılı önergede böyle diyor ve soruyordu:&lt;br /&gt;"Yıllardır şiddet gördüğü eşi ile aynı evde yaşamasına göz yumulan Sıdıka Platin'e, gördüğü şiddetin devam etmeyeceğine ve can güvenliğinin olduğuna ilişkin nasıl bir güvence verilmiştir?"&lt;br /&gt;Van'ın Saray İlçesi'ne bağlı Kapıköy'de yaşayan Sıdıka Platin,  Eylül 2009'da eşi Faruk Platin tarafından ağır şekilde dövüldü, kulağı kesildi. Van Kadın Sığınma Evine yerleştirilen Sıdıka Platin, 45 gün sonra eşine teslim edildi. Mahkeme tarafından bir yıl üç ay hapisle cezalandırılan Faruk Platin'in bu cezası ertelendi.&lt;br /&gt;Altı ay sonra:  Sıdıka Platin eşi tarafından yeniden ağır şekilde dövüldü; olaydan sonra kaçan Faruk Platin'den ise haber alınamıyor.&lt;br /&gt;Bakan Kavaf'ın Kurtulan'ın soru önergesine verdiği cevaplara bakarsak; Sıdıka Platin evlendiğinden beri şiddet görüyordu. Yedi yıl önce ailesinin baskısıyla evlendirildi.  2004'te eşinin ağır şiddetine maruz kaldı, karakola sığındı, rızası alınmadan evine geri gönderildi. Bundan dört yıl sonra, 2008'de yine şiddet gördü; karakoldaki polisler onu yine "evine" yolladı.&lt;br /&gt;Sıdıka Platin üçüncü şikayetinde koruma altına alındı ama Faruk Platin'in Van Cumhuriyet Başsavcılığı'na "Karımı zorla kuruluşta tutuyorlar" diyerek, kendisine teslim edilmesi için dilekçe verdi. İki gün sonra Sıdıka Pilatin, savcılığa dilekçe verip "babasının evine dönmek istemediğini, dönerse zorla evlendirileceğini, eşini sevdiğini, kuruluşta tutulmak istemediğini" söyledi.&lt;br /&gt;Kavaf yazılı cevabında Sıdıka Platin'in önce verdiği ifadeleri neden değiştirdiğini sorgulamıyor; "Sıdıka Platin Konukevi'nde zorla tutulmamış olup, kuruluşta kaldığı süre içinde kendisine psikolojik ve tıbbi tedavi desteği sağlanmıştır" diyor.&lt;br /&gt;Kavaf'ın cavabından anlaşılan Sıdıka Platin ve eşi Faruk Platin'in dilekçeleriyle ilgili, 23 Ekim 2009'da, Saray Asliye Ceza Mahkemesi görüş bildirdi: Sıdıka Platin ve çocuklarının ailelerine teslim edilmesinde bir sakınca yoktur. Bu görüş üzerine Sıdıka Platin, Saray Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararıyla eşine teslim edildi.&lt;br /&gt;Bakan Aliye Kavaf'a soru önergesine verdiği yanıtlardan yola çıkarak şu soruları sormak gerekiyor:&lt;br /&gt;*Bakanlığınıza bağlı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü'nün, "kadına yönelik şiddet ve töre/namus cinayetleri konusunda yürütülecek çalışmaları koordine ettiğini" belirttiniz; Genel Müdürlük yetkilileri hakkında "görevi ihmalden" soruşturma başlatacak mısınız?&lt;br /&gt;* Müdürlüğünüze bağlı "Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı 2007-2010" yürürlüğe girdi; eylem planında Sıdıka Platin'in kendisini döven eşine teslim edilmesi var mıydı?&lt;br /&gt;*Ailenin Korunmasına Dair Kanun'un uygulanmasıyla ilgili Bakanlığınızın 2008'de çıkardığı yönetmelik uyarınca, Sıdıka Platin'i eşine teslim eden kanunun uygulayıcıları hakkında soruşturma isteyecek misiniz?&lt;br /&gt;*Bakanlığınız 2009'da, "Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesinde Yargı Mensuplarının Rolü Projesi Protokolü"nü imzaladı. Sıdıka Pilatin'in eşine teslim edilmesinde rolü olan hakimlerle ilgili soruşturma başlatılmasını Adalet Bakanlığı'ndan talep edecek misiniz?&lt;br /&gt;*Bakanlığınız 2006'da "Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesinde Polisin Rolü ve Uygulanacak Prosedürler Eğitim Projesi Protokolü"nü imzaladı. Sıdıka Platin'i daha önce iki kez eşine teslim eden polisler hakkında İçişleri Bakanı'nı göreve çağıracak mısınız?&lt;br /&gt;*Sıdıka Platin'in eşine, hayati tehlikesi olmasına karşın teslim edilmesini önlemediğiniz ve bunu soru önergesine verdiğiniz yanıtta savunduğunuz için Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanlık görevinizden istifa edecek misiniz? (SP)&lt;br /&gt;Semra Pelek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: www.bianet.org&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-4559703949048764934?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/4559703949048764934/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/07/sdka-platinin-hesabn-veremeyen-kavaf.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/4559703949048764934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/4559703949048764934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/07/sdka-platinin-hesabn-veremeyen-kavaf.html' title='Sıdıka Platin&apos;in Hesabını Veremeyen Kavaf Artık İstifa Etsin!'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-6218346057160557972</id><published>2010-07-13T04:23:00.000-07:00</published><updated>2010-07-13T04:24:32.204-07:00</updated><title type='text'>Erkek Adalet Değil Gerçek Adalet Yerini Buldu</title><content type='html'>Bugün tarihi bir gün, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi, kadınların, aklın ve vicdanın çağrısına kulak vererek yapması gerekeni yaptı ve Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin hukuk dışı kararına direnerek gerçek adaleti uyguladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıtay 5. Ceza Dairesi Şahin Öğüt hakkında verilen mahkumiyet kararlarını Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmadığı gerekçesi ile bozmuştu. Bugün bozmadan sonraki ilk duruşma yapıldı ve Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin bozma kararına direndi. Dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda görüşülecek. Ve umudumuz o dur ki; Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması zorlamasına artık bir son verilecek. Binlerce kadının ve çocuğun tecavüz travmasının üstüne bir de Adli Tıp Kurumu travması yaşamasının önüne geçilecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nu, kadınların, aklın ve vicdanın sesine kulak vermeye çağırıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversite hastaneleri resmi bilirkişi statüsündedir. Üniversite hastanelerinden alınmış “ruh sağlığı bozulmuştur” yönündeki raporlar yeterli ve geçerlidir. Adli Tıp Kurumunu binlerce tecavüz davasında rapor hazırlamak zorunda bırakan, bu nedenle en erken randevusunu 16 ay sonra vermesine sebep olan Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin hukuk ve mantık dışı uygulamasına artık bir son verilmelidir. Üniversite hastanelerinden alınan raporlar geçerli sayılmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen karar kadınların tecavüze ve erkek egemen adalete karşı mücadelesinde çok önemli bir kazanımdır. Bizler, evde, sokakta, işyerinde kadınlar tecavüze uğramayana dek tecavüzcülerin ve suç ortaklarının peşini bırakmayacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversite hastanelerince verilen raporların geçerli sayılmasını, Adli Tıp Kurumunun Kapatılmasını, tecavüz kriz merkezlerinin açılmasını istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek Adalet Değil, Gerçek Adalet İstiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşasın Kadın Dayanışması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Feministbiz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-6218346057160557972?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/6218346057160557972/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/07/erkek-adalet-degil-gercek-adalet-yerini.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/6218346057160557972'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/6218346057160557972'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/07/erkek-adalet-degil-gercek-adalet-yerini.html' title='Erkek Adalet Değil Gerçek Adalet Yerini Buldu'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-7655008453632108432</id><published>2010-07-08T15:20:00.000-07:00</published><updated>2010-07-08T15:22:05.187-07:00</updated><title type='text'>13 Temmuz'da Duruşmaya!</title><content type='html'>Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Şahin Öğüt hakkında devam eden davalardan birinde de, 15 yıl önce işlediği tecavüz nedeni ile, 20 yıl hapis cezası verilmişti. Bu karar geçmiş tarihli tecavüz davalarının cezalandırılabilmesi yönünde emsal niteliğinde idi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Davayı Ankara'dan  FeministBiz, Kadın Dayanışma Vakfı, Kırkörük  ve Ankara Kadın Platformu tüm aşamalarında takip etti.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yargıtay 5. Ceza Dairesi,  ruh sağlığının bozulduğuna dair raporun Adli Tıp Kurumundan alınmaması ve cezanın fazla olduğu gerekçesi ile mahkumiyet hükmünü bozdu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;13 Temmuz Salı günü bozmadan sonraki ilk duruşma yapılacak. Bu duruşmada Mahkeme'den, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin bozma ilamına karşı direnme kararı vermesi talep edilecek.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Mahkeme direnme kararı verir ise dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gidecek. Ve böylelikle belki de Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin Üniversite Hastanelerinden alınan "ruh sağlığı bozulmuştur" raporlarını hiçe sayan ve binlerce kadına-çocuğa bir de "Adli Tıp Travması" yaşatan "kaprisinin" önüne geçilebilecek.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu nedenle 13 Temmuz Salı günü yapılacak duruşmaya katılım çok çok önemli.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Duruşma salonundaki kadınların varlığının yerel mahkemeye direnme hükmü tesis etmesi yönünde olumlu bir katkı sağlayacağını umut ediyoruz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Duruşme yeri ve saatini bir kez daha hatırlatmakta fayda var:&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;DURUŞMA YERİ  : ANKARA 7. AĞIR CEZA MAHKEMESİ&lt;br /&gt;TARİH                 : 13 Temmuz (Salı Günü) 2010&lt;br /&gt;SAAT                  : 10:20&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-7655008453632108432?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/7655008453632108432/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/07/13-temmuzda-durusmaya.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7655008453632108432'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7655008453632108432'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/07/13-temmuzda-durusmaya.html' title='13 Temmuz&apos;da Duruşmaya!'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-7637746998597678982</id><published>2010-06-28T11:53:00.000-07:00</published><updated>2010-06-28T11:57:36.658-07:00</updated><title type='text'>Yalnızca Çocukların Değil, Kadınların da Adli Tıp Kurumu'na Sevkine Hayır!</title><content type='html'>Fincancı: Bakanlığın Yeterli Gördüğü Raporu Yargıtay Kabul Etmiyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalet Bakanlığı cinsel istismara uğramış çocukların, Adli Tıp psikiyatri uzmanları yetersiz olduğu için, üniversitelerde muayene edilmesini istedi. İnsan Hakları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Fincancı’ya göre karar "olumlu" ama "Yargıtay’ın tersi içtihatları uygulamada sorun yaratabilir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel istismar ve tecavüze uğrayan çocukların muayenesiyle ilgili Adalet Bakanlığı yeni bir uygulama başlattı. Bakanlık savcılıklara gönderdiği yazıda, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu'nun çocuk psikiyatri uzman kadrosunun yetersiz olduğunu belirterek, mağdurların bağımsız kurullarda muayene edilmesini istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hacettepe raporu "eksik" bulundu &lt;br /&gt;bianet'e açıklama yapan İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı, adil tıp uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Bakanlığın kararını "olumlu" bulduğunu ama uygulamada sorunlar yaşanabileceğin belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 16 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz ettiği gerekçesiyle 21 yıl hapse mahkûm ettiği opera sanatçısı Şahin Ö.'nun davasını hatırlatan Fincancı şöyle devam etti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Şahin Ö.'nün davasında mahkeme mağdur çocuğa Hacettepe Üniversitesi'nden verilen rapor ile karakolda çocukla yapılan görüşmenin video kayıtlarını yeterli görerek karar vermişti. Yargıtay ise mağdura hastaneden verilen raporun mahkemece geçerli sayılmasını 'eksik araştırma' kabul ederek, davayı bozdu. Yargıtay'ın bu içtihatları nedeniyle, şimdi Bakanlığın yazısı doğrultusunda alınan raporların bozulma ihtimali olabilir ama umarız böyle bir şeyle karşılaşmayız. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakimler yasaya göre yetkili &lt;br /&gt;Fincancı, mevcut yasaya göre hakimlerin bilirkişi atamakta serbest olduğunu anlatarak, "Aslında hakim böyle bir yazıya gerek olmadan bilirkişi atayabilir. Biz zaten başından beri Adli Tıp Kurumu'na karşıyız. Rapor veren bir kurum Bakanlığa bağlı olamaz. Çünkü özellikle devletin taraf olduğu davalarda kurumun bağımsızlığı zedeleniyor" diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü Hakim Çetin Şen imzasıyla savcılıklara gönderilen yazıda, Adli Tıp Kurumu'nun kadro yetersizliği nedeniyle, raporları zamanında hazırlayamadığı belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıda, Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı bulunan kurumların listesi verildi ve çocukların bu kurumlara sevk edilmesi istendi. (SP/TK)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: www.bianet.org&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklara Geç Rapor Tecavüzü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalet Bakanlığı, Adli Tıp Kurumu’nun çocuk psikiyatri uzmanlarının yetersiz olduğundan muayenelerin geciktiğini belirterek savcılıklara cinsel saldırı mağdurlarının üniversite ve diğer sağlık kurumlarından da rapor alabileceğini hatırlattı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecavüz mağdurlarının ruh sağlığı raporları geç hazırlandığı için sanıkların tahliye edilmesinden sorumlu tutulup eleştirilen Adli Tıp Kurumu 6’ncı İhtisas Kurulu’na 2 yeni uzman atandı. Atamayı yapan Adalet Bakanlığı, bir yandan da savcılıklara yazı göndererek “Adli Tıp Kurumu’nun çocuk psikiyatrisi uzmanı kadrosunun yetersiz olması nedeniyle raporların zamanında hazırlanması bakımından yetersiz kaldığı, mağdurların muayenesi için uzun süreli randevular verildiği bilinmektedir” uyarısını yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süreci hızlandırmak için rapor alınabilir&lt;br /&gt;Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü Hâkim Çetin Şen imzasıyla gönderilen yazıda Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı bulunan kurumların listesine yer verildi. Cinsel saldırı suçlarında mağdurun beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığının araştırılması ve bu konuda düzenlenecek rapor sonucuna göre ceza tayin edilmesi gerektiği belirtilen yazıda, söz konusu raporların Adli Tıp Kurumu, Yüksek Öğretim Kurumları ve diğer sağlık kuruluşlarınca verilebildiği hatırlatıldı. Çocuk psikiyatrisi uzmanlarının bulunduğu kurumların hâkim ve savcılarca bilinmesinde fayda olacağı belirtilen yazıda, takdire bağlı olarak bu kurumlardan alınacak raporların soruşturma ve kovuşturmalara hız kazandıracağının düşünüldüğü vurgulandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da 5 Van’da 1 kurum&lt;br /&gt;CUMHURİYET savcılıklarına gönderilen yazının ekinde bulunan Sağlık Bakanlığı’na bağlı kadrolarında Çocuk Psikiyatrisi uzmanlarının bulunduğu 50 kurumdan 5’i İstanbul’da. Adana ve Ankara’da 3, Konya, Kayseri, Gaziantep, İzmir ve Trabzon’da 2, Adıyaman, Afyon, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bolu, Bursa, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Hatay, Isparta, Mersin, İzmit, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Ordu, Rize, Sakarya, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Van ve Batman’da 1’er kurumda Çocuk Psikiyatrisi uzmanı bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namus cinayetleri yüzde 1400 arttı&lt;br /&gt;MOR Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın önceki gün Beyoğlu’nda düzenlediği “Kadın Cinayetleri ve Feminist Mücadele” panelinde namus cinayetleri tartışıldı. Adalet Bakanlığı’nın raporlarına göre, son yedi yılda namus cinayetlerinde hayatını kaybeden kadınların sayısında yüzde bin 400 artış yaşandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-7637746998597678982?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/7637746998597678982/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/yalnzca-cocuklarn-degil-kadnlarn-da_28.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7637746998597678982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7637746998597678982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/yalnzca-cocuklarn-degil-kadnlarn-da_28.html' title='Yalnızca Çocukların Değil, Kadınların da Adli Tıp Kurumu&apos;na Sevkine Hayır!'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-6594992026519099622</id><published>2010-06-28T11:36:00.000-07:00</published><updated>2010-06-28T12:00:06.447-07:00</updated><title type='text'>Kadınlar Taciz ve Tecavüzlere Karşı İstanbul'da Sokaktaydı</title><content type='html'>İstanbul Kadın Platformu üyeleri DÖKH üyesi K.S.'nin kaçırılarak cinsel şiddete maruz bırakıldığı Bağcılar'da oturma eylemi yaptı; "Savaşın tırmandırıldığı, operasyonların arttığı süreçte kadınlara yönelik şiddetin, tecavüzlerin artması tesadüf değil" dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Kadın Platformu üyeleri, Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) üyesi arkadaşları K.S.'nin 10 gün önce sivil polislerce kaçırılarak cinsel şiddete maruz kalmasını protesto etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağcılar'da, K.S.'nin kaçırıldığı tramvay durağında toplanan yaklaşık 50 kadın, buradan Kaymakamlığa yürümek istedi. Polis yürüyüşe izin vermeyince kadınlar yolu trafiğe kapatarak oturma eylemi yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Arkadaşımız kaçırıldı, tecavüz edildi. Tecavüzcü polisler yargılansın" yazılı pankart açan kadınlar, "Yaşasın kadın dayanışması", "Jin jiyan azadi", "Gözaltında tacize, tecavüze son", "Tecavüzcü polisler hesap verecek", "Tecavüzcü polis hesap verecek" sloganları attı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Kadın Platformu adına basın açıklamasını Alev Arslan okudu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de örgütlü, muhalif kadınların taciz ve tecavüze maruz bırakılmasının bir devlet politikası olduğunu söyleyen Arslan, "Biz kadınlar taciz ve tecavüz karşısında sessiz kalmayacağız" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kadınlara yönelik şiddetin ve tecavüzlerin artması tesadüf değil"&lt;br /&gt;Açıklamada şu ifadeler yer aldı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Türkiye'de cinsel işkence, sistematik bir yıldırma politikası, savaş stratejisi, çeşitli alanlarda mücadele veren kadınları hedef alan bir bastırma ve cezalandırma aracı olarak kullanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 12 Mart'ta, 12 Eylül'de devrimci kadınlara sistematik cinsel işkence uygulayan, Kürt kadınlara tecavüzü 30 yıldır bir savaş stratejisi olarak kullanan devlet, bu yıldırma politikasını yeniden yürürlüğe koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kürtlere yönelik operasyonların ve şiddetin arttığı bir dönemde birileri, bugüne kadar yaşanan devlet kaynaklı cinsel şiddet vakalarında sorumluların açığa çıkarılıp yargılanmamasına güvenerek, Kürt kadınları cinsel taciz ve tecavüz yöntemiyle susturmaya karar verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Savaşın alabildiğince tırmandırıldığı, operasyonların şiddetinin arttığı, savaş çığırtkanlarının kan istediği bu süreçte, kadınlara yönelik şiddetin, tecavüzlerin artması tesadüf değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bizler, taciz ve tecavüz karşısında susmayacağız. 10 gün önce arkadaşımızı kimlerin kaçırdığını, kimlerin 10 saat boyunca cinsel işkencede, tecavüzde bulunduğunu biliyoruz. Taciz ve tecavüzcülerin peşini bırakmayacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Konuşmayalım, kendimizi ele veriyoruz"&lt;br /&gt;Bağcılar'da 17 Haziran akşamı saat 20.30 sıralarında beyaz renkli "Doblo" marka bir araçtan inen dört kişi, DÖKH üyesi K.S.'yi zorla arabaya bindirip bayıltarak kaçırmıştı. K.S.'nin ifadesine göre, saldırganlardan biri "Sen kendini ne sanıyorsun? İki aydır seni takip ediyoruz. Sonunda elimize geçtin" demişti. Diğer saldırgan ise "Konuşmayalım, kendimizi ele veriyoruz" diyerek arkadaşını susturmuştu. Saldırganlar, yıkık dökük bir binaya götürdükleri K.S.'ye 10 saat boyunca cinsel şiddet uygulayıp tecavüz girişiminde bulunmuştu. (BB)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: www.bianet.org&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-6594992026519099622?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/6594992026519099622/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/yalnzca-cocuklarn-degil-kadnlarn-da.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/6594992026519099622'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/6594992026519099622'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/yalnzca-cocuklarn-degil-kadnlarn-da.html' title='Kadınlar Taciz ve Tecavüzlere Karşı İstanbul&apos;da Sokaktaydı'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-1302926161568414954</id><published>2010-06-26T13:46:00.000-07:00</published><updated>2010-06-28T12:07:47.368-07:00</updated><title type='text'>Kadın Cinayetlerine Karşı Tuzluçayır'daydık</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/TCjysfv4mBI/AAAAAAAABUM/zLhHMaZpBzI/s1600/tuzlu-cayir.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/TCjysfv4mBI/AAAAAAAABUM/zLhHMaZpBzI/s320/tuzlu-cayir.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5487902992201455634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Kadın Platformu üyeleri, kadına yönelik şiddetin, taciz ve tecavüzlerin önlenmesi için Tuzluçayır Mahallesi'nde stand kurup imza topladı; şiddetin önlenmesinde sorumluluğu bulunanları göreve çağırdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara - BİA Haber Merkezi28 Haziran 2010, Pazartesi Ankara Kadın Platformu üyeleri, kadın cinayetlerine karşı "Yasta değil isyandayız" diyerek başlattıkları ve 25 Kasım'a kadar devam edecek kampanya kapsamında Mamak Tuzluçayır'daydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuzluçayır Mahallesi'nde stant açan platform üyeleri, kadına yönelik şiddetin, taciz ve tecavüzlerin önlenmesi için imza topladı, şiddetin önlenmesinde sorumluluğu bulunanları göreve çağırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Standa Tuzluçayır'da yaşayan kadınlar yoğun ilgi gösterdi; iki saatte 200'ü aşkın imza toplandı. Platform üyeleri kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetle ilgili hazırlamış oldukları broşürleri dağıttı. İmza vermeye gelen kadınlar ise etkinliğin yapıldığı gün Tuzluçayır'daki gecekonduların arasında tecavüz edilerek öldürülmüş bir kadın bulunduğunu belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Başbakan, İçişleri Bakanı ve Kavaf istifa etmeli"&lt;br /&gt;Platform üyesi Zeynep Ateş, kadın cinayetlerine karşı önlem almayan tüm devlet kurumlarının, kadına yönelik şiddet eylemlerinin suç ortağı olduğunu söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Resmi rakamlara göre erkekler her gün en az üç kadını öldürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Başta Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Aileden ve Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı, mahkemeler, savcılıklar, valilikler ve belediyeler olmak üzere, kadın cinayetlerine karşı önlem almayan tüm devlet kurumları, kadına yönelik şiddet eylemlerinde sorumluluğu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kadın ve çocukları şiddetten korumak için çıkartılan 2006/17 sayılı Başbakanlık genelgesinin takipçisi olmadığı için Başbakan; kadınların güvenliğini sağlamayan İçişleri Bakanı, cinayetlere seyirci kalan Kadından ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf derhal istifa etmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 2006/17 sayılı Başbakanlık genelgesinin uygulanması, sığınma evleri ve danışma merkezleri açılması, kadın örgütlerinin açtığı sığınma evlerinin maddi sorunlar yüzünden kapanmasına engel olunması, kadınların yaşam hakkını koruyan yasal düzenlemeler yapılması için mücadelemizi sürdüreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Kadın Platformu üyeleri, imza kampanyalarını bundan sonraki aylarda Ankara'nın farklı semtlerinde ve internet üzerinden sürdürecek. (BB/EÖ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: www.bianet.org&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-1302926161568414954?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/1302926161568414954/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/kadn-cinayetlerine-kars-tuzlucayrdaydk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/1302926161568414954'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/1302926161568414954'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/kadn-cinayetlerine-kars-tuzlucayrdaydk.html' title='Kadın Cinayetlerine Karşı Tuzluçayır&apos;daydık'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/TCjysfv4mBI/AAAAAAAABUM/zLhHMaZpBzI/s72-c/tuzlu-cayir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-3540280391385763832</id><published>2010-06-24T01:50:00.001-07:00</published><updated>2010-06-24T01:50:53.592-07:00</updated><title type='text'>Kadın Cinayetlerine Karşi İmza Kampanyası, Tuzluçayır'da!</title><content type='html'>KADIN CİNAYETLERİNE KARŞI YASTA DEĞİL İSYANDAYIZ!&lt;br /&gt;İMZA KAMPANYASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26.06.2010 Cumartesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuzluçayır'da,  Tuzluçayırlı kadınların da katılımıyla imza kampanyası başlatıyoruz.&lt;br /&gt;Katılımınızı bekliyoruz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer: Çiçek İş Merkezi karşısı&lt;br /&gt;Saat:16.00-18.30&lt;br /&gt;Birlikte gitmek isteyenler için&lt;br /&gt;Kızılay Buluşma yeri : Yüksel Caddesi 15.30&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANKARA KADIN PLATFORMU&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-3540280391385763832?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/3540280391385763832/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/kadn-cinayetlerine-karsi-imza-kampanyas_24.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3540280391385763832'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3540280391385763832'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/kadn-cinayetlerine-karsi-imza-kampanyas_24.html' title='Kadın Cinayetlerine Karşi İmza Kampanyası, Tuzluçayır&apos;da!'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-4532436444832142748</id><published>2010-06-24T00:36:00.000-07:00</published><updated>2010-06-24T01:50:16.679-07:00</updated><title type='text'>Tutuklanan Latife Canan Kaplan'a Destek</title><content type='html'>Latife Canan Kaplan, SGSS'yi ve YÖK'ü protesto ettiği gerekçesiyle, kesinleşmiş ve devam eden davaları dolayısıyla Bergama kapalı cezaevi A3 koğuşunda tutuluyor. Devam eden Yök davası için Ankaraya götürülmeyi bekliyor. &lt;br /&gt;Latife Canan Kaplan Ege Üniversitesi Kadın Araştırmaları Bölümü Yüksek Lisans İkinci Sınıf öğrencisidir. Erica Jong ve Duygu Asena yapıtlarında kadın konulu tez çalışması yapmakta. Kadın Hakları savunucusu ve aktivistidir. Çevirmendir. Latife Canan Kaplan mücadele yürüten sosyalist bir kadındır. Gerek tez yazımı konusunda, kitap, dergi, yazı göndererek, gerek kart, faks ,mektup göndererek Canan'a yalnız olmadığını göstermenizi bekliyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adres: Bergama Kapalı Cezaevi A3 Bergama İzmir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-4532436444832142748?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/4532436444832142748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/kadn-cinayetlerine-karsi-imza-kampanyas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/4532436444832142748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/4532436444832142748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/kadn-cinayetlerine-karsi-imza-kampanyas.html' title='Tutuklanan Latife Canan Kaplan&apos;a Destek'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-7815337449316511278</id><published>2010-06-21T05:25:00.001-07:00</published><updated>2010-06-21T05:26:57.790-07:00</updated><title type='text'>İstanbul'da kaçırılan DÖKH aktivistine cinsel işkence</title><content type='html'>İstanbul - İstanbul'da DÖKH üyesi bir kadın kuşkulu bir şekilde kaçırılarak 10 saat cinsel işkenceye ve tecavüz girişimine maruz bırakıldı. 2003 Haziran ayında Gülbahar Gündüz'ün sivil polislerce kaçırılarak cinsel işkenceye maruz bırakılmasının yıldönümüne denk gelen olay akıllara 'failler polis mi?' sorusunu getirdi. İstanbul'un Bağcılar ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi'nde 17 Haziran'da akşam saat 20.30 sıralarında 4 kişi tarafından zorla bir araca bindirilerek bayıltıcı bir madde ile bayıltılan DÖKH aktivisti K.S. (21) götürüldüğü metruk bir binada cinsel işkenceye maruz bırakıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Metruk bir binada baygın halde bırakıldı&lt;br /&gt;K.S.'nin anlatımına göre, olay şöyle gelişti: Fevzi Çakmak Mahallesi'nde yolda yürüyen DÖKH aktivisti K.S. yakınında duran beyaz renkli 'Doblo' marka araçtan inen 4 kişi tarafından zorla araca bindirildi. Bağırmaya çalıştı ancak sokak tenha olduğu için sesini duyan olmadı ve bindirildiği araçta ağzını kapatan saldırganlardan biri 'sen kendini ne sanıyorsun, 2 aydır seni takip ediyoruz. Sonunda elimize geçtin' derken yanında bulunan diğer saldırgan ise, 'konuşmayalım, kendimizi ele veriyoruz' şeklinde konuştu. Bu arada saldırgan şahıslardan biri K.S.'ye bayıltıcı bir madde koklattı. Sonrasında bayılan K.S sabah saat 06.00'da kendine geldiğinde üzerinde giysiler çıkarılmış olarak, içinde eski bir çekyat ve yatak bulunan yerleşim yerlerinin oldukça dışında metruk kullanılmayan bir gecekondudaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarı baygın halde kendini evden dışarı atan K.S. yaklaşık bir saat yerleşim yerlerine ulaşmak için yol yürüdü. Şok geçirmiş ve ağır travma halinde uzun süre nereye gittiğini bilmeden yolda yürüyen K.S., bindiği araçla bir yakınını yanına geldi. Bayıltılırken kullanılan maddenin ve geçirdiği şokun etkisi ile uzun süre kendine gelemeyen K.S. 18 Haziran akşam saatlerinde yakınları tarafından Türkiye İnsan Hakları Vakfı'na (TİHV) götürüldü. Buradan sevk edildiği Özel Huzur Hastanesi'nde muayene dilen K.S.'ye tecavüz girişiminde bulunulduğu tespit edildi. Genital bölgede zorlanma tespit edilen K.S.'nin ayrıca iç çamaşırında ise sperm bulgusuna rastlandı. Ayrıca doktorlar yaşananları etkisiyle şoka bağlı olarak ağır bir travma yaşadığını tepti etti. K.S. ve DÖKH'lü avukatlar polis olduğu tahmin edilen kişiler hakkında Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunacak. Saldırıya ilişkin kadın örgütlerinin yarın İstanbul'da basın açıklaması yapması bekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haziran ayının seçilmesi dikkat çekici&lt;br /&gt;Politik alanda çalışan Kürt kadınlarına yönelik daha öncede gündeme gelen ve özellikle saldırı için seçilen ay Haziran olarak seçilen bu tür saldırıların faili olan polisler açığa çıkarılarak yargılanmamıştı. DEHAP İstanbul İl Kadın Kolları Yöneticisi Gülbahar Gündüz, 14 Haziran 2003 yılında 4 sivil polis tarafından kaçılarak, işkence ve tecavüze maruz kalmıştı. Baş ve sırtı başta olmak üzere vücudunun çeşitli yerlerinden darp edilen Gündüz, aynı zamanda yüzünde sigara söndürülmüş ve tecavüze uğramıştı. Gündüz'ü kaçıran polisler tarafından 'Genel Af kampanyası için neden siz kadınlar öncülük yapıyorsunuz. Kadın olduğunuz için size sokakta dokunamayacağımızı mı sanıyorsunuz. İşte bu siz kadınlara bir örnek olsun' denmesiyle sistem barış, demokrasi ve özgürlük için mücadele veren kadına karşı gerçekliğini, en acımasız ve çirkin yüzünü ortaya çıkarmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündüz'ün maruz kaldığı işkence ve tecavüz bulguları doktor raporlarında yer almasına rağmen, polisler hakkında açılan dava delil yetersizliğinden kapatıldı. Dava Gündüz'ün avukatları aracılığıyla AİHM'e taşındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyarbakır'da 21 Haziran'da bir eve polis tarafından yapılan baskın sonucunda evde misafir olarak bulunan DÖKH aktivisti bir kadına yönelik 'cinsel işkence' sivil polisler tarafından cinsel işkence yapılmıştı. Konuya ilişkin DÖKH avukatlarını yaptığı başvurulara rağmen emniyet tarafından soruşturma kapatılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pınar Ural&lt;br /&gt;DİHA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-7815337449316511278?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/7815337449316511278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/istanbulda-kacrlan-dokh-aktivistine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7815337449316511278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7815337449316511278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/istanbulda-kacrlan-dokh-aktivistine.html' title='İstanbul&apos;da kaçırılan DÖKH aktivistine cinsel işkence'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-900337456253595126</id><published>2010-06-17T03:59:00.001-07:00</published><updated>2010-06-17T04:00:55.048-07:00</updated><title type='text'>Trabzon'da da Kadınlar Adli Tıp'a Karşı Sokaktaydılar</title><content type='html'>Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği kamuoyunda ‘Kasklı Sapık’ olarak tanınan Şahin Öğüt hakkında verilen mahkumiyet kararlarının Yargıtay tarafından bozulmasına tepki amaçlı eylem yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meydan Parkı’ndaki sessiz eylem öncesi bir basın açıklaması yapan Dernek üyeleri dehşet içinde olduklarını söylediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TRABZON’DAKİ İNTİHAR OLAYLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dernek adına açıklamayı yapan Nilüfer Akgün, son günlerde Trabzon’da meydana gelen intihar olaylarının yürekleri yaktığını söyledi. Akgün, Trabzon il genelinde 2010 yılının ilk 4 ayında toplam 152 intihar girişimi yaşandığını, bunların 101’inin kadın ve 6’sının yaşamına son verdiğini belirterek, "Kadından bir anlamda nefret eden, ailenin ve toplumun yoksullaşmasını en çok onun üzerine yığan onu değersiz ve yok sayan bir toplumsal yapının sonucudur" diye konuştu. Akgün, intihar eden kadınların geleneksel yaşam sürdürdüklerini farklı hayatlar yaşamadıklarına işaret ederek, "Ekonomik zorlukları, farklı şiddet şekillerini yaşadılar. Yaşanan olaylar kamu tarafından kınanmamaktadır. Kimse geleneklerin, alışkanlıkların, toplumsal değerlerin kadınların hayatlarına son veren yanlarına yönelmemektedir. Hayatların bitişen sessiz kalınarak onay verenler suçlusunuz. Eğer sesinizi bizimle birlikte yükseltmezseniz hepimiz için çok geç olabilir" ifadelerini kullandı. &lt;br /&gt;Akgün Trabzon’daki intihar olaylarının gerçek nedenleri ortaya çıkıncaya kadar da haykıracaklarını kaydetti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘ATK ÜNİVERSİTE HASTANELERİNDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR’&lt;br /&gt;Akgün, Adli Tıp Kurumu’nun daha önce de Hüseyin Üzmez davasında verdiği kararı unutmadıklarını belirterek, "Yine Yargıtay’ın, Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmadığı gerekçesiyle bozduğu diğer dosyalarda da, bulunmaktadır. Bizler üniversite hastanelerinin, YÖK Kanunu ve Adli Tıp Kanunu uyarınca resmi bilirkişi statüsünde olduğunu, Adli Tıp Kurumu’nun, üniversite hastanelerinden hiyerarşik ve bilimsel bir üstünlüğü bulunmadığını biliyoruz’ dedi. Akgün, buna karşın Yargıtay Ceza Dairelerinin, üniversite hastanelerinden alınan raporları yok saymasını, İstanbul Adli Tıp Kurumundan rapor alınsın diye ısrar etmesini anlamakta güçlük çektiklerini ifade ederek şunları söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘ÜNİVERSİTE HASTANE RAPORLARI GEÇERLİ SAYILMALIDIR’&lt;br /&gt;"İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun ise en erken 2011 yılına randevu verdiği düşünüldüğünde, dosyalarda bu sebeple verilen bozma kararları sonucunda, çocuklar-kadınlar tekrar tekrar travma yaşıyor. Öte yandan Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin Şahin Öğüt’e verilen cezayı fazla bulması da oldukça manidardır. Bu kararıyla Yargıtay yerel mahkemelere tecüvüz edenlerle ilgili çok yüksek hapis cezaları vermeyin, hatta onları beraat ettirin mi demek istemektedir. Buradan Yargıtay’a sesleniyoruz: Tecavüz davalarında üniversite hastanelerinden alınmış raporlar yeterli ve geçerli kabul edilmelidir. &lt;br /&gt;‘ADLİ TIP KURUMU KAPATILMALIDIR’Buradan Yürütmeye sesleniyoruz: Adli Tıp Kurumu derhal kapatılmalıdır. Adli Tıp Kurumu’nun kamuoyu nezdinde hiçbir güvenirliliği ve itibarı kalmamıştır. Bağımsız üniversite hastaneleri bilirkişi olarak kabul edilmelidir. Bu düzenleme derhal hayata geçirilmelidir.Buradan Mahkemelere sesleniyoruz: Yargıtay’ın Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması gerekçesi ile bozduğu kararlarınızda direnin. Çocukları, kadınları Adli Tıp Kurumu’na göndermeyin. Bizler, üniversite hastanelerince verilen raporlar geçerli sayılana, Adli Tıp Kurumu kapatılana, tecavüz kriz merkezleri açılana kadar haykıracağız."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklamanın ardından Dernek üyeleri 10 dakika sessiz oturma eyleminin ardından intiharı anlatan kısa bir tiyatro oyunu sergilediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynak: www.gunebakis.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-900337456253595126?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/900337456253595126/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/trabzonda-da-kadnlar-adli-tpa-kars.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/900337456253595126'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/900337456253595126'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/trabzonda-da-kadnlar-adli-tpa-kars.html' title='Trabzon&apos;da da Kadınlar Adli Tıp&apos;a Karşı Sokaktaydılar'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-4682564907840180563</id><published>2010-06-16T05:46:00.000-07:00</published><updated>2010-06-17T00:39:14.179-07:00</updated><title type='text'>Adli Tıp ve Yargıtay'ın Önünde Adli Tıp Travmasına Son Dedik</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/TBnRBv6mhLI/AAAAAAAABUE/BHGUaw7INlQ/s1600/16_Haziran_2010_Adli_T_p_Kurumu_Bak_rk_y_025.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/TBnRBv6mhLI/AAAAAAAABUE/BHGUaw7INlQ/s320/16_Haziran_2010_Adli_T_p_Kurumu_Bak_rk_y_025.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5483643849272624306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün saat 12:30'da Ankara'da ve İstanbul'da kadınlar eş zamanlı olarak Adli Tıp travmasına son demek için toplandık. Kamuoyunda "kasklı sapık" olarak tanınan, 18 yaşından küçük onlarca kadına tecavüzden yargılanan Şahin Öğüt'e verilen cezaların birer birer Yargıtay tarafından bozulmasını ve ve cinsel şiddete maruz bırakılmış kadınların üniversite hastanelerinden aldıkları raporların yetersiz bulunarak adli tıp kurumuna gönderilmesini" protesto etmek için Ankara Kadın Platfomu üyesi kadınlar olarak Yargıtay önündeydik ve İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun önünde toplanan İstanbul Feminist Kolektif ile eş zamanlı bir basın açıklaması yaptık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/TBjLcRglPxI/AAAAAAAABT8/7tQtKxuSyy8/s1600/Resim+048.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/TBjLcRglPxI/AAAAAAAABT8/7tQtKxuSyy8/s320/Resim+048.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5483356232920416018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerimizde "Adli Tıp Kurumu Kapatılsın”, “Teşhis: Adli Tıp Kurumu Sonrası Stres Bozukluğu”, “Adli Tıp Travmasına Son!”,“14 yaşında tecavüze uğradı. Ruh ve Beden Sağlığı Bozulmadı. İmza: Adli Tıp”, “Üniversite Raporları Yeterli Sayılsın” , “Tecavüz Kriz Merkezleri Açılsın”, “Yargıtay, Kadın Düşmanlığından Vazgeç!”, “Tecavüzcülere, kadın katillerine indirim uygulama, Tecavüzcülere, kadın katillerine davetiye çıkarma”  yazan dövizler taşıyorduk. Pankartımızda ise "Adli Tıp Travmasına Son" yazıyordu. Yaptığımız basın açıklamasını aşağıda okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BASINA ve KAMUOYUNA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ADLİ  TIP KURUMU TRAVMASINA SON!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Dehşet içerisindeyiz. Kamuoyunda, “Kasklı Sapık” olarak tanınan Şahin Öğüt hakkında verilen mahkumiyet kararları, Yargıtay tarafından birer birer bozuluyor! Yargıtay'ın bozma gerekçesi ise daha da dehşet verici: Yargıtay hem Şahin ÖĞÜT'e verilen cezaları fazla buluyor, hem de kadınların - çocukların ruh ve beden sağlığının bozulup bozulmadığının, Adli Tıp Kurumundan sorulmasını istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Adli Tıp Kurumu'nu ve uygulamalarını hepimiz biliyoruz. Adli Tıp Kurumu’nun Hüseyin Üzmez'in tecavüzüne maruz kalan 14 yaşındaki çocuk için “ruh ve beden sağlığı bozulmamıştır” raporu vermekte hiçbir sakınca görmediğini unutmuş değiliz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Yargıtay'ın, Adli Tıp Kurumundan rapor alınmadığı gerekçesi ile bozduğu tüm dosyalarda, çocukların-kadınların ruh sağlığının bozulduğunu gösterir Üniversite Hastanelerince verilmiş raporlar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Bizler biliyoruz ki, Adli Tıp Kurumu üniversitelerin "bilimsel, akademik veya idari üstleri" değildir. Üniversite Hastaneleri, YÖK Kanunu ve Adli Tıp Kurumu Kanunu uyarınca resmi bilirkişi statüsündedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Buna rağmen Yargıtay'ın, Üniversite Hastanelerinden alınan raporları  yok saymasını, Adli Tıp Kurumundan rapor alınsın diye ısrar etmesini anlamakta güçlük çekiyoruz. İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun ise en erken 2011 yılına randevu verdiği düşünüldüğünde, dosyalarda bu sebeple verilen bozma kararları sonucunda, çocuklar- kadınlar tekrar tekrar travma yaşıyor. Erkek adalet, hiçbir hukuksal dayanağı olmayan biçimsel uygulamaları ile kadınlara - çocuklara tekrar tekrar tecavüz ediyor. Tecavüzcü erkeklere sahip çıkıyor, tecavüzcüleri cesaretlendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Öte yandan Yargıtay 5. Ceza Dairesinin Şahin ÖĞÜT’e verilen cezayı fazla bulması da oldukça manidar. Bu kararıyla Yargıtay yerel mahkemelere tecavüz edenlerle ilgili çok yüksek hapis cezaları vermeyin hatta onları beraat ettirin mi demek istiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Buradan Yargıtay'a sesleniyoruz: Tecavüz davalarında Adli Tıp Kurumundan rapor alınması zorlamasına son verilmelidir. Tecavüz davalarında Üniversite Hastanelerinden alınmış raporlar yeterli ve geçerli kabul edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Buradan Hükümete sesleniyoruz: Adli Tıp Kurumu derhal kapatılmalıdır. Adli Tıp Kurumu'nun kamuoyu nezdinde hiçbir güvenilirliği ve itibarı kalmamıştır. Bağımsız Üniversite Hastaneleri bilirkişi olarak kabul görmelidir. Bu düzenleme derhal hayata geçirilmelidir. Üniversite Hastaneleri bünyesinde Derhal Tecavüz Kriz Merkezleri açılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Buradan Mahkemelere Sesleniyoruz: Yargıtay'ın Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerekçesi ile bozduğu kararlarınızda direnin. Çocukları- Kadınları Adli Tıp Kurumu'na göndermeyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Bizler, evde, sokakta, işyerinde hiçbir kadın tecavüze uğramayana dek tecavüzcülerin ve suç ortaklarının peşini bırakmayacağız. Türkiye'nin dört bir yanında kadınlar arası dayanışmayı daha da güçlendirecek ve tecavüz davalarının takipçisi olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Acilen Üniversite Hastanelerince verilen raporların geçerli sayılımasını, Adli Tıp Kurumunun Kapatılmasını, tecavüz kriz merkezlerinin açılmasını  istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Erkek adalet değil gerçek adalet istiyoruz!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI!!! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANKARA KADIN PLATFORMU&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-4682564907840180563?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/4682564907840180563/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/adli-tp-ve-yargtayn-onunde-adli-tp.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/4682564907840180563'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/4682564907840180563'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/adli-tp-ve-yargtayn-onunde-adli-tp.html' title='Adli Tıp ve Yargıtay&apos;ın Önünde Adli Tıp Travmasına Son Dedik'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/TBnRBv6mhLI/AAAAAAAABUE/BHGUaw7INlQ/s72-c/16_Haziran_2010_Adli_T_p_Kurumu_Bak_rk_y_025.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-7310882160958626377</id><published>2010-06-14T03:52:00.000-07:00</published><updated>2010-06-14T05:05:07.638-07:00</updated><title type='text'>ADLİ TIP KURUMU TRAVMASINA SON!!</title><content type='html'>Dehşet içerisindeyiz. Kamuoyunda, “Kasklı Sapık” olarak tanınan Şahin Öğüt hakkında verilen mahkumiyet kararları, Yargıtay tarafından birer birer bozuluyor!Yargıtay 5. Ceza dairesi, Şahin Öğüt tarafından tecavüze maruz kalmış 16 yaşındaki çocukla ilgili kararında hem Şahin ÖĞÜT e verilen cezayı fazla bulmuş, hem de çocuğun ruh ve beden sağlığının bozulup bozulmadığının, Adli Tıp Kurumundan sorulmasını isteyerek, bizleri daha da dehşete düşürmüştür. &lt;br /&gt; Adli Tıp Kurumu'nu ve uygulamalarını hepimiz biliyoruz. İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun Hüseyin Üzmez'in tecavüzüne maruz kalan 14 yaşındaki çocuk için “ruh ve beden sağlığı bozulmamıştır” raporu vermekte hiçbir sakınca görmediğini unutmuş değiliz henüz.&lt;br /&gt; “Kasklı tecavüzcü” Şahit ÖĞÜT davasında Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı tecavüze uğrayan çocuğun tedavi gördüğü Hacettepe Üniversitesi Hastanesinden alınan raporları yeterli ve geçerli saymıştır. &lt;br /&gt; Yine  Yargıtay'ın, Adli Tıp Kurumundan rapor alınmadığı gerekçesi ile bozduğu diğer dosyalarda da, çocukların ruh sağlığının bozulduğunu gösterir Üniversite Hastanelerince verilmiş raporlar bulunmaktadır. Bizler Üniversite Hastanelerinin, YÖK Kanunu ve Adli Tıp Kurumu Kanunu uyarınca resmi bilirkişi statüsünde olduğunu, Adli Tıp Kurumunun, Üniversite Hastanelerinden hiyerarşik ve bilimsel bir üstünlüğü bulunmadığını biliyoruz. &lt;br /&gt; Buna rağmen Yargıtay Ceza Dairelerinin, Üniversite Hastanelerinden alınan raporları yok saymasını, İstanbul Adli Tıp Kurumundan rapor alınsın diye ısrar etmesini anlamakta güçlük çekiyoruz. İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun ise en erken 2011 yılına randevu verdiği düşünüldüğünde, dosyalarda bu sebeple verilen bozma kararları sonucunda, çocuklar- kadınlar tekrar tekrar travma yaşıyor. Erkek adalet, hiçbir hukuksal dayanağı olmayan biçimsel uygulamaları ile kadınlara - çocuklara tekrar tekrar tecavüz ediyor. &lt;br /&gt; Öte yandan Yargıtay 5. Ceza Dairesinin Şahin ÖĞÜT’e verilen cezayı fazla bulması da oldukça manidardır. Bu kararıyla Yargıtay yerel mahkemelere tecavüz edenlerle ilgili çok yüksek hapis cezaları vermeyin hatta onları beraat ettirin mi demek istemektedir? &lt;br /&gt; Buradan Yargıtay'a sesleniyoruz: Tecavüz davalarında Adli Tıp Kurumundan rapor alınması zorlamasına son verilmelidir. Tecavüz davalarında Üniversite Hastanelerinden alınmış raporlar yeterli ve geçerli kabul edilmelidir.&lt;br /&gt; Buradan Hükümete sesleniyoruz:Adli Tıp Kurumu derhal kapatılmalıdır. Adli Tıp Kurumu'nun kamuoyu nezdinde hiçbir güvenilirliği ve itibarı kalmamıştır. Bağımsız Üniversite Hastaneleri bilirkişi olarak kabul görmelidir. Bu düzenleme derhal hayata geçirilmelidir. Üniversite Hastaneleri bünyesinde Derhal Tecavüz Kriz Merkezleri açılmalıdır. &lt;br /&gt; Buradan Mahkemelere Sesleniyoruz:Yargıtay'ın Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerekçesi ile bozduğu kararlarınızda direnin. Çocukları- Kadınları Adli Tıp Kurumu'na göndermeyin.&lt;br /&gt;  Bizler, Üniversite Hastanelerince verilen raporlar geçerli sayılına, Adli Tıp Kurumu Kapatılana, tecavüz kriz merkezleri açılana, erkek adalet değil gerçek adalet uygulanana kadar tecavüz davalarının takipçisi olacağız .&lt;br /&gt;Taleplerimizi haykırmak için 16 Haziran Çarşamba günü saat 12:30’da, Ankara'da Yargıtay'ın ve İstanbul'da ise Adli Tıp Kurumu'nun önünde olacağız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-7310882160958626377?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/7310882160958626377/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/adli-tip-kurumu-travmasina-son.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7310882160958626377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7310882160958626377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/adli-tip-kurumu-travmasina-son.html' title='ADLİ TIP KURUMU TRAVMASINA SON!!'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-3393154149663173048</id><published>2010-06-07T00:25:00.000-07:00</published><updated>2010-06-07T00:29:43.482-07:00</updated><title type='text'>Yargıtay Şahin Öğüt'e Verilen Cezayı Bozdu!</title><content type='html'>Basında “kasklı sapık” diye tanımlanan operacı Şahin Öğüt’e, 16 yaşındaki A.Y.’ye tecavüz ettiği gerekçesiyle, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği 21 yıl hapis cezası, Yargıtay tarafından “fazla ceza vermişsiniz” denilerek bozuldu. Yargıtay 5. Ceza Dairesi bozma kararında, A.Y.’nin daha fazla mağdur edilmemesi için Adli Tıp Kurumu’na göndermeden, tedavi gördüğü Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nden verilen raporu, mahkemenin geçerli saymasını da “noksan araştırma” olarak değerlendirdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamuoyunda “kasklı sapık” olarak bilinen İstanbul ve Ankara’da 10-16 yaşlarında 10 kız çocuğuna tecavüz ettiği belirlenen operacı Şahin Öğüt’ün yargılandığı davada mahkeme, tecavüze uğrayan A.Y.’nin koluna mühür vurup, Adli Tıp Kurumu’na göndermemişti. Yargıtay içtihatlarına rağmen, A.Y.’nin tedavi gördüğü Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nce verilen raporun daha yeterli olduğuna hükmetmişti. Tecavüzcüsüyle karşılaştırmamak için A.Y.’yi duruşmaya bile çağırmayan mahkeme, A.Y.’nin kameraya alınan emniyetteki ilk ve tek ifadesini, CD’den izleyerek kanaat oluşturdu. Avrupa standartlarının yakalandığı yargılama, Yargıtay tarafından “noksan araştırma” olarak değerlendirildi. Verilen 21 yıl hapis cezası ise fazla bulundu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİDDET VE TECAVÜZE 21 YIL FAZLA! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10-16 yaşları arasındaki 10 çocuğa tecavüz eden sanığa verilen 21 yıl hapis cezasını Yargıtay 5. Ceza Dairesi “fazla ceza vermişsiniz” gerekçesiyle bozdu. Yerel mahkeme 16 yaşındaki A.Y.’nin evine zorla girilip, ağır şekilde şiddet uygulandıktan sonra tecavüz edilmesi, sonra da küçük kızın ellerinin ve ağzının bağlanması nedeniyle, beden ve ruh sağlığının bozulduğu gerekçesiyle 21 yıl hapis cezasına hükmetti. Mahkeme olayda birden fazla ve ağır suçlar işlendiğine kanaat getirerek, Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nin raporuyla da beden ve ruh sağlığının bozulduğuna hükmetti. Yargıtay 5. Ceza Dairesi ise kararında küçük kızın, iş yoğunluğu nedeniyle 2 yıl sonrasına randevu verdiği için yargılamaları uzatan ve sanıkların tahliye olmasına neden olan Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesini istedi. Mahkemenin çocuğun psikolojisini korumak için, koluna mühür vurup Adli Tıp’a göndermek yerine, tedavi gördüğü Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nden verilen raporu geçerli kabul etmesi eksik soruşturma sayıldı. Yargıtay’ın bozma kararı, 16 yaşındaki A.Y.’ye, evine zorla girilip önce dövüldüğü, ardından da tecavüz edildiği ve kolları ile ağzının bantlandığı 2 yıl sonra yeniden hatırlatılmasına neden olacak. A.Y., 2 yıl süren tedaviyle bile hafızasından silemediği korkunç olayı, Yargıtay kararıyla sil baştan yeniden yaşayacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte, mağdurun Adli Tıp’a sevk edilmeme gerekçesi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANKARA 7. Ağır Ceza Mahkemesi, küçük kıza yargılama sürecinde olayı hatırlatmamak için, Avrupa standartlarında bir uygulamaya imza atarak kararında Adli Tıp Kurumu’na göndermeme gerekçesini de şöyle açıklamıştı: “Salt bir biçimsel uygulamayı yerine getirmek amacıyla mağdurenin İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevki hem onu yeniden yıpratacak, hem de tutuklu sanığın tutukluluk süresinin uzamasına neden olacaktır. Tüm bu nedenlerle mağdurenin ruh ve beden sağlığının bozulup bozulmadığı hususundaki rapor, Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nden alınmış ve içerik itibarıyla mahkeme tarafından kanaat verici bulunmuştur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hilal ÖZTÜRK/AHT Hilal ÖZTÜRK/AHT&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-3393154149663173048?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/3393154149663173048/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/yargtay-sahin-ogute-verilen-cezay-bozdu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3393154149663173048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3393154149663173048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/yargtay-sahin-ogute-verilen-cezay-bozdu.html' title='Yargıtay Şahin Öğüt&apos;e Verilen Cezayı Bozdu!'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-5152130556649636914</id><published>2010-06-01T01:32:00.000-07:00</published><updated>2010-06-01T01:40:15.102-07:00</updated><title type='text'>Susmadık, Susmayacağız, Tecavüze Sessiz Kalmayacağız</title><content type='html'>Siirt'ten gelen toplu tecavüz haberinin üzerinden çok zaman geçmeden, Van Erciş'ten gelen bir haberle daha irkildik. Her iki olayda da 18 yaşından küçük kadınlar, aralarında üniformalı tecavüzcülerin de bulunduğu erkekler tarafından tecavüze uğradı. Taciz, tecavüz, şiddetin her türü kadınları susturmak için sistematik bir silah olarak kullanılıyor. Devlet şiddetiyle birleşen erkek şiddetine dur diyebilecek olan ise yine biz kadınlarız. Siirt'teki toplu tecavüz davasının ilk duruşması yarın görülecek. Ankara'da da davayla eş zamanlı bir eylem düzenlemek ve tecavüze sessiz kalmadığımızı haykırmak için yarın saat 11'de Ankara Adliyesi önünde buluşuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer: Ankara Adliyesi Önü&lt;br /&gt;Zaman: 2 Haziran Çarşamba, 11.00&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-5152130556649636914?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/5152130556649636914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/susmadk-susmayacagz-tecavuze-sessiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/5152130556649636914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/5152130556649636914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/06/susmadk-susmayacagz-tecavuze-sessiz.html' title='Susmadık, Susmayacağız, Tecavüze Sessiz Kalmayacağız'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-8004211959299225680</id><published>2010-05-18T03:40:00.000-07:00</published><updated>2010-05-18T03:45:55.117-07:00</updated><title type='text'>Transfobik Devlet Ankara'da Arkadaşlarımıza Bir Kez Daha Saldırdı</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Pembe Hayat Derneği, 5 transın darp edilerek gözaltına alınmasını bugün akşam (18 Mayıs) saat 18:00'de, Yüksel Caddesinde İnsan Hakları Anıtı önünde protesto edecek.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Dernekten yapılan açıklama:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Polis Şiddetine SON!!! Transfobik devlet, elini bedenimizden çek!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği üyesi 5 trans aktivist, 17 Mayıs 2010 gecesi saat 23.00 sularında, Bağlar Caddesi Seyranbağları Postanesi civarında, polis ekipleri tarafından araçları içinde seyir halindeyken zorla durduruldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimliklerini göstermelerine rağmen, hiçbir gerekçe olmadan zorla arabalarından indirilmek istendiler. Buna direnen trans arkadaşlara destek olmak için gelen insan hakları savunucusu 25 civarındaki LGBTT bireye polis göz yaşartıcı gaz ve ve coplarla sert bir şekilde saldırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grup dağıtıldıktan sonra, arabaları içerisindeki 5 transeksüel birey zorla araçlarının içinden çıkarıldıktan sonra, feci şekilde coplar ve teklemelerle darp edildiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrımcı şiddet ve nefrete maruz kalan trans arkadaşlarımız için yarın (18 Mayıs 2010) akşamı saat 18.00'de Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde toplanıyoruz ve oturma eylemi yapıyoruz. Mumlarımızla, transfobik devletin şiddetini protesto edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan Haklarımız İçin, Hepinizi Tek Ses Olmaya Çağırıyoruz !!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Transeksüeller Susmayacak !!! Şiddete Karşı Sessiz Kalmayacağız !!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adres: Ataç 1 Sokak 3/8 Yenişehir - Çankaya - Ankara&lt;br /&gt;Tel: 0312 433 85 17 - 0532 462 17 05&lt;br /&gt;E-Posta: pembehayat@pembehayat.org&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ankara’da Pembe Hayat üyesi transeksüeller polis tarafından tartaklanarak gözaltına alındılar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lütfen bilgi almak için arayın: ESAT KARAKOLU - 0312 435 2012&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polisin, karakolu arayanları, "size ne bunlardan, kendi işinize bakın" şeklinde terslediği bilgisi gelirken TBMM'den Akın Birdal, Sebahat Tuncel, Mehmet Sevigen de karakolu aradılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Transseksüel hâla Esat Karakolunda gözaltında tutuluyorlar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Barış Sulu, göz altılarla ilgili bir açıklama yaptı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bağlar Caddesi Seyranbağları postanesi önünde polisler trans arkadaşların özel araçları önüne araçlarını kırarak durduruyorlar ve araçlarından inmeyince çekici çağırıyorlar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Telefonla olanlar duyulunca kalabalıklaşan grubu coplarla ve biber gazlarıyla dağıtıp arabadaki Buse Kılıçkaya ve Derya (Selay) Tunç’un da içinde bulunduğu arabadaki herkesi (Türkan, Eser, Yeşim) yerlerde sürükleyerek Esat Karakoluna aldılar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;En son gördüğümüzde arkadaşlarımızın ağızlarından ve burunlarından kan geliyordu.&lt;br /&gt;Esat Karakolunun önünde toplanan bizleri de -Pembe Hayat ve Kaos GL üyesi yaklaşık 50 kişi- oradan uzaklaştırdılar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Arkadaşlarımız hâlâ karakolda ve haber alamıyoruz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gözaltına alınan arkadaşlarımız sabah 6'da bırakıldılar!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-8004211959299225680?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/8004211959299225680/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/05/transfobik-devlet-ankarada.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8004211959299225680'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8004211959299225680'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/05/transfobik-devlet-ankarada.html' title='Transfobik Devlet Ankara&apos;da Arkadaşlarımıza Bir Kez Daha Saldırdı'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-4966564689372026830</id><published>2010-05-06T07:29:00.000-07:00</published><updated>2010-05-06T07:45:08.721-07:00</updated><title type='text'>Yasta Değil İsyandayız!!! Cumartesi 12:30'da Yüksel Caddesi'nde</title><content type='html'>YASTA DEĞİL İSYANDAYIZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;           Biz kadınlar artık yas tutmuyoruz. Askılı elbise giydiği, eve geç geldiği, boşanmak istediği, aşık olduğu, sevişmek istemediği, sevmediği kişi ile evlenmek istemediği için öldürülen, aslında yalnızca ‘’kadın’’ olduğu için öldürülen binlerce kadının yasını tutmuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YASTA DEĞİL, İSYANDAYIZ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran ataerkil sistemi arkasına alarak çeşitli bahanelerle eşini, kızını, sevgilisini, kız kardeşini öldüren, aslında sadece ‘’erkek’’ olduğu için öldürmeyi hakkı olarak gören bu zihniyete karşıduruyoruz. Artık susmuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KADINLAR ARTIK SUSMAYACAKLAR, SUSMAYACAKLAR, SUSMAYACAKLAR!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık yas tutmuyoruz, çünkü kadın cinayetlerinin hesabını katillerden ve suç ortaklarından sormak için öfkemizi ve isyanımızı sokağa taşıdık. Kadın cinayetlerini ısrarla görmek istemeyenlere göstermek, işitmek istemeyenlere  haykırmak için sokaklardayız:  KATİLLERİ TANIYORUZ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NAMUS AŞK BAHANESİ HEPSİ KADIN CİNAYETİ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katiller, baba, koca, sevgili, ağabey, kardeş...Katiller mühendis, doktor, işçi, işsiz… Katiller Kürt, Türk, Laz, Çerkez... Katiller genç, yaşlı… Ortak noktaları, erkek olmaları.  Erkek kadını katlettiğinde devlet, medya, yargı, polis hepsi erkeklikte birleşiyor, kadın cinayetlerine suç ortağı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YARGI: ERKEK! DEVLET: ERKEK! POLİS: ERKEK! MEDYA: ERKEK! HEPSİ KADIN KATİLİ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın cinayetlerinde suç ortaklığı yapanları, en can yakıcı, en yakın, en apaçık halleriyle Siirt’te 2 yıldır süregelen devlet-erkek işbirliğiyle örtbas edilmeye çalışılan tecavüzlerde gördük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suç ortaklarını TANIYORUZ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta Başbakanlık, İç işleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı,  Aileden ve Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı, Emniyet Müdürlüğü, mahkemeler, savcılıklar, valilikler ve belediyeler olmak üzere önlem almayan tüm devlet kurumları sistematik olarak gerçekleştirilen kadın cinayetlerinde, tecavüz dahil  kadına yönelik her türlü şiddet eyleminde suç ortağıdır. Katilden, tecavüzcüden yana haber yapan, katillerin  beyanını esas alan medya da en az önlem almayanlar kadar bu suçlara ortaklık etmektedir .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Polis Suç Ortağıdır; çünkü şiddet gören kadını, zulüm gördüğü, can güvenliğinin olmadığı yere, katilinin yanına yolluyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediyeler Suç Ortağıdır çünkü, yasayla zorunlu kılınmasına rağmen sığınma evlerini açmamakta direniyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Medya Suç Ortağıdır, çünkü işsizlik cinayeti, namus cinayeti, aşk cinayeti diyerek katili mağdurlaştırıyor, kadıon cinayetlerini meşrulaştırıyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Yargı Suç Ortağıdır, çünkü erkeklerin ipe sapa gelmez bahanelerini haksız tahrik gerekçesi olarak kabul ediyor, ceza indirimleri ile kadın cinayetlerini teşvik ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KADINLARIN MEZARINI ERKEK DEVLET KAZIYOR!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resmi rakamlara göre bile, erkekler istisnasız her gün en az 3 kadın öldürüyor. Ve erkek yargı haksız tahrik indirimi vererek erkek katilleri koruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın olmak haksız tahrik sebebi değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERKEK ADALET DEĞİL, GERÇEK ADALET!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz biliyoruz ki kadın cinayetleri münferit değil, sistematiktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜNFERİT DEĞİL, SİSTEMATİK CİNAYET!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizzat 2006/17 sayılı Kadın ve Çocukları şiddetten korumak için çıkartılan Başbakanlık Genelgesinin takipçisi olmadığı için Başbakan istifa etmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların güvenliğini sağlamayan İç işleri Bakanı ve cinayetlere seyirci kalan Aileden ve Kadından Sorumlu Devlet Bakanı Kavaf derhal istifa etmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAVAF İSTİFA!!!  ATALAY İSTİFA!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sığınmaevleri ve danışma merkezleri açılması için,.&lt;br /&gt;Kadın örgütleri tarafından açılan sığınmaevlerinin maddi sorunlar yüzünden kapanmasına engel olunması için,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2006/17 sayılı Başbakanlık Genelgesinin uygulanmasını için,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkemelerde kadın katillerine haksız tahrik indirimi uygulanmaması için,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların yaşam hakkını koruyan bütün yasal düzenlemelerin tamamlanması için,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Kasım’a kadar her yerde ve her fırsatta öfkemizi ve isyanımızı haykırmaya devam edeceğiz. Kadın cinayetlerine suç ortaklığı yapan devleti, polisi, yargıyı, medyayı teşhir etmeyi sürdüreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mücadelemiz, özgürlük ve yaşam içindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumartesi saat 12:30'da Yüksel Caddesi'nde isyanımızı ve taleplerimizi haykırmak için siyahlarımızı giyerek buluşuyoruz!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-4966564689372026830?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/4966564689372026830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/05/yasta-degil-isyandayz-cumartesi-1230da.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/4966564689372026830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/4966564689372026830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/05/yasta-degil-isyandayz-cumartesi-1230da.html' title='Yasta Değil İsyandayız!!! Cumartesi 12:30&apos;da Yüksel Caddesi&apos;nde'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-9126325285250640923</id><published>2010-04-25T09:22:00.000-07:00</published><updated>2010-04-25T09:24:07.237-07:00</updated><title type='text'>Yedi Kız Çocuğuna, İki Yıl, Onlarca Erkek Nasıl Tecavüz Edebildi?</title><content type='html'>KAMER'den Kardaş ve Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformu'ndan Öz, yedi ilköğretim okulu öğrencisinin maruz bırakıldığı şiddetin iki sene boyunca gizlenemeyeceğini belirtiyor, "Olaya sessiz kalan herkes suça ortak olmuş sayılır" diyor. Kardaş delillerin karartılması tehlikesine, Öz Cinsel Şiddet Kriz Merkezlerine duyulan ihtiyaca dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Genel kanı tecavüzcünün toplum dışı, işsiz, sapık, hasta olduğu; mağdurun da 'tecavüze yol açacak birşeyler yaptığı' yolundadır. Siirt'teki olay bu ezberi bozdu. Failler arasında kentin ileri gelenleri var. Hemen hepsi evli, çocuklu. Mağdurlar ise suçlanamayacak kadar küçük. Bu nedenle toplumun öfkesi çocukların ailelerine yöneldi."&lt;br /&gt;KAMER'den Naime Kardaş, Siirt'te yedi ilköğretim okulu öğrencisinin iki sene boyunca tecavüze maruz bırakılmasının kentte yarattığı etkiyi böyle anlatıyor.&lt;br /&gt;Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformu'ndan avukat Yasemin Öz ise "kızlardan birinin ailesinin çocukları para karşılığında erkeklerle birlikte olmaya zorladığı" iddialarının olayın vahametini değiştirmediğini vurguluyor: "Küçük yaşta çocuklar cinsel şiddete ve tecavüze maruz bırakılmış. Pek çok erkek suça ortak olmuş. Suç yaklaşık iki sene boyunca gizlenmiş."&lt;br /&gt;Öz ve Kardaş, yaklaşık 100 kişinin karıştığı bir olayın iki sene boyunca gizli kalamayacağını belirtiyor, suskunluğu "erkek dayanışması" ve "toplumun namus algısı" ile açıklıyorlar.&lt;br /&gt;Öz, "Tecavüz şikayete bağlı bir suç değil. Olaydan haberi olup da sessiz kalan herkes suça ortak olmuş sayılır" derken Kardaş, failler arasında asker, polis ve devlet erkanından kişilerin bulunduğu iddiasını hatırlatarak delillerin karartılması tehlikesine dikkat çekiyor:&lt;br /&gt;"Kentte herkes çok öfkeli ancak suskun. Özellikle kadınlar konuşurlarsa namussuzlukla suçlanmaktan korkuyor. En büyük tehlike, olayın üstünün örtülmesi. Devlet kurumlarının, siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının duyarlılığı çok önemli."&lt;br /&gt;Kardaş ve Öz, kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel şiddetin yaygınlığına dikkat çekiyor ve cinsel suçların önlenebilmesi için cinsel şiddet kriz merkezleri kurulmasının, devlet görevlilerinin ve kolluk güçlerinin eğitilmesinin ve toplumsal algının değişmesi gerektiğini söylüyorlar:&lt;br /&gt;"Cinsel Şiddete Karşı Kriz Merkezleri kurulmalı"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel şiddet mağdurlarının aynı zamanda olayın faili gibi algılandığına ve ikinci bir cezalandırma mekanizmasının devreye girdiğine dikkat çeken Öz, "Bu algının değişmesi için devlet memurlarının eğitilmesi, medya eliyle kampanyalar yürütülmesi, kriz merkezlerinin kurulması ve toplumsal dönüşüm sağlanması gerekiyor" diyor ve ekliyor:&lt;br /&gt;"Şu anda cinsel şiddet mağdurları önce karakola gidiyor. Karakol mağduru savcılığa, savcılık adli tıp kurumuna yönlendiriyor. Adli Tıp Kurumu raporundan sonra dava açılıp açılmayacağı kararlaştırılıyor. Bu arada mağdur yaşadıklarını defalarca anlatmak zorunda kalıyor. Konuştuğu kişilerin pek çoğu cinsel şiddet konusunda eğitimli olmadığından aşağılanıyor. Adli Tıp Kurumu raporları geciktiği için tecavüz suçluları çoğunlukla serbest bırakılıyor. .&lt;br /&gt;Kriz merkezleri açılırsa kadın yalnızca kriz merkezine gidecek. Adli süreç ve tedavi süreci bir arada, bu konuda eğitimli kişiler tarafından yürütülecek. Olaydan sonra ihtiyaç duyduğu sürece ücretsiz psikolojik destek alacak."(BB)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burçin Belge&lt;br /&gt;Kaynak: www.bianet.org&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-9126325285250640923?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/9126325285250640923/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/04/yedi-kz-cocuguna-iki-yl-onlarca-erkek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/9126325285250640923'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/9126325285250640923'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/04/yedi-kz-cocuguna-iki-yl-onlarca-erkek.html' title='Yedi Kız Çocuğuna, İki Yıl, Onlarca Erkek Nasıl Tecavüz Edebildi?'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-5380197038343085989</id><published>2010-04-20T04:10:00.000-07:00</published><updated>2010-04-20T04:11:46.838-07:00</updated><title type='text'>Attan Tecavüzcü Yaratan Erkek Medya</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Erkekegemen toplumlar önce tecavüze uğrayan kadını suçluyor, ana-akım erkek medya en çok tecavüze uğrayan kadını teşhir ediyor. Tecavüzü içgüdülerle ilişkilendirip doğallaştıran bir medya dili ise tecavüzcüleri cesaretlendirirken, mağdurların daha çok sessizleşmesine sebep oluyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana-akım medya, tecavüz haberlerine bayılıyor. Tecavüz haberleri, tecavüze uğrayan kadınlar "kurban" olarak teşhir edilerek, tecavüz ise hangi mekanda, kaç kez ve ne kadar süreyle yapıldığı üzerinden öyküleştirilerek ve erotizm sosuna batırılarak sunuluyor. Erkek medya tecavüz olaylarını erotikleştirirken, aslında tecavüz içermeyen olayları da tecavüz başlığı altında pazarlıyor.&lt;br /&gt;Ana-akım erkek medyanın tecavüz algısının çarpıklığı, geçtiğimiz haftanın ikinci yarısında medyanın gündemini pek meşgul eden bir olayla yeniden gün yüzüne çıktı.&lt;br /&gt;14 Nisan 2010 Çarşamba günü yer alan bir habere göre, İzmir Balçova'da sahibi belli olmayan bir binek atı, bir spor tesisinin çitlerini yıkarak yarışlar için yetiştirilen safkan atlarla çiftleşmişti.  Aslında hayvanlar alemi için sıradan bir olay olan bu çiftleşme, erkek medyanın üç gün boyunca gündemden düşürmediği, deyim yerindeyse erkek at üzerinden cinsel "iktidarı"nı sınadığı, erkekliğini parlattığı bir olay haline geldi.&lt;br /&gt;Başta "ipini koparan binek atı" olarak sunulan hayvan, aynı gün ve takip eden günlerde erkek medya tarafından kahramanlaştırılarak "çapkın aygır", "hormonlarına sahip olamayan hovarda at" ve "azgın aygır"a dönüştülürken, atların çiftleşmesi de "kaçamak", "çapkın atın gazabı",  "hovarda atın gece alemi" oluverdi.&lt;br /&gt;Erkeklerin kırılgan egoları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların eşitlik taleplerinin yükseldiği bir dünyada, erkeklerin cinsel "iktidar" üzerinden sürekli cilalamaya ihtiyaç duydukları kırılgan egolarının manevralarını izlemek ilginç ve komik olsa da bu egonun sınırlarının nereye uzandığını görmek ürpertici.&lt;br /&gt;Zira, bu atların çiftleşmesi, birçok haber metninde "tecavüz" olarak tanımlandı, tıpkı tecavüz haberlerinde olduğu gibi, dişi atların "mağdur" oluşları, atların sahibinin "dehşeti" ve erkek atın "seri tecavüzcü" olması gibi ifadelerle dramatize edilerek aktarıldı. Oysa bu haberde "dehşet" yaratan tek şey erkek medyanın tavrıydı.&lt;br /&gt;"Buna tecavüz demeyelim"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tavrın en çarpıcı örneklerinden biri, CNN Türk'te yayınlanan 5n1k'da sergilendi. 14 Nisan Çarşamba günü olayın haber sitelerinde yer almasından bir gün sonra, 5n1k'nın sunucusu Cüneyt Özdemir programında dişi atların sahibi ile bir röportaj yaptı.&lt;br /&gt;Röportajın başında olayın Cüneyt Bey tarafından "tecavüz" olarak sunulması bir yana, dişi atların sahibinin "Buna tecavüz demeyelim. Bahar ayı tüm hayvanların çiftleşme dönemi. Tecavüz tek taraflı olur. Buna çiftleşme diyelim" demesine karşın röportaj boyunca ekranda atların fotoğrafları gözleri bantlı olarak ve "tecavüz edilen atlar canlı yayında" altyazısıyla yer aldı.&lt;br /&gt;Cüneyt Özdemir ise, dişi atların sahibi olayın nasıl gerçekleştiğini anlattıkça, ilk defa müstehcen bir şaka duymuş ergen oğlan çocukları gibi kıkır kıkır güldü, bazen konuşamayacak kadar kahkahalara boğuldu.&lt;br /&gt;Ertesi gün aynı atlar, bu sefer Cüneyt Özdemir'in yaptığı röportaj ile yeniden gündeme taşındı. Haberlerin başlıkları hiç de şaşırtıcı değildi: "Seri tecavüzcü aygır 5N1K'da", "Tecavüz diyalogu ekranda koparttı", "Tecavüz mağdureleri krize soktu".&lt;br /&gt;Dişi atların sahibinin, yaşananlar için uygun tabirin tecavüz değil çiftleşme olduğu yönündeki ifadesi ise, Takvim gazetesi tarafından "Kısraklar da istemiş",  Milliyet gazetesi tarafından ise "Atlar 'rızayla' çiftleşmiş" başlığıyla verildi. Ancak her iki gazete de "tecavüz" kelimesinin cazibesinden (!) vazgeçememiş olmalı ki, iki haberde de dişi atların tecavüze uğradığı ifadesi tekrarlanıyordu.&lt;br /&gt;Rıza faktörü silikleşiyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"17 yaşındaki liseliye saatlerce tecavüz ettiler!", "grup seksli tecavüz", "genç kızın seks günlüğü" gibi ifadelerle tecavüz olaylarını erotize ederek haberleştiren erkek medya, çiftleşen atlarla ilgili haberleriyle hayvanlar için gayet sıradan ve doğal bir çiftleşmeyi okuyucularına/izleyicilerine "tecavüz" diye pazarladı.&lt;br /&gt;Bu ise, tamamıyla doğal bir ortamda içgüdülerine göre yaşayan hayvanların cinsel davranışları üzerinden, toplumsal hayatta erkeğin kadın bedeni üzerindeki denetiminin temel araçlarından biri olan tecavüzü, sanki doğanın bir parçası ve "hormonlarına sahip olamayan" tüm canlı erkeklerin içgüdüsüymüş gibi sunarak meşrulaştırmaktan başka bir işe yaramıyor.&lt;br /&gt;Üstelik bu haberlerde "tecavüz" kelimesinin "ilişki"/"çiftleşme" kelimeleri ile dönüşümlü olarak kullanılması, bir şiddet biçimi olan tecavüz ile cinsel ilişki arasındaki en önemli ayrımı, yani rıza faktörünü, silikleştiriyor.&lt;br /&gt;Tecavüz: İzleri yıllarca silinmeyen bir şiddet eylemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de ana-akım erkek medyaya şunu tekrar tekrar hatırlatmak gerekiyor: Tecavüz, bir kişinin bedenine yönelik olarak, onun rızası alınmadan - ve çok defa tehditle, kaba kuvvetle ya da kesici/delici alet veya silah zoruyla - yapılan  her türlü cinsel davranışı kapsıyor.&lt;br /&gt;Tecavüz, tecavüze maruz bırakılan kadınlar (ve tabi erkekler ve çocuklar) için "ateşli/azgın/tutkulu seks" değil, izleri yıllarca silinmeyen travmalar yaratan bir saldırı, bir şiddet eylemi. Tecavüz en yaygın, buna karşın adli mercilere en az bildirilen suçlardan biri. Çünkü erkekegemen toplumlar tecavüzde önce tecavüze uğrayan kadını suçluyor, ana-akım erkek medya en çok tecavüze uğrayan kadını teşhir ediyor.&lt;br /&gt;Tecavüzü içgüdülerle ilişkilendirip doğallaştıran, makara malzemesi yapıp komikleştiren bir medya dili ise tecavüzü olağan gören ve hafifleştiren bir kültürün yayılmasına; tecavüzcüleri cesaretlendirirken, mağdurların daha çok sessizleşmesine sebep oluyor. (AS/NH/BB)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ayşe Sargın - Nehir Hanay, cinsiyetçi medya istemiyoruz! eylem grubu üyeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynak: http://bianet.org/bianet/medya/121412-attan-tecavuzcu-yaratan-erkek-medya&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-5380197038343085989?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/5380197038343085989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/04/attan-tecavuzcu-yaratan-erkek-medya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/5380197038343085989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/5380197038343085989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/04/attan-tecavuzcu-yaratan-erkek-medya.html' title='Attan Tecavüzcü Yaratan Erkek Medya'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-6035440700891619377</id><published>2010-04-19T06:25:00.001-07:00</published><updated>2010-04-19T07:15:36.761-07:00</updated><title type='text'>Alış veriş çok sıkıcı! Ama biz takasta çok eğlendik :)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S8xk8xFet_I/AAAAAAAABTw/93_297lxxDU/s1600/takas-nisan-1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S8xk8xFet_I/AAAAAAAABTw/93_297lxxDU/s320/takas-nisan-1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5461851443224819698" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nisan ayının baharı iyice hissettiren bir pazar sabahında Sakarya'da buluştuk. Artık tüketmeyelim, bohçamızda biriktirdiklerimizi paylaşalım diye aklımıza gelen "takas pazarı" fikrini nihayet gerçekleştirdik. Alış veriş değil, değiş tokuş dedik; o da bir çeşit alıp verme ilişkisi değil mi diye bilemedik... Takas "pazarı" dedik, tüketim kültürünü üretiyor muyuz bu isimle emin olamadık. Ama adı ne olursa olsun, aklımızdakine bir nebze olsun yaklaştığımızı hissettik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S8xj6T0IGRI/AAAAAAAABTY/B1PR1Vuk-Tw/s1600/takas-nisan-2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S8xj6T0IGRI/AAAAAAAABTY/B1PR1Vuk-Tw/s320/takas-nisan-2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5461850301496039698" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Torbalarımızdan neler çıkmadı neler... Tokalar, "hijyenik ped"ler, etekler, kazaklar, "Anılar 6" kasetleri... Hepsini bir guzel serdik yere, denedik, beğendik, bıraktık, sokaktaki kadınları çağırdık; biraz da piknik tadında bir gün geçirdik. Güldünya'dan arkadaşlarımız bize müzik de yapınca bayağı keyiflendik :) Bir de dedik ki, gerçekten anlamlı bir eleştiri olması için "pazar"ımızın, devamlılığını sağlamamız lazım. Nerde, ne zaman, nasıl fikirlerinizi bekleriz. Gelecek pazarda görüşmek üzere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S8xkTNFNTYI/AAAAAAAABTo/XsAtrq-5eqs/s1600/takas-nisan-4.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S8xkTNFNTYI/AAAAAAAABTo/XsAtrq-5eqs/s320/takas-nisan-4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5461850729185365378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-6035440700891619377?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/6035440700891619377/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/04/als-veris-cok-skc-ama-biz-takasta-cok.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/6035440700891619377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/6035440700891619377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/04/als-veris-cok-skc-ama-biz-takasta-cok.html' title='Alış veriş çok sıkıcı! Ama biz takasta çok eğlendik :)'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S8xk8xFet_I/AAAAAAAABTw/93_297lxxDU/s72-c/takas-nisan-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-5859391995333761906</id><published>2010-04-15T01:45:00.000-07:00</published><updated>2010-04-15T01:49:02.332-07:00</updated><title type='text'>Film Gösterimi: Mor Yıllar</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S8bSiOog_jI/AAAAAAAABS4/zcvXAa6WQD8/s1600/film+afi%C5%9F.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 226px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S8bSiOog_jI/AAAAAAAABS4/zcvXAa6WQD8/s320/film+afi%C5%9F.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460283083718721074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Nisan Pazar, Konur 2 sokak'taki Planet kafe'de, saat 3'de hep birlikte Mor Yıllar'ı izleyeceğiz. Takas Pazarı'ndan sonra sinema iyi gider dedik! Söylemeye ne hacet gösterimimiz sadece kadınlara açık...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-5859391995333761906?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/5859391995333761906/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/04/film-gosterimi-mor-yllar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/5859391995333761906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/5859391995333761906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/04/film-gosterimi-mor-yllar.html' title='Film Gösterimi: Mor Yıllar'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S8bSiOog_jI/AAAAAAAABS4/zcvXAa6WQD8/s72-c/film+afi%C5%9F.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-181769691223347750</id><published>2010-04-06T07:30:00.000-07:00</published><updated>2010-04-15T01:43:07.243-07:00</updated><title type='text'>Parayı Lidyalılar Buldu, Kadınlar Değil!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S8bRjpCeRWI/AAAAAAAABSw/k10X0OLnA30/s1600/takas.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 233px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S8bRjpCeRWI/AAAAAAAABSw/k10X0OLnA30/s320/takas.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460282008475157858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bir kaç saatliğine de olsa kapitalizmi yok sayarak/unutarak, parasız pazarımızı oluşturmaya ne dersiniz? el/vimizdeki kullandığımız-kullanmadığımız ya da başkasına vermek, paylaşmak istediğimiz her türlü eşyayı getirip takas edelim mi? &lt;br /&gt;kim bilir belki yaygınlaşır takas pazarları ve "şimdilik " yok edemesek de bu düzeni, yok sayıp elimizden geleni bir nebze yapmış oluruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hadi elimizden geleni ardımıza koymayalım da, takas pazarında buluşalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih: 18 Nisan Pazar &lt;br /&gt;Saat:   11.00-14.00&lt;br /&gt;Yer:     Sakarya Cad. Inkilap Sokak. no: 18.&lt;br /&gt;            Maydonoz Bar'ın bahçesi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-181769691223347750?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/181769691223347750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/04/paray-lidyallar-buldu-kadnlar-degil.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/181769691223347750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/181769691223347750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/04/paray-lidyallar-buldu-kadnlar-degil.html' title='Parayı Lidyalılar Buldu, Kadınlar Değil!'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S8bRjpCeRWI/AAAAAAAABSw/k10X0OLnA30/s72-c/takas.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-1205392223100308160</id><published>2010-03-29T06:18:00.000-07:00</published><updated>2010-03-31T00:42:59.511-07:00</updated><title type='text'>Tecavüzcüler Yargı Yolunda, Davaların Takipçisi Olmaya Devam Edeceğiz!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S7CpIyRX3QI/AAAAAAAABSk/bJrOgUPIkoA/s1600/P3290849.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S7CpIyRX3QI/AAAAAAAABSk/bJrOgUPIkoA/s320/P3290849.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454045117144358146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;“Tecavüz var, davası yok, davası var, cezası yok, cezası var hükmü yok, hükmü var, infazı yok!” &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sabah Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün önündeydik. Takipçisi olduğumuz iki tecavüz davasında yargının verdiği çelişkili kararlar sonucu tecavüzcülerin korunmasına karşı, erkek adalete karşı, kadının beyanının hiçe sayılmasına ve sistemin kadınlara tekrar tekrar tecavüz etmesine karşı toplandık ve yüreklerimizi ferahlatan bir karar çıkmasının mutluluğunu yaşadık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muğla'da gerçekleşen bir toplu tecavüz vakasında, Adli Tıp'tan alınan, mağdurun ruh sağlığının bozulmuş olduğuna dair rapor, Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı ve Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hiçe sayılmış ve tecavüzcüler yargılanmamıştı. Dosya, Kanun Yararına Bozma Talebi ile Adalet Bakanlığı'nın önüne gelmişti. Öte yandan,  hakkında birçok cinsel saldırı suçlaması olan Şahin Öğüt'ün davalarından bir tanesi hakkında verilen 20 yıllık mahkumiyet kararı Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmaması gerekçesiyle bozulmuştu. Yargının verdiği, birbiriyle çelişen kararların ortak noktası ise tecavüzcünün korunmasıydı ve yargının erkek yapısı bir kere daha gözler önüne serilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S7Co9CG6SUI/AAAAAAAABSc/6gxsMDeJtb8/s1600/P3290855.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S7Co9CG6SUI/AAAAAAAABSc/6gxsMDeJtb8/s320/P3290855.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454044915237013826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basın açıklamamızı bitirdikten sonra gelen haber ise hepimizin yüzünü güldürdü.  CMK 309. maddeye göre Adalet Bakanlığı, takipsizlik kararına karşı yapılan itirazın kaldırılması talebini ve dosyayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Kararda şüphelilerin  zorla cinsel tacizleri neticesinde mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu hususunun dikkate alındığı belirtiliyor. Bu kararla, Muğla'daki tecavüz çetesine karşı yargı yolunun açılmasına dair bir adım atılmış oldu. Şimdi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı kararın bozulma nedenlerini aynen yazarak kararın bozulması istemini içeren yazısını ilgili Yargıtay Ceza Dairesine sunacak. Yargıtay Ceza Dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürüse kararı bozacak. Yani son sözü Yargıtay söyleyecek. Yargıtay'ın olumlu karar vermesi durumunda, Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin önceki kararında direnmesi mümkün olmadığından kamu davası açılacak ve şüpheliler yargılanacak.  Açılan yargı yolunun tecavüzcülerin cezalandırılmasıyla sonlanmasını istiyoruz. Davanın takipçisi olacağımızı ve tecavüzcüleri koruyan, kadınları ise tekrar tekrar mağdur eden kararların karşısında durmaya devam edeceğimizi bir kez daha duyuruyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true" /&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10566836&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" /&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10566836&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/10566836"&gt;Erkek Adalet Degil, Gercek Adalet&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user2533911"&gt;pugazzi&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-1205392223100308160?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/1205392223100308160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/tecavuzculer-yarg-yolunda-davalarn.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/1205392223100308160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/1205392223100308160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/tecavuzculer-yarg-yolunda-davalarn.html' title='Tecavüzcüler Yargı Yolunda, Davaların Takipçisi Olmaya Devam Edeceğiz!'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S7CpIyRX3QI/AAAAAAAABSk/bJrOgUPIkoA/s72-c/P3290849.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-8973220093924452464</id><published>2010-03-25T01:31:00.000-07:00</published><updated>2010-03-25T01:32:38.979-07:00</updated><title type='text'>Erkek Adalet Değil Gerçek Adalet İstiyoruz!</title><content type='html'>BU NE YAMAN ÇELİŞKİ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her tecavüz haberi biraz daha örseliyor bedenimizi, ruhumuzu. Erkek adalet sistemi ise birazcık olsun ferahlatamıyor yüreklerimizi. Devlet kurumları, yargı, medya, güvenlik güçleri; kısacası ataerkinin tüm kurumları tecavüzcüleri korumaya devam ediyor. Kamuoyunda "kasklı sapık" olarak tanınan, hakkında cinsel saldırı suçlamasıyla yaklaşık 12 dava açılmış olan Şahin Öğüt’e geçtiğimiz Ekim ayında 14 yıl önce 15 yaşından küçük bir kadına tecavüzden Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 20 yıllık hapis cezası verilmişti.Belki de bir şeyler değişiyor dememize kalmadan ceza kararı Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından bozuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıtayın kararı bozma gerekçesi mağdurun beden ve ruhsal durumunun bozulup bozulmadığının İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan sorulmamamış olması. Tamamı psikiyatristlerden oluşan Gazi Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalından alınmış “ruh sağlığı bozulmuştur” raporuna rağmen Yargıtay, İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesini bu alanda tek otorite olarak görüyor ve hiçbir biçimde üniversitelerin raporlarını delil olarak olarak kabul etmiyor. Oysa ki, hem 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kurumu Kanunu hem de 2659 sayılı Adlî Tıp Kurumu Kanununa göre Üniversiteler resmi bilirkişi statüsünde. Tüm bunlar bilinirken, tecavüz davalarındaki bazı dudak uçuklatan kararlara imza atmış, geciktirdiği kararlar yüzünden tecavüzcülerin tutuksuz yargılanmasına yol açmış bir kurumun raporunun dikkate alınacak tek otorite olarak görülmesi, yargının tarafsızlığı iddiasını bir kere daha sorgulatıyor bizlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tarafgirlik, adalet sisteminin tutarsız ve çelişkili işleyişine de yol açıyor. Yargıtay, İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmamasını gerekçe göstererek tecavüz davalarındaki mahkumiyet kararlarını tecavüzcü lehine bozarken, yine aynı kurumun vermiş olduğu bir başka rapor, Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı ve Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hiçe sayılıyor. 2007 yılında Muğla’da aralarında öğretmenlerin, müffettişlerin, ressamların bulunduğu 8 kişiden oluşan tecavüz çetesinin işlediği bir toplu tecavüz vakasında, hazırlık soruşturması sırasında mağdur, ruh ve beden sağlığı yönünden rapor hazırlanmasını talebiyle Muğla Savcılığı tarafından İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi. Adli Tıp Kurumu, mağdurun uğradığı toplu tecavüz neticesinde ruh sağlığının bozulmuş olduğu yönünde 20 sayfalık rapor verdi. Fethiye Savcılığı ise, Adli Tıp Kurumunun “adli soruşturma gerektiren bir konuda yetkili olmamasını” gerekçe göstererek bu rapora rağmen takipsizlik kararı vermekte beis görmedi. Savcılık bununla da kalmayıp, tecavüzcülerin öğretmen ya da öğretmen emeklisi olmalarını, şüphelilerden ikisinin 18 yaşından küçük olmasını takipsizlik kararına dayanak yaptı. Takipsizlik kararına karşı Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edildi, ancak sonuç değişmedi. Bir yanda tecavüzcülere verilen cezanın bozulmasına gerekçe olarak Adli Tıp Kurumu raporunun olmaması gösterilirken, bir yanda aynı kurumdan alınan 20 sayfalık tecavüzün yarattığı ağır travmayı belgeleyen rapor, tüyler ürperten bir toplu tecavüz vakasında yok sayılıyor. Tecavüzcüler yargı önüne bile çıkmıyor! Bu çelişkinin bize gösterdiği ise, korunanların hep tecavüzcüler, zarar görenin ise hep tekrar tekrar tecavüz edilen biz kadınlar olduğu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi çok kritik bir noktadayız. Fethiye’deki hakkında dava bile açılmamış olan toplu tecavüz dosyası, Kanun Yararına Bozma talebi ile Adalet Bakanlığı’nın önünde: Ya İstanbul Adli Tıp Kurumu raporu baz alınarak yeterli şüphe olduğu gerekçesi ile kamu davası açılması yönünde yazılı emir verilecek ya da ataerkil yargının, işlediği tecavüzlerin hesabını sormaya devam edeceğiz. Oysa ki bizim talebimiz çok net, erkek adalet değil gerçek adalet istiyoruz ve talebimizi haykırmak için 29 Mart Pazartesi günü saat 11:30’da, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün önünde olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adres: Mustafa Kemal Mah. 2151.Cad. No: 34-34/A, Söğütözü / ANKARA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-8973220093924452464?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/8973220093924452464/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/erkek-adalet-degil-gercek-adalet_25.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8973220093924452464'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8973220093924452464'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/erkek-adalet-degil-gercek-adalet_25.html' title='Erkek Adalet Değil Gerçek Adalet İstiyoruz!'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-1519233495857531834</id><published>2010-03-24T03:37:00.000-07:00</published><updated>2010-03-25T01:31:45.940-07:00</updated><title type='text'>İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde Taciz</title><content type='html'>BASINA VE KAMUOYUNA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün geçmiyor ki ülkemizde kadına dönük şiddet olayı yaşanmasın. Ülkenin dört bir yanında her gün çeşitli bahanelerle şiddetin her türlüsü yaşanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadına dönük şiddete bir yenisi de İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Deprem ve Zemin inceleme Müdürlüğünde, cinsel taciz ile yaşanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25.02.2010 tarihinde Birim müdürü  Tuncer ARABUL Mevlit Kandili Tebriki nedeniyle bürolara yapmış olduğu ziyaret esnasında kadın üyemizin de bulunduğu büroda, tebrik esnasında tokalaşırken üyemize ‘’çok ateşlisiniz’’ ,’’ben böyle çıplak kola dayanamam yapıştırırım’’gibi cinsel içerikli sözlerle tacizde bulunmuştur. Üyemizin uyarısına ve tepkisine rağmen Müdür Tuncer Arabul tavrında ısrar edip, tacizi ‘’odaca çok ataşelisiniz’’demek suretiyle genelleştirmiştir. Mevcut tavır kadına bakışın, kadını cinsel meta olarak görmenin çarpık yansımasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan taciz karşılığında sessiz kalınmamış, Daire başkanlığına, Genel sekreter yardımcılığına, genel sekretere ve belediye başkanlığına şikâyet dilekçeleri yazılmıştır. Ayrıca Cumhuriyet savcılığına Suç duyurusunda bulunulmuş ve dava açılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gösterilen tepkiler ve hak arama karşısında tahammül göstermeyen müdür Tuncer Arabul Baskılarını artırmış, Müdür yardımcısı Süleyman Büyük ve Sözleşmeli mühendis Özer Akdağ vasıtasıyla olayın tanığı ve mağduru olan şirket elemanı bayan çalışanı önce sözlü taciz ve akabinde darp etmişlerdir. Olay koridorda çalışanların ve kameraların önünde başlayıp Müdür yardımcısı Süleyman Büyük ‘ün Makam odasına zorla sokularak, fiziki şiddet odada müdür yardımcısı Süleyman Büyük’ün nezaretinde devam etmiştir. Ayrıca Tek suçu gördüklerini olduğu gibi anlatmak olan Şirket elemanı bayan çalışanın masasında bilgisayarı alınmış, kendisi bağlı bulunduğu şirkete geri gönderilmiş, iş akdi fesih tehdi ile ifadesinden vazgeçirilmeye çalışılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müdür  Tuncer  Arabul suçu açığa çıktıkça, teşir oldukça daha da pervazsızlaşmakta  üyemizi çeşitli yollarla   tehdit etmektedir. Cumhuriyet savcılarına buradan suç duyurusunda bulunuyoruz, Üyemizin başına gelebilecek her hangi bir olumsuzluğun faili Tuncer Arabul olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncer arabul, yapılan idari soruşturma neticesinde Ödül gibi bir ceza ile Turizm Müdürlüğüne Müdür olarak ataması yapılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Şehir Belediyesi Başkanı  Sayın Kadir TOPBAŞ ‘a çağrımız, Bu tacizci Müdür ve suç ortaklarına hak ettiği cezayı vermesidir. Bu tavır kadına yönelik cinsel tacizin meşru görülmediğinin, kabul edilmediğinin, en önemli göstergesi olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KESK ŞUBELER PLARTFORMU&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-1519233495857531834?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/1519233495857531834/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/erkek-adalet-degil-gercek-adalet.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/1519233495857531834'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/1519233495857531834'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/erkek-adalet-degil-gercek-adalet.html' title='İstanbul Büyükşehir Belediyesi&apos;nde Taciz'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-933356431602564167</id><published>2010-03-13T06:43:00.000-08:00</published><updated>2010-03-13T06:53:32.167-08:00</updated><title type='text'>tekel'den tübitak'a: emekçi kadınlar diz çökmeyecek</title><content type='html'>Üzerindeki "emekçi kadınlar diz çökmeyecek" yazılı t-shirt'üyle Aynur Çamalan, kızları ve kız kardeşleri slogan atıyorlar: "her yer Tekel, her yer direniş!" 4 Şubat'ta konfederasyonların kararıyla alınan bir günlük dayanışma grevine katıldığı gerekçesiyle işine son verilen Aynur Çamalan, "bize evlerimizde oturmamızı söylüyorlar, ama kadın bir emekçi olarak hayatın her alanında var olmaya devam edeceğim" diyor. Aynur'la yaptığımız söyleşinin tamamını aşağıdaki video'da izleyebilirsiniz.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  color: rgb(100, 95, 94); white-space: pre-wrap; font-family:verdana, sans-serif;font-size:10px;"&gt;&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10132456&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10132456&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/10132456"&gt;tekel'den tübitak'a&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user2533911"&gt;pugazzi&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com/"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-933356431602564167?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/933356431602564167/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/tekelden-tubitaka-kadn-emekciler-diz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/933356431602564167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/933356431602564167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/tekelden-tubitaka-kadn-emekciler-diz.html' title='tekel&apos;den tübitak&apos;a: emekçi kadınlar diz çökmeyecek'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-7459390691210677321</id><published>2010-03-09T06:55:00.001-08:00</published><updated>2010-03-10T13:27:35.973-08:00</updated><title type='text'>Kendimizden sorumlu bakan istemiyoruz... Hele böylesini hiç!!!</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;"Kadın ve aileden sorumlu devlet bakanı". Adının neresinden tutsanız elinizde kalacak bir bakanlık... Kadından nasıl sorumlu olunurla başlayıp, neden kadın ve aile bir bakanlıkta birleşiyor'a kadar giden, saçmalığı kendinden, işlevsizliği yap(ma)dıklarından menkul bir bakanlık, o kadar ki ne söylense malumun ilanı olmaktan öteye geçmez&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Bir de boşlukları doldurmaya başlayınca, bu bakanlığın pek de güzel adına yaraşır kişilerce işgal edildiğini görüyoruz. Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, daha önce Avrupa Konseyi deklerasyonundaki “farklı aile formları” ibaresine “ülke olarak eşcinsel evliliği ve ebeveynlik kurumunu kabul etmiyoruz” iddiasıyla itiraz etmiş, Avrupa Konseyi, de bu yazılı itirazı dikkate almıştı. Şimdi de Hürriyet Gazetesi Pazar ekine eşcinsellliğin biyolojik bir bozukluk, tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu buyurmuş. Hürriyet Gazetesi de, bakanın bu sözlerini üzerine hiç bir yorum yapmadan yayınlamış. Üstüne üstlük Sağlık Bakanı Recep Akdağ da “en sağlıklı ilişkinin kadınla erkek arasında olduğuna” karar vermiş.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Aslında alışık olduğumuz, ataerkil heteroseksist sistemin kendini yeniden üretmek için tıp dilini kullandığı eski yalanlarından biri karşımızdaki. Ama uzun zamandır tıp da bu yalanı reddediyor. Bakan Kavaf ise koltuğunun verdiği şişkinliğe bir an kendini kaprıtıp ağzına geleni rahatça söyleyebileceğini düşünmüş olmalı. Kendisinin travesti ve transseksüellerin, eşcinsel bireylerin nefret cinayetlerine kurban gittiğinden haberi yok herhalde. Ya da uluorta yapılan böyle açıklamaların ayrımcılığı ve "öteki" ilan edilen bireylere karşı şiddeti körüklediğinden.  Belki de var ve asıl amaçladığı da bu: Nefreti kışkırtmak. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Bakan Kavaf zaten ahlak bekçiliğine soyunarak uzun zamandır göz dolduran açıklamalar yapıyordu. Kurmaca bir kadın karakterin evlilik dışında cinselliğini yaşamasını, namus adı altından öldürülen, diri diri gömülen, traktörlerin altına itilen kadınlardan, aile içinde şiddete uğrayan kadınların gidecek yer bulamamalarından, çocukların cinsel istismarından, kadın ticaretinden ve kadınların üzerindeki her türlü baskıdan ve cinsel şiddetten daha önemli gördüğünü biliyorduk. Şimdi de o kutsal "türk ailesini" ve toplumunu diğer hastalıklardan korumaya, "tedavi etmeye" soyunmuş.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Bizse bakan Kavaf'ı bir süre ortalarda görmemek - artık istifa mı eder, böyle "vaka"ların bulunmadığı "sağlıklı" bir yerlere mi kaçar (Kurtlar Vadisi mesela), dizi yönetmenliğine mi soyunur bilmiyoruz - ve temsil ettiği ataerkil, heteroseksist "değerleri" kaybetmek istiyoruz. Namuslu olmayı, ailecikler kurup üç çocuk doğurmayı, birilerinin “sağlıklı ve normal” ilişki kalıplarına uymayı, uymadığımızda da hasta ve sapık ilan edilmeyi kabul etmiyoruz. Bedenimiz, kime aşık olup olmayacağımız, kiminle sevişip sevişmeyeceğimiz yalnızca bizim sorumluluğumuzda. Bakan Kavaf da (ve diğer bakan, siyasetçi, basın vs. taifesi) bir an evvel kendi bedenlerinin (ve dililerinin) sorumluluğunu alsalar da bizimkileri rahat bıraksalar... Belki bir gün asıl tedavi edilmesi gerekenin homofobi, nefret ve ayrımcılık olduğunu fark ederler...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S5Zh2BQSe6I/AAAAAAAAAtI/LHB_wN4Ldsg/s1600-h/kavaf-istifa.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 318px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S5Zh2BQSe6I/AAAAAAAAAtI/LHB_wN4Ldsg/s320/kavaf-istifa.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446648380028779426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-7459390691210677321?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/7459390691210677321/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/kendimizden-sorumlu-bakan-istemiyoruz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7459390691210677321'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7459390691210677321'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/kendimizden-sorumlu-bakan-istemiyoruz.html' title='Kendimizden sorumlu bakan istemiyoruz... Hele böylesini hiç!!!'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S5Zh2BQSe6I/AAAAAAAAAtI/LHB_wN4Ldsg/s72-c/kavaf-istifa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-2148039494969060219</id><published>2010-03-09T06:36:00.000-08:00</published><updated>2010-03-10T00:49:57.971-08:00</updated><title type='text'>Sağlıkçı Seher Tümer'ın Tutukluluğu Sürüyor</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style=" border-collapse: collapse; font-family:'times new roman', 'new york', times, serif;"&gt;&lt;div class="MsoNormal" align="center" style="text-align: justify;margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; line-height: 14pt; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  color: rgb(153, 51, 153); font-family:'trebuchet ms', 'new york', times, serif;font-size:small;"&gt;KESK/SES Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Seher Tümer'in bugünkü duruşması sonucunda da tutukluluk hali sona ermedi ve bir sonraki duruşma  18 Mart Perşembe günü, saat: 16:30’a ertelendi. 17 Nisan’da çalıştığı Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gözaltına alınıp tutuklanarak, Sincan F Tipi Cezaevi kadınlar koğuşuna atılan Seher Tümer, 11 aydır tutuklu. Aşağıda Bedriye Yorgun'un konuşma metnini görebilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; line-height: 14pt; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; text-align: justify; line-height: 14pt; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: normal; "&gt;&lt;p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: justify;margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 35.4pt; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;SES Genel Başkanı Bedriye Yorgun’un konuşma metni&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: justify;margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 35.4pt; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: justify;margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 35.4pt; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Basına ve Kamuoyuna&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 70.8pt; text-indent: 35.4pt; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; text-align: justify; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Ankara Şube Yönetim Kurulu üyemiz Seher Tümer 11 aydır hücrede tutuluyor. Seher Tümer hakkındaki suçlamalara dayanak olarak; SES Ankara Şubenin yöneticisi ve üyesi olarak katıldığı 2009 yılı Newroz’u, 8 Mart 2009 Dünya Emekçi Kadınlar Günü ve krize karşı KESK’in çağrıcılarından olduğu 29 Kasım mitingleri ile basın açıklamaları gösterilmiştir. Ayrıca evinde ve bilgisayarında bulunduğu iddia edilen; gazete, dergi, internetten indirilen yazılar, SES Ankara Şube Yönetim Kurulu üyesi olarak yürüttüğü çalışmalar, toplantı notları, kadın sorunu hakkında yazılmış makaleler hatta komisyon üyelik başvuru listesi delil olarak dosyada yer almıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; text-align: justify; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; text-align: justify; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Hala bu ülkede, sendikal çalışmalarda yer almak, demokratik eylemlere katılmak suç sayılmaktadır. Sendika toplantı tutanakları, komisyon listeleri ise suç delilidir! Ortada delil yokken, suç varsayımı ile hareket etmek, buna uygun delil yaratmak neredeyse kurumsallaştırılmaya çalışılmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; text-align: justify; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; text-align: justify; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde toplu bebek ölümlerinin sorumluları bugün görevleri başında dururken ve soruşturulmalarına bile izin verilmezken bu olayı kamuoyuna duyuran sendikamızın şube yöneticisi cezalandırılarak intikam alınmaya çalışılmaktadır. Bu dava ile Zekai Tahir Burak Doğumevi’ndeki toplu bebek ölümlerinin kamuoyuna duyurulması arasındaki ilişkinin bir kere daha altının çizilmesi gerekir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; text-align: justify; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; text-align: justify; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Seher TÜMER’in ifade ve örgütlenme özgürlüğü hakkını kullanması nedeni ile tutuklu olarak yargılanmasının adil yargılanma hakkı ilkesine uygun olmadığını düşünmekteyiz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; text-align: justify; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; text-align: justify; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Tutuklamalar artık bir cezalandırmaya dönüşmüştür. Bu cezalandırmaların son bulması için sendikamız Ocak ayından itibaren ulusal ve uluslararası alanda bir imza kampanyası başlatmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; text-align: justify; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; text-align: justify; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;EPSU’nun uluslararası düzeyde yürüttüğü imza kampanyasına 65 ülkeden 2152 sendika yöneticisi katılmıştır. Türkiye’de başta aydın, sanatçı, sendikacı, milletvekili olmak üzere binlerce sağlık emekçisinin imzaları Adalet Bakanlığına teslim edilmiştir. Yine uluslararası alanda 65 ülkeden Adalet Bakanlığına ve Başbakanlığa çok sayıda protesto mektubu gönderilmiştir. Bugüne kadar arkadaşlarımızın özgürlüğüne kavuşması için eylemlere katılan, sendikamızla dayanışma içerisinde olan, imza atan, konuyu gündemde tutmaya çalışan herkese teşekkür ederiz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; text-align: justify; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; text-align: justify; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Buradan ilgililere bir kez daha sesleniyoruz. Şube yöneticimizin yaklaşık 1 yıldır süren tutukluluk hali cezalandırmaya dönüşmüştür, tutukluluk haline bir an önce son verilmelidir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; text-align: justify; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;09.03.2010,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;  SES MERKEZ YÖNETİM KURULU&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; text-align: justify; line-height: 14pt; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; margin-left: 0cm; text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande', 'new york', times, serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-2148039494969060219?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/2148039494969060219/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/saglkc-seher-tumern-tutuklulugu-suruyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/2148039494969060219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/2148039494969060219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/saglkc-seher-tumern-tutuklulugu-suruyor.html' title='Sağlıkçı Seher Tümer&apos;ın Tutukluluğu Sürüyor'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-3396292104485320319</id><published>2010-03-09T06:11:00.001-08:00</published><updated>2010-03-10T00:51:26.124-08:00</updated><title type='text'>Geceleri de sokakları da terk etmiyoruz!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande', serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;8 Mart'ın yüzüncü yılında, feministler de 8 Mart Kadın Platformu birleşeni diğer gruplarla Kolej Kavşağı'da buluştu. Kalabalık ve coşkulu olan kortej bazı şöförlerin ve çevredekilerin engelleme girişimlerine rağmen, Ziya Gökalp boyunca yürüyüşünü yaptı. Dışardan gelen tepkilerden daha sinir bozucusu ise, Aka-Der'den gelen grubun korteje erkeklerle girmek istemesi oldu. Eylemimizin karma bir eylem olmadığını söylememize, yapılan tüm uyarılara kulaklarını tıkayan, platformun bu konuyu tartışmak için düzenlediği toplantılara gelmeden eylem alanına orada bulunan kadınların iradesini hiçe sayarak erkekleriyle gelen Aka-Der'in tavrını, kendini dayatmak olarak görüyoruz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Gece eylemi ise yine çok çoşkulu, şarkılı türkülü geçti. Yüksel Caddesi'nde buluştuktan sonra, "et, et teşhir et, örtbas etme teşhir et! bar, bar, bağırıyoruz, tacize karşı bağırıyoruz! geceleri de, sokakları da, meydanları da terk etmiyoruz!" diyerek Sakarya'ya yürüdük. Eylemden sonra  Maydonoz bara gidip, kalan kurtlarımızı da döktük. Gece eyleminde okuduğumuz metni aşağıda görebilirsiniz...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p align="CENTER" style="text-align: justify;text-indent: 1cm; margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span lang="tr-TR"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Güvenli Sokaklar, Güvenli Meydanlar ve Güvenli Mekanlar İSTİYORUZ !&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;text-indent: 1cm; margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span lang="tr-TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Ankara’da feminist kadınların yıllar önce geceleri ve sokaklari istiyoruz demesiyle başlayan gece yürüyüşümüze 8 Martın 100. yılında da, yeni taleplerl&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span lang="tr-TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;e devam ediyoruz. Bizler bu şehirde güvenle yaşamak isteyen kadınlarız.  Kadın olduğumuz için sürekli taciz ve tecavüz korkusuyla yaşamaktan, kadın olduğumuz için sürekli güvenli sokakları, meydanları ve mekanları bulmaya çalışmaktan çok yorulduk.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;text-indent: 1cm; margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span lang="tr-TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;İşimizden geç saatte dönemiyor, yalnız başımıza sokaklarda rahatça yürüyemiyor ve &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span lang="tr-TR"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;“kadın başımıza”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span lang="tr-TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt; eğlenmek için tacizsiz mekanlar bulamıyoruz. Kadınlara ve kadınlığa ait her şey gecelerden, sokaklardan ve mekanlardan dışlanıyor. Bizler her anlamda hayatın kurucuları olmamıza rağmen, hayatın  hep dışında tutuluyoruz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;text-indent: 1cm; margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span lang="tr-TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Dünya hepimizin ama sokaklar, mekanlar geceleri bize kapalı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;text-indent: 1cm; margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span lang="tr-TR"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span lang="tr-TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Ankarada yaşayan ; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Biz gece vardiyasına kalan kadınlar, gece çalışan seks işçisi kadınlar, travesti ve transeksüeller, gece yurtlarına dönmek isteyen öğrenci kadınlar, gece eğlenmeye çıkan, gece dört duvar arasında daralıp sokakta tek başına amaçsızca yürümek isteyen, gece evde kavga ettikten sonra kapıyı çarpıp sokağa çıkmak isteyen kadınlar, sokakta kimseyi rahatsız etmiyor, kimseyi taciz etmiyor, kimseyi dehşete düşürmüyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;text-indent: 1cm; margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span lang="tr-TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Ve FeministBiz’li kadınlar olarak 8 Mart'ın 100. yılında &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span lang="tr-TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;gece sokakta özgürce, korkusuzca varolabilmek için, geceyi meşalelerimizle,şarkılarımızla, sesimizle aydınlatmak için bir kez daha yürüyoruz…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;text-indent: 1cm; margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span lang="tr-TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Bu ülkedeki herkese sesleniyoruz; Bizler ayrıcalık değil, yaşamak için temel haklarımızı istiyoruz!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS, sans-serif;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span lang="tr-TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Bizler sadece gündüzleri değil, geceleri de Güvenli Sokaklar, Güvenli Meydanlar ve Güvenli Mekanlar İstiyoruz!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="  font-style: italic; font-weight: bold; font-family:'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;YAŞASIN FEMİNİST MÜCADELEMİZ!!!!!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-3396292104485320319?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/3396292104485320319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/geceleri-de-sokaklar-da-terk-etmiyoruz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3396292104485320319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3396292104485320319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/geceleri-de-sokaklar-da-terk-etmiyoruz.html' title='Geceleri de sokakları da terk etmiyoruz!'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-1256280502275016102</id><published>2010-03-02T14:26:00.000-08:00</published><updated>2010-03-02T14:28:08.544-08:00</updated><title type='text'>KADINLAR 6 MART’TA   ULUS MEYDANI’NA</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: 14pt; font-family: &amp;quot;Verdana Bold&amp;quot;; color: purple;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms; color: purple;"&gt;Masallar hep erkekliğin destanını yazdı, o destanlarsa hep kadınları yaktı! O masallar döndü dolandı, döndü dolandı, hep döndü dolandı… Biz Ankara’da yetti gayri bu masallar diyerek mücadele eden ve kendi masalımızı yazmak için bir araya gelen kadınlarız. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;            &lt;p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: purple;"&gt;Evde sokakta işyerinde her yerde karşılaştığımız taciz ve tecavüze, sokaklarda üzerimize dikilen bakışlara ve yaşam alanımızı daraltarak bizi ev içlerine hapsetmeye çalışan her türlü ataerkil baskı ve şiddete karşı çıkmak ve hep beraber ‘Sokakları da Meydanları da, Ulus’u da İstiyoruz, Ulus’ta da varız!’demek için &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: purple;"&gt;6 Mart Cumartesi&lt;/span&gt;&lt;span style="color: purple;"&gt; günü &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: purple;"&gt;Ulus Meydanı&lt;/span&gt;&lt;span style="color: purple;"&gt;’nda buluşalım, sesimiz birlikte çoğalsın…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt; line-height: 150%; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: purple;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt; text-align: center; line-height: 150%; font-family: trebuchet ms;" align="center"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 16pt; color: purple;"&gt;6 Mart Cumartesi saat:12.00’de &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt; text-align: center; line-height: 150%; font-family: trebuchet ms;" align="center"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 16pt; color: purple;"&gt;Ulus Meydanı’ndayız&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-1256280502275016102?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/1256280502275016102/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/kadinlar-6-martta-ulus-meydanina.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/1256280502275016102'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/1256280502275016102'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/kadinlar-6-martta-ulus-meydanina.html' title='KADINLAR 6 MART’TA   ULUS MEYDANI’NA'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-5818949904941608190</id><published>2010-03-02T03:00:00.000-08:00</published><updated>2010-03-10T00:51:41.328-08:00</updated><title type='text'>8 Mart Etkinlikleri</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;8 Mart'ın yüzüncü yılı bu yıl. Bu yıl da kadınlar, ataerkiye, cinsel şiddete ve ayrımcılığa, heteroseksizme, erkek, devlet şiddetine, kapitalizme karşı sokaklarda olacak. Feministbiz'den kadınlar da 8 Mart Kadın Platformu olarak düzenlenen iki günlük şenliğe ve yürüyüşe katılacak,  meydanlar da bizim geceler de demek için Ulus'ta olacak, 8 Mart gecesi yine hep birlikte sokağa çıkacaklar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkinlik programı şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 Mart, 12.00: Meydanlar da Bizim, Sokaklar da&lt;br /&gt;                        Ulus Meydanı'nda ikinci "geleneksel" feministBiz ulus eylemini yapıyoruz :)&lt;br /&gt;            13.30: 8 Mart Kadın Platformu Basın açıklaması&lt;br /&gt;                        Sakarya Meydanı&lt;br /&gt;Sakarya'da tüm gün standlar açılacak, konserler, film gösterimleri düzenlenecek. Ayrıca bir fotoğraf sergisi de alanda olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Mart, 13.30: Yine tüm gün, Sakarya'da standlarımız olacak. Çeşitli etkinliklerle pazar günü sokakta olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8, Mart, 12.00: Kolej Kavşağı'nda buluşuyor, "8 Mart'ın Yüzüncü Yılında Dayanışmayla Güçleniyoruz, Mücadeleyle Değitireceğiz" diyoruz!&lt;br /&gt;             19.00: "Bak Şimdi", Öteyüz  Kadın Tiyatrosu&lt;br /&gt;                          Ankara Sanat Tiyatrosu Sahnesi&lt;br /&gt;              21.30: "Geceler de Bizim, Sokaklar da!"&lt;br /&gt;                           Gece Yürüyüşü&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-5818949904941608190?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/5818949904941608190/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/8-mart-etkinlikleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/5818949904941608190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/5818949904941608190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/8-mart-etkinlikleri.html' title='8 Mart Etkinlikleri'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-5424077298668346859</id><published>2010-03-02T02:39:00.000-08:00</published><updated>2010-03-10T00:48:18.887-08:00</updated><title type='text'>Bilgi Ünivesitesi Kütüphanesi'nde Taciz</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span class="il"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Bilgi Üniversitesi'nde yaşanan bir taciz olayıyla ilgili e-posta'yı, yaygınlaştırmak amacıyla, olduğu gibi buradan paylaşıyoruz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="il"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Üniversitesi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;  Kütüphanesi'nde çalışmakta olan bir arkadaşım uzun zamandır yöneticileri&lt;br /&gt;Serdar Katipoğlu tarafından özel hayata yönelik sözlü saldırı,  hakaret (özellikle cinsel içerikli),&lt;br /&gt;psikolojik ve sözlü cinsel  taciz, psikolojik şiddet, dedikodu, aşağılama ve tehditlere maruz  kaldıklarını ve bunun özellikle kadın çalışanlarına karşı  uygulandığını anlattı. Sonunda&lt;br /&gt;aralarından bazıları dayanamayıp  şikayetçi olmuşlar ancak  yönetim 2 aylık bir disiplin soruşturması sonucunda kendisine  kınama cezası vermiş. Serdar Katipoğlu soruşturma sürecinde özel hayata yönelik  iftira ve dedikodularına, şikayetçi olanlar için tehditlerine hem  okul içinde hem de okul dışında devam ettiği gibi iş yerinde de  yıldırma amaçlı psikolojik baskıyı arttırmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi şikayetçi olan  kişiler ifşa olduklarından, kendilerini öncesinden kötü birçalışma  ortamı bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul yönetimi ise yapılabilecek birşey olmadığını  söylüyormuş. Bugün onlara yarın&lt;br /&gt;bize olabilir diye düşünerek  onları desteklemek ve destek olabilecek diğer insanlara aracı olmak&lt;br /&gt;maksadıyla  bu bilgiyi paylaşmak istedim. Sizler de ulaştırabileceğ iniz en  fazla sayıda&lt;br /&gt;kişiye/topluluğ a bunu iletebilirseniz çok sevinirim.  Onlara destek olmak isteyenler için adres açık:&lt;br /&gt;İstanbul &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="il"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Bilgi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="il"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;Üniversitesi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#993399;"&gt;  Kütüphanesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten mağdur olanı daha da mağdur eden bir toplum  yapısı içinde yaşadığımızdan ve&lt;br /&gt;sesini çıkarttığında daha da  fazla yargılanmaktan korkan kadınlar tacize dur diyememekte,&lt;br /&gt;bu durum  bu tarz kişilere daha da güç vermektedir. Bu kadınlar sessiz kalmamış  vedireniş göstermişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın her alanında her anlamda tacizden  korunmak için her hatanın bedeli ödenmeli&lt;br /&gt;diyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi hep  birlikte ses çıkaralım. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-5424077298668346859?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/5424077298668346859/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/bilgi-univesitesi-kutuphanesinde-taciz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/5424077298668346859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/5424077298668346859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/03/bilgi-univesitesi-kutuphanesinde-taciz.html' title='Bilgi Ünivesitesi Kütüphanesi&apos;nde Taciz'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-8202886127426657471</id><published>2010-02-19T01:50:00.000-08:00</published><updated>2010-02-19T02:19:59.349-08:00</updated><title type='text'>Pınar Selek'in Yanındayız</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; white-space: pre; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Hep Tanığız ve Hala Adalet Bekliyoruz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Onbir yıldır haksız yere Mısır Çarşısı patlamasından sorumlu tutularak suçlanan ve sonunda ayrı ayrı iki kez “beraat” ederek davası sonuçlanan yol arkadaşımız sosyolog, feminist ve yazar Pinar &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="il"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Selek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;'in beraati, haksız bir şekilde Yargıtay 9. Dairesi tarafından Mart 2009'da bozuldu. Yargıtay 9. Dairesi'nin bu kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı' nin itirazı da, Yargıtay Genel Kurulu'nda geçen hafta oyçokluğu ile reddedildi. Ve bu kararlar karşısında biz, yıllar sonra, hala adalet bekliyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Artık “Pinar &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="il"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Selek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;'e tanığız” demiyoruz. Zira, Pinar'in eşitlik, özgürlük, barış ve adalet yolunda attığı adımları bugün sadece Türkiye değil, tüm dünya biliyor. Yıllardır duruşma salonlarında davanın seyrine ve Pınar'ın beraatine tanık olanlar, tanıklıklarına hâlâ devam ediyor, üstelik hergün de aralarına yenileri ekleniyor. Ancak, hem Türkiye'de hem de dünyada bilinen başka bir gerçek de Türkiye'de adalet tesisinin oldukça zor gerçekleştiği; hatta çoğu zaman birçok çabanın sonuçsuz kaldığı veya acıyla sonuçlandığı. Bu noktada, Pınar'in haklılığı ortada. Ve hepimizin daha adil ve barış yolunda bir Türkiye için adalete ihtiyacı var. Pınar &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="il"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Selek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;'in beraatinin yeniden açıklanması ise bu yolda atılacak ilk ve önemli adımlardan biri olacak.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Bu noktada, yıllardır tanığı olduğumuz, iddiaların tek tek çürütüldüğü davada, belleğimize kazınan haksız noktalara yeniden bakmakta büyük yarar var...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Öncelikle, adaletin sağlanmasının önemli bir parçası olan patlamanın gerçek nedeni, bazı yetkililerce uzun süre görülmek istenmedi. Birçok uzman ekip yineledi durdu, “patlamaya neden olan bomba değil, gaz kaçağı” diye. Yargıtay, uzmanların vardıkları sonuçları duymak istemedi nedense. Bu durum karşısında yıllarca neye isyan edeceğimizi şaşırdık?: Uzmanlarının kararının aksine karar veren Yargıtaya mi? Yoksa, uzman sonuçlarınca suçsuzluğu kanıtlanmasına rağmen sürekli suçlanan bir sosyal bilimcinin uğradığı haksızlığa mı? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 16px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Diğer noktaya gelelim: Patlama bomba değil. Ancak patlamanın kaynağı her ne olursa olsun, bunun Pınar &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="il"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Selek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;'le ne ilgisi var? Pinar &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="il"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Selek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;'e hiçbir sorgusu sırasında patlamayla ilgili tek bir soru sorulmadı, sonra bir anda ortaya bir sanık çıkarılarak suçlanıverdi. Sonradan ifadesini “baskı ve ağır işkenceler altında” verdiğini söyleyen sanık Abdülmecit Öztürk... Öztürk önce, baskı altında Pınar'la birlikte eylemi gerçekleştirdiklerini söyledi, sonra da “Pınar &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="il"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Selek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;'i tanımadığını” defalarca açıkladı. Yıllardır sorduklarımız hala bâki: Hiçbir bulgu ve suç delili ile desteklenmeyen ve Öztürk'ün hukuk skandalına dönen, baskı ile alındığını belirterek reddettiği ifade tutanağı nasıl kabul edilebilir? Ayrıca, patlama ile ilgili ifadesi dahi bulunmayan ve beraat eden Pinar &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="il"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Selek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; yeniden yeniden suçlanır da, “eylemi yaptım” diyen Öztürk’un beraatinin kesinleşmesi nasıl açıklanır?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; Bugün artık farkındayız ki, bu hukuki değil, sadece ve sadece politik bir dava... Mağdurlar, dışlananlar ve haksızlığa uğrayanların yanında; eşitlik ve özgürlük için mücadele eden, dürüst ve etkili bir sosyal bilimcinin, bir yol arkadaşının toplum için barış ve adalet mücadelesi. Dolayısıyla, bu dava Pınar'la aynı uğurda calışanların, bizlerin davası. Pınar gibi düşünürlerin “bomba koydu” adı altında hedef gösterilmesi gibi politikalara ve birçok benzerlerine bizler bu ülkede yabancı değiliz. O yüzden adaleti sadece Pınar için değil, kendimiz ve memleketimiz için bekliyoruz.. .&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; Adalet yerine gelene kadar da talep etmeye devam edeceğiz; sadece Pınar için değil, tüm karanlıkların aydınlığa ulaşması, vicdanlarin rahat etmesi ve Türkiye'de huzurun sağlanması için, çünkü, başka türlü yaşamak mümkün değil.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; Amargi Kadın Kooperatifi  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-8202886127426657471?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/8202886127426657471/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/02/pnar-selekin-yanndayz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8202886127426657471'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8202886127426657471'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/02/pnar-selekin-yanndayz.html' title='Pınar Selek&apos;in Yanındayız'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-6216018975312886241</id><published>2010-02-05T03:57:00.000-08:00</published><updated>2010-02-05T04:00:38.455-08:00</updated><title type='text'>TEKEL Direnişi Ankaralı Kadınları Değiştirdi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S2wINbz6u2I/AAAAAAAAAp8/b1ElM0w-W2w/s1600-h/tekelkadinlar.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 170px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S2wINbz6u2I/AAAAAAAAAp8/b1ElM0w-W2w/s320/tekelkadinlar.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5434727877226183522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="  font-weight: bold; font-family:Helvetica, Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Yılmazer "Bir an önce ailelerine kavuşmaları için dua ediyorum" derken Moralı, komşularıyla birlikte işçiler için yemek pişiriyor. FeministBiz'den Parker ve Ankara Kadın Platformu'ndan Ayaz ise TEKEL direnişinde kadınların birlikte mücadele pratiğiyle güçlendiklerini söylüyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:Helvetica, Arial;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:Helvetica, Arial;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:Helvetica, Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;TEKEL işçilerinin direnişi hem işçi hem de Ankaralı kadınlar için yeni bir deneyim. İşçilerin yanında görebildiklerimizin yanı sıra eylemin bir de "görünmez" destekçileri var. Komşularını işçiler için yemek pişirmeye teşvik edenler, evlerinden çıkamasalar da pişirdikleri bir kap yemeği direniş çadırlarına gönderenler, işçiler evlerine bir an önce dönebilsin diye dua edenler...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:Helvetica, Arial;font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:12px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Eşi Karayolları Genel Müdürlüğü'nden emekli olan&lt;/span&gt;&lt;strong style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; Aysel Yılmazer, &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Direniş kötü biterse hepimiz için kötü sonuçları olacak" diyor; TEKEL işçilerinin çok kötü koşullarda barındığını hatırlatarak, "Bir an önce ailelerine kavuşmaları için dua ediyorum" diye de ekliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kendisi de işçi emeklisi olan &lt;/span&gt;&lt;strong style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Oya Moralı&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; ise komşuları ile karar almış. Apartmandaki kadınların her biri her gün bir tencere yemek pişiriyor, iki kişi de onları işçilere götürüyor: "Torunlarıma baktığım için işçilerin yanına hiç gitmedim ama bir kere giden yeniden gitmek istiyor."&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2 style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 11px; margin-right: 0px; margin-bottom: 11px; margin-left: 0px; color: rgb(54, 57, 61); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Emek mücadelesi adına feminist dayanışma&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;FeministBiz'den &lt;/span&gt;&lt;strong style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Reni Parker &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;ve Ankara Kadın Platformu'ndan &lt;/span&gt;&lt;strong style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Nurşen Ayaz &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;TEKEL direnişinde kadınların politik farklılıklarını göz ardı ederek birlikte mücadele etme pratiği geliştirdiğine dikkat çekiyor,"Bu da bizi güçlendirdi" diyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Parker, "Kadınlar aslında feminist bir dayanışma gösterdiler, ama bunu emek mücadelesi adına yaptılar" diyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Politik farklılıklarımızı göz ardı edip birlikte fonlar oluşturduk, işbölümü yaptık, kadınlara ulaştık, kadınların ihtiyaçlarını tespit ettik. Kadınların toplum içerisindeki rollerine duyarlılık göstererek, kadın ve erkeklerle bir araya geldik."&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Çadırlara bayrak, flama götürmediklerini ancak ikili diyaloglar sırasında feminist kimliklerini ortaya koyduklarını belirten Parker, "İşçiler bizi gördü, tanıdı. Erkeklerin 'Feminist yoldaşlarımız bize çamaşır getirmiş', 'Çorbalar feminist yoldaşlarımızdan' dediklerine de tanık olduk" diye anlatıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2 style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 11px; margin-right: 0px; margin-bottom: 11px; margin-left: 0px; color: rgb(54, 57, 61); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Önyargılar yıkıldı, yan yana durmayı öğrendik"&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ankara Kadın Platformu'ndan Nurşen Ayaz da "Eylem Ankaralı kadınları bir araya getirdi; hem bizi hem de eylemci kadınları güçlendirdi" diyor ve ekliyor:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Farklı feminist düşüncelere sahip kadınlar dayanışma sergiledik. Sınıfsal farklılıklarımıza rağmen TEKEL mücadelesi etrafında bir araya gelmeyi başardık."&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bireysel desteklerin yoğunluğuna da dikkat çeken Ayaz, "Kadın Dayanışma Vakfı'na gelip nasıl destek olabileceğini öğrenmek isteyen kadınlarla karşılaştım. Para yardımında bulunanlar, kıyafet bırakanlar var. Bu kadınlar böylece hem bizlerden hem ortak çalışmalarımızdan haberdar oluyorlar" diye anlatıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ayaz, işçilerin feminizmle tanıştıklarını, farklı siyasetlerden insanlarla bir arada bulunduklarını belirterek, "Önyargılar yıkıldı. Hepimiz, farklı gruplarla yan yana durup birlikte mücadele etmeyi öğrendik. Bu da bizi güçlendirdi" diyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Haber: Burçin Belge&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kaynak: www.bianet.org&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-6216018975312886241?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/6216018975312886241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/02/tekel-direnisi-ankaral-kadnlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/6216018975312886241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/6216018975312886241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2010/02/tekel-direnisi-ankaral-kadnlar.html' title='TEKEL Direnişi Ankaralı Kadınları Değiştirdi'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/S2wINbz6u2I/AAAAAAAAAp8/b1ElM0w-W2w/s72-c/tekelkadinlar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-8319248422092152328</id><published>2009-12-04T13:34:00.001-08:00</published><updated>2009-12-04T14:13:51.213-08:00</updated><title type='text'>Zeneb Celaliyan'ın İdamını Durduralım!</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Herkesi, Zeyneb'in idamını durdurmak üzere, Iran Büyükelçiliği'ne "Zeyneb Celaliyan'ın idamını durdurun!!!" mesajını içeren bir faks göndermeye çağırıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:georgia;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0); font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;İran Büyükelçiliği fax numarası:468 28 23&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/SxmHXKSa9xI/AAAAAAAAAKY/isesG58IpxA/s1600-h/celaylan2"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/SxmHXKSa9xI/AAAAAAAAAKY/isesG58IpxA/s320/celaylan2" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5411505259230721810" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:georgia;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-size:85%;" &gt;&lt;b&gt;26/11/2009&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:georgia;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-size:100%;" &gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Adım  Zeyneb Celaliyan,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:georgia;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-size:100%;" &gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;27  yaşında Kürt kadınıyım, siyasi tutuklu olarak  İran hapishanesinde yatıyorum. Hakkımda verilen  ölü&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-size:100%;" &gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;m cezası, İran Yüksek Mahkemesi tarafından onaylandı.  Şu anda çok kötü koşullar altında yaşıyorum. Sürekli bir  işkence ve kötü muamele altındayım. Göstermelik bir yargılama  yapıldı, bir avukatım dahi olmadan bir kaç  dakikalık bir mahkemenin ardından idam cezasına  çarptırıldım. Beni savunmak için bir avukatım bile yok. Yargılandığım  mahkeme ise sadece birkaç dakika sürdü. Mahkeme bana, 'sen Allah'ın  düşmanısın, çok yakında tüm Allah düşmanları gibi idam edileceksin'  dedi. Hakimlerin tümü mahkeme sürecinde idam edilmem lehinde oy kullandı.  Ben, annem ve ailemden hatır istemek için hakimden izin istedim. Hakim  ise, bana 'kapa çeneni' diyerek isteğimi reddetti. Tüm insan hakları  savunucularından, kadınlardan bana yapılan haksızlığa karşı  çıkmalarını ve yardımcı olmalarını  is&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-size:100%;" &gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;tiyorum.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:georgia;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-size:85%;" &gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:georgia;" align="justify"&gt;Bugün Ankara Kadın Platformu'ndan ve Feministbiz'li kadınlar İran Büyükelçiliği önünde Zeyneb'in idam kararını protesto etmek için basın açıklaması yapmak için toplandılar. Fakat eylemcilerin sayısından kat kat fazla çevik kuvvet kadınları ablukaya aldı, büyükelçilik önüne yaklaştırmadı. Pankartımızı daha açmadan yırtmaya çalışan polis, bizleri tartakladı da. Polisin tüm baskısı ve şiddetine rağmen basın açıklamamızı yaptık. (Aşağıda basın açıklamasını görebilirsiniz.) Daha sonra İran büyükelçiliğine faks çekmek üzere Tunalı postanesine gittik. Herkesi, Zeyneb'in idamını durdurmak üzere, Iran Büyükelçiliği'ne "Zeyneb Celaliyan'ın idamını durdurun!!!" mesajını içeren bir faks göndermeye çağırıyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:georgia;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:georgia;" &gt;İran Büyükelçiliği fax numarası:468 28 23&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/SxmGzXvpQCI/AAAAAAAAAKQ/FcRQbKOGPzo/s1600-h/celaylan"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/SxmGzXvpQCI/AAAAAAAAAKQ/FcRQbKOGPzo/s320/celaylan" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5411504644367663138" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:georgia;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:georgia;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;"Basına ve kamuoyuna,&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:georgia;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bugün burada  Zeyneb’in bu çağrısı üzerine bir araya geldik.  İran   rejimi Zeyneb’i 2008 yılı ortalarında Kirmaşan kentinde PJAK üyesi  olduğu iddiasıyla tutukladı. İran Gizli Servisinde Vevak da 8 aylık  işkencelerden ve sorgulardan sonra 14 Ocak 2009’de çıkarıldığı  Devrim Mahkemesi tarafından idam cezasına mahkum edildi. Zeyneb’e,  Devrim Mahkemesi’nde avukatı bile olmadan sadece 7 dakikalık bir  duruşma sonucunda idam cezası verildi  ve bu ceza İran Yüksek  Mahkemesi tarafından onaylandı. Zeyneb şu anda işkence görüyor,  kötü muameleye maruz kalıyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:georgia;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Zeyneb’i  öldürmeye, yok etmeye çok kararlılar. Elleri kandan çıkmıyor,  yetmiyor kadınların her yerde yok edilmesi, bunu daha da hızlandırmak  daha fazla yok etmek istiyorlar. Sembolik mahkemelere bile gerek duyulmadan  milyonlarca kadının acımasızca yok edilmesi dünyanın her yerinde  tüm gerçekliği ile devam ediyor. İran gerici rejimi şimdiye kadar  gerçekleştirmiş olduğu kadın kıyımlarına Zeyneb hakkındaki  idam kararını da ekleyerek bu tablonun yaratıcısı olduğunu bir  kez daha doğruladı. İran gerici rejimi, Zeyneb’in ağır sağlık  sorunları olmasına rağmen ne tedavisine ne de ailesinin kendisini  ziyaret etmesine müsaade etmemektedir.  Zeyneb’in ailesinden hatır  isteme talebi dahi “kapa çeneni” denerek reddediliyor, sesini bile  duymaya tahammülleri yok. Zeyneb, Sanandaj cezaevinde idam edilmeyi  bekliyor. Pervasızca devam eden bu idamlar insanlık dışıdır ve   ortaçağ barbarlık döneminden kalma bir cezalandırma sistemidir  ve bu barbarlığa seyirci kalmamız isteniyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: georgia;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-size:100%;" &gt;Kadına  yönelik şiddetin her biçimine karşı alanlarda “erkek-devlet şiddetine  son” demek üzere buluştuğumuzda, erkek devletin kadınlardan, kadınların  örgütlü mücadelesinden, gücünden, nasıl korktuğunu gördük.  Zeyneb’in idam kararı da İran devletinin kadınlardan nasıl korktuğunun  ve kadınları yok etmek istediğinin bir göstergesidir. 25 Kasım  “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma  Günü”nde Ankara polisinin şiddetine maruz kaldık, direndik, mücadele  ettik ve kadın dayanışmasından aldığımız güçle Yüksel’e  çıktık. Şimdi de bu barbarlığa karşı susmayacağımızı, seyirci  kalmayacağımızı haykırıyoruz ve 25 Kasım’da erkek-devlet şiddeti  karşısındaki mücadelemizi Zeyneb’i idamdan kurtarmak için yürütüyoruz.   Buradan Ankara Kadın Platformu olarak Zeyneb’in idam kararını durdurmaları  için İran Büyükelçiliğine faks  çekmek üzere postaneye  gidiyoruz. Faks çekme eylemi sembolik olmaktan ötedir; Zeyneb idamdan  kurtulana kadar biz platform bileşenleri olarak kurumlarımızdan,  örgütlerimizden faks çekmeye devam edeceğiz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p face="georgia" style="color: rgb(0, 0, 0);" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-size:100%;" &gt;Türkiye’deki  insan hakları temelli çalışan kurum ve kuruluşların, konuya duyarlı  tüm insanların bu idamın durdurulması için faks çekme eylemini  güçlendirmelerini bekliyoruz. &lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:georgia;" align="right"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-size:100%;" &gt;Ankara  kadın platformu"&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: georgia; color: rgb(0, 0, 0);" align="right"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="font-family: georgia; color: rgb(0, 0, 0);" align="right"&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-8319248422092152328?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/8319248422092152328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/12/basina-ve-kamuoyuna.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8319248422092152328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8319248422092152328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/12/basina-ve-kamuoyuna.html' title='Zeneb Celaliyan&apos;ın İdamını Durduralım!'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/SxmHXKSa9xI/AAAAAAAAAKY/isesG58IpxA/s72-c/celaylan2' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-4932707006862831122</id><published>2009-11-25T11:32:00.000-08:00</published><updated>2009-11-29T11:18:47.000-08:00</updated><title type='text'>Erkek, Devlet Şiddetine Son</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/Sw3AxxAY9YI/AAAAAAAAAKI/pWzosxsBCl4/s1600/PB250167.JPG"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/Sw29jyukG8I/AAAAAAAAAJ4/HCQ81b7cN4A/s320/PB250113.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408187150151982018" /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Kadın Platfomu'ndan kadınlarla birlikte saat 12'de Erkek ve Devlet Şiddetine son demek için YKM'nin önünde buluştuk.&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; KESK'in Genel Grev günü olarak Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü olan 25 Kasım'ı seçmiş olması biraz sinirlerimizi bozmuştu. Buluşma yerine gidip kadınlarla buluştuğumuzda yine de iyi hissettik kendimizi. Bu arada polis de YKM'nin önünden Yüksel Caddesi'ne yürümek için seçtiğimiz rota üzerinde barikat kurmuştu. KESK eyleminden gelen arkadaşlarımızın da katılımıyla sayımız arttı 'Aç, aç barikatı aç!' diye bağırmaya başladık. Her sene yürüdüğümüz rota olmasına rağmen, polis yürüyümüşüzü 'yasak' ilan etti. Bize alternatif olarak metronun altını gösterdi. Kadınlar 'Bizi evlerimize hapsedemediniz, şimdi de yerin altına mı sokmak istiyorsunuz' diyerek direndiler. Saatlerce barikatı zorladık, biber gazına, polisin şiddetine rağmen "Polis defol, bu sokaklar bizim!" diye bağırmaya devam ettik. Sokakları da geceleri de istediğimizi, kadınların artık susmayacağını haykırdık, karşılığında ise devlet ataerkil şiddetini bir kere daha gösterdi. Sonunda ayrı gruplar halinde Yüksel Caddesi'ne yürüdük. Yolda yürümek istediğimiz rotaya yöneldik, pankartın açılmasıyla bir araya toplandık ve sloganlarımızı atmaya devam ettik. Yüksel Caddesi'ne yorgun ama çoşkulu bir şekilde girdik. Akşam saat dörtte Kürtçe ve Türkçe basın açıklamamızı yaptık. Basın açıklamasından sonra halaylarımız ve şarkılarımızla eylemi sonlandırdık. Aşağıda Ankara Kadın Platformu adına yapılan basın açıklamasını görebilirsiniz.&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/Sw2__DKTCQI/AAAAAAAAAKA/FnwpxE8wlCo/s320/PB250070.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408189817442994434" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;KADINA YÖNELİK ŞİDDETİ BİRLEŞEREK DURDURACAĞIZ!&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;2009&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Biz Ankara’da mücadelesini sürdüren, kadın örgütleri, feminist oluşumlar, siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, sendikalar, meslek örgütlerinden kadınlar ve bağımsız kadınlar bu 25 Kasım’da da  yaşamımızı kuşatan her türlü şiddete, sömürüye, ayrımcılığa karşı yan yanayız.&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Bundan tam 49 yıl önce Dominik Cumhuriyeti’nde Turijillo Diktatörlüğü’ne karşı muhalif bir hareketin üyesi olan Mirabel Kardeşler kaçırılarak öldürüldüler. Mirabel  kardeşlerin ölümü kadına yönelik şiddetin ne ilk örneği ne de son! Yüzyıllardır kadın üzerinde uygulanan cinsel, ulusal ve sınıfsal sömürü, fiziksel, psikolojik, cinsel, ekonomik şiddet tüm acımasızlığıyla devam ediyor.&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Uyandığımızda korkuyla açtığımız gözlerimizi her gece korkuyla kapatıyoruz. İzlediğimiz televizyonlar, okuduğumuz gazeteler, bir dost haberi hep kadın ölümleriyle dolu. Cinsiyetçi bir dünyada, cinsiyetçi bir ülkede yaşıyor, yaşamın her alanında ikincilleştiriliyoruz. Bedenimiz, emeğimiz, kimliğimiz erkek egemenliği ve kapitalizmin ürettiği kadına yönelik her türlü şiddet biçimiyle parçalanıyor. Savaşlarda en çok mağdur olanlar, gazete köşelerinde dağa kaldırılıp tecavüz edilenler, üçüncü sayfa haberleriyle ölümlerimize haklı gerekçeler yaratılanlar, nesne haline dönüştürülenler yine bizleriz.&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Medya tecavüze ve ölümlere ortak olma!    &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Türkiye’de 7 ay boyunca istatistiklere yansıyan kadın ölümlerinin sayısı 953. Bilmediğimiz, görmediğimiz, intihar süsü verilmiş ölümlerin sayısını da ekleyecek olursak durum korkunç ötesi. 953 kadın! 953 sayısına birkaç hafta önce öldürülen Demet öğretmen, Fatma TAŞ, bu tabloya daha fazla dayanamayıp yaşamına son veren Dicle Koğacıoğlu ve daha niceleri dahil değil. Umutları, hayalleri, daha iyi bir dünyada yaşama özlemi olan kadınlar… Katliam olarak nitelendirilecek bu durum karşısında katillerin haksız tahrik indirimlerinden yararlanmaları , yasa uygulamalarındaki eksiklikler kadınları bir kez daha öldürüyor. Yüreklerimiz soğumadan yolumuza devam ediyoruz öfkeyle.&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Erkek şiddetine son! Erkek öldürüyor, yasalar koruyor!&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Kabahatler kanunu ile trans kadınlar suçlu duruma düşürülüyor. Lezbiyen, biseksüel, travesti veya transseksüeller ötekileştirilen dillerle hedef tahtası haline getiriliyor. Toplum içinde yaşam alanları daraltılıyor, en kötü koşullar altında yaşamaya zorlanıyor. Birçok arkadaşımızın yüzüne kezzap atılıyor, tecavüz ediliyor, işkence edilerek en temel hak olan yaşama hakkı ellerinden alınıyor.&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Cinsel yönelim ayrımcılığına hayır!&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Dolapdere’de sabah evlerinden iş yerlerine giden 7 kadının servis adı verilen kamyonette boğularak can vereceklerini,  üstelik işveren tarafından ölümlerinden sorumlu tutulacakları nı düşünebilir miydik? İşe giderken bile şiddet yaşayan, bir servis aracı dahi kendilerine çok görülen, çocuklarını eve kilitleyip çıkan annelerin durumu;  yoksulluğa karşı tek başına mücadele eden ve daha fazla dayanamayıp iki çocuğuyla Porsuk Çayı’na atlayan Dilek Özer’in hayata veda edişi,  kapitalizmin vahşetini, kar hırsını ve özellikle kadınların yaşama koşullarını anlatmak için yeterli değil mi?&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Kapitalizme hayır!&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Tüm yaşamımız boyunca koyu askeri yeşil gölge altında, silahların, savaşın, düşmanlığın; ataerkil ayrımcı diliyle konuşmaya zorlandık. Halkları birbirine düşman eden imhacı, inkarcı tutum her gün yeniden üretiliyor; dili, kimliği ve inanışı farklı olana tahammülsüzlük artıyor;  kışkırtılan milliyetçilik ve  militarizmin vardığı noktanın sokak ortasında işlenen cinayetlere  kadar ulaştığını görüyoruz hep beraber. Ayrımcılığın ve düşmanlığın derinleştirilmesi, yaşamımızın her alanında,  evimizde, sokakta, işyerimizde şiddeti daha da yaygınlaştırıyor, meşrulaştırıyor. Ceylan’ın koyun otlatırken kafasına havan mermisinin isabet edeceği akıllara gelir miydi?  Yaşadığımız yerlerde tahayyül edebilir miyiz bunu? Bölgeye özgü görülen, meşrulaştırılan kadın ölümleri çok uzağımızda değil, ülkenin her yerinde yaşanılan şiddet çınlatıyor kulaklarımızı.  Korucu katliamlarının ardı arkası kesilmiyor. &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Silahların gölgesinde yaşamaya son!&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Kadınların insanca yaşam için attığı her adım, aldığı her soluk kesilmeye çalışılıyor. &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;KESK  ve demokratik kitle örgütlerinden kadın arkadaşlarımız sadece örgütlü oldukları  için cezaevlerinde tutuluyor. Kadın hareketine emek vermiş feminist ve barış aktivisti  Pınar Selek büyük cezalar istenerek hala yargılanıyor. Sokaklarda barış adına bildiri dağıtan arkadaşlarımız karakollarda çırılçıplak soyularak aranmak isteniyor. Su ve barınma hakkı taleplerini dile getiren kadınlar gözaltına alınıyor, polis şiddetine maruz kalıyor.  Güler ZERE ölüme terk edildiği cezaevinden ancak çıkartılıyor.&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin jop inadına isyan inadına isyan inadına özgürlük!&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Tüm bu umutsuz tablo yıldırmadı bizleri yüzyıllardır. Bu gidişi tersine çevirecek inancımızla; ayrımcılığa, savaşa, sömürüye, tacize, tecavüze, yoksulluğa karşı mücadeleyi,  yüzyıllardır sürdürülen mücadelelerden güç alarak devam ettiriyoruz. Sesimiz başka kadınların sesleriyle birleşiyor her gün. Tüm baskılara ve şiddete rağmen bir arada durarak elde ettiğimiz kazanımlarımız güçlendiriyor bizi. Yaşanılmaz hale getirilen dünyamızda kadınların sesi özgürlüğü, umudu, barışı haykırıyor yılmadan.&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Biz kadınlar insanca bir yaşamı, özgürlüğü ve barışı kazanacak güce sahibiz. Bunun için taleplerimizi bugün bir kez daha haykırıyoruz.&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Namus cinayetleri, taciz ve tecavüzler, mahkemelerde uygulanan haksız tahrik indirimleri, nefret cinayeti adı altında işlenen katliamlar sona ersin!&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Danışma merkezleri ve  sığınma evleri açılsın!&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Her çocuğun ana dilinde eğitim görmesi sağlansın!&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Zorunlu göç mağduru Kürt kadınlarının yaşadıkları sorunlar çözülsün!&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Kadınlar için ücretsiz eğitim sağlık ve sosyal güvenlik hakkı sağlansın!&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Kadınların işten çıkarılmasına son verilsin!&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Ücretsiz kreşler açılsın!&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Kentler kadınların güvenle yaşayabileceği biçimde düzenlensin!&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Yargı “erkek yargı” olmaktan çıksın; 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun etkinleştirilsin!&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Gözaltında, cezaevinde cinsel şiddet, işkence son bulsun!&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;Medya şiddeti sona ersin!&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;ANKARA KADIN PLATFORMU&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/Sw3AxxAY9YI/AAAAAAAAAKI/pWzosxsBCl4/s320/PB250167.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408190688742929794" style="float: right; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 10px; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px; " /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana, sans-serif; font-size: 10px; color: rgb(100, 95, 94); white-space: pre-wrap; "&gt;&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7870824&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7870824&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/7870824"&gt;Etegimizde Isyan Taslari&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user2533911"&gt;pugazzi&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-bottom: 0cm; "&gt; &lt;/p&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  line-height: 15px; font-family:Georgia, helvetica, clean, sans-serif;font-size:13px;"&gt;&lt;p class="ecxMsoNormal"  style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 1.22em; outline-style: none; outline-width: initial; outline- display: block; text-align: justify; color:initial;"&gt;&lt;span style="line-height: 1.22em; outline-style: none; outline-width: initial; outline- color:initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-4932707006862831122?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/4932707006862831122/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/11/erkek-devlet-siddetine-son.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/4932707006862831122'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/4932707006862831122'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/11/erkek-devlet-siddetine-son.html' title='Erkek, Devlet Şiddetine Son'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/Sw29jyukG8I/AAAAAAAAAJ4/HCQ81b7cN4A/s72-c/PB250113.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-2566974695386391192</id><published>2009-11-19T03:04:00.001-08:00</published><updated>2009-11-23T08:25:07.932-08:00</updated><title type='text'>Feministbiz ve Ankara Kadın Platformu'nun 25 Kasım Etkinlikleri</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Feministbiz ve Ankara Kadın Platformu 21-25 Kasım günleri arasında &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü kapsamında &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;eylemler ve etkinlikler düzenliyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms',fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Bu eylemlerden bir tanesi 17 Kasım'da Sincan Cezaevi önünde yapıldı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms',fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Ankara Kadın Platoformu'ndan kadınlarla birlikte &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms',fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Sincan Cezaevi'ndeki cinsel tacizi ve şiddeti protesto ettik.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms',fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Duvarların ötesine sesimizin ulaştığını ve kadın dayanışmasının &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms',fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;içerdeki kadınlara değdiğini bilmek çok heyecanlandırıcıydı. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms',fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Bu eylemin videosunu ve daha ayrıntılı bir haberi yakında buraya koyacağız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms',-webkit-fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms',fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;20 Kasım ve 21 Kasım akşamlarında Feministbiz bar eylemleri düzenliyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms',fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Barlarda taciz ve tecavüze artık yeter diyen kadınlar olarak &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms',fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Tunalı ve Sakarya'daki barların bulunduğu sokaklarda yürüyüşler yapacağız. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms',-webkit-fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;20 Kasım 20.30 - Kuğulu Park'ta buluşuyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms',-webkit-fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;21 Kasım 20.30 - Sakarya Meydanı'nda buluşuyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms',fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/SwUoRmMLDEI/AAAAAAAAAJg/4v9panMydFU/s320/BarAfis01.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5405771210502638658" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 226px; height: 320px;" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms',-webkit-fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms',fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;22, 23 ve 24 Kasım günlerinde her gün stand açılacak.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;22 Kasım'da stand 12.30'da açılacak &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;ve saat 15.00'te &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'Lucida Grande',-webkit-fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;bir basın açıklaması düzenlenecek.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'Lucida Grande',-webkit-fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Diğer günler saat 11-17 arası Yüksel Caddesi'ndeyiz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'Lucida Grande',-webkit-fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;24 Kasım akşamı Yüksel Caddesi'nde sokak tiyatrosu gösterisi olacak.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'Lucida Grande',-webkit-fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;25 Kasım gününde ise kadına yönelik şiddete dur demek için sokaklardayız. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'Lucida Grande',-webkit-fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;12:00'de YKM'nin önünde buluşarak,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;12:30'da Yüksel Caddesi'ne doğru yürüyüşe geçeceğiz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; ve hep birlikte&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; E&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;rkek, Devlet Şiddetine Karşı Susmadığımızı haykıracağız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'Lucida Grande',-webkit-fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'Lucida Grande',-webkit-fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 190px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/SwUslx49FlI/AAAAAAAAAJo/5kn-OlxAk_E/s320/femi25d.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5405775955287152210" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=";font-family:'Lucida Grande',-webkit-fantasy;font-size:100%;"  &gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre;font-size:11px;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-2566974695386391192?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/2566974695386391192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/11/feministbiz-ve-ankara-kadn-platformunun.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/2566974695386391192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/2566974695386391192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/11/feministbiz-ve-ankara-kadn-platformunun.html' title='Feministbiz ve Ankara Kadın Platformu&apos;nun 25 Kasım Etkinlikleri'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/SwUoRmMLDEI/AAAAAAAAAJg/4v9panMydFU/s72-c/BarAfis01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-5487217963298137502</id><published>2009-11-19T03:02:00.001-08:00</published><updated>2009-11-30T02:12:08.599-08:00</updated><title type='text'>Nefret Suçu Mağduru Bireyleri Anma Günü</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Nefret Suçu Mağduru Bireyleri Anma Günü Için Pembe Hayat LGBTT dayanışma derneği&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;basın açıklaması metni.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms', -webkit-fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms', -webkit-fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" white-space: normal; border-collapse: collapse;  font-family:'times new roman', 'new york', times, -webkit-fantasy;"&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;u&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Basın Açıklaması&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Tarih:  20 Kasım 2009 Cuma&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Saat:   11.00&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Yer: Türkiye Büyük Millet Meclisi Dikmen Kapısı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;        Çankaya-ANKARA&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms', fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" white-space: pre;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" white-space: normal; border-collapse: collapse; font-family:'trebuchet ms', 'new york', times, -webkit-fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Basına ve Kamuoyuna,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" white-space: normal; border-collapse: collapse; font-family:'trebuchet ms', 'new york', times, -webkit-fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman', 'new york', times, -webkit-fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;1998 Kasım’ında &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;A&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;BD’de San Francisco'daki evinde vahşice bıçaklanmış bir şekilde ölü bulunan transeksüel Rita Hester'in ardından "Ölümümüzü Hatırlamak" adıyla başlatılan mumlu nöbet tutma eylemleri sonrasında &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;20 Kasım&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;, transfobik nefret ve önyargıdan dolayı öldürülen travesti ve transeksüelleri anma günü olarak adlandırılmaya başlamıştır. Türkiye’de de geçen yıldan itibaren 20 Kasım, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“NEFRET SUÇU MAĞDURU TRANS BİREYLERİ ANMA GÜNÜ”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; adıyla trans bireylerin öz örgütlenmesi olan &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Pembe Hayat LGBTT Derneği&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; tarafından çeşitli etkinliklerle anılmaya başlanmıştır. Bu çerçevede bu yıl da, nefret sonucu öldürülen arkadaşlarımızı anmak ve her türlü ötekileştirme, dışlama/dışarda bırakma, yok sayma ve nihayet yok etme biçimindeki uygulamalara karşı ortak bir mücadele hattını örmek üzere&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;20 Kasım 2009 Cuma günü saat 11:00’da Ankara’da TBMM önünde yapılacak olan basın açıklaması ile başlayıp 21–22 Kasım’da Petrol-İş Ankara Şubesi’nde yapılacak sempozyumla devam edecek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;etkinliklerimize nefret suçlarına karşı duyarlı ve farklılıklarla bir arada yaşamayı savunan tüm toplumsal kesimleri çağırıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:'Lucida Grande', -webkit-fantasy;font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" white-space: pre;font-size:11px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  white-space: normal; border-collapse: collapse; font-family:'times new roman', 'new york', times, fantasy;font-size:16px;"&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" align="center" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; text-align: center; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;TRANSEKSÜEL CİNAYETLERİ POLİTİKTİR !!!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" align="center" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; text-align: center; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;NEFRETE SON !!!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms', 'new york', times, -webkit-fantasy;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" text-decoration: underline;font-size:medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-5487217963298137502?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/5487217963298137502/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/11/nefret-sucu-magduru-bireyleri-anma-gunu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/5487217963298137502'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/5487217963298137502'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/11/nefret-sucu-magduru-bireyleri-anma-gunu.html' title='Nefret Suçu Mağduru Bireyleri Anma Günü'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-3034409863826580460</id><published>2009-10-29T07:12:00.000-07:00</published><updated>2009-11-01T05:03:24.010-08:00</updated><title type='text'>Serdar Turgut'a ÇÜÜŞŞ dedik</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/SumxuYMwqhI/AAAAAAAAAJY/ENkaqZjeVg8/s1600-h/serdarcus.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/SumxuYMwqhI/AAAAAAAAAJY/ENkaqZjeVg8/s320/serdarcus.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398041038708320786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;Kuğulu Park'ta ellerinde rengarenk dövizleri ve üzerinde kocaman bir ÇÜÜŞŞ yazan pankartlarıyla toplanan kadınların yüzleri gülüyor... "Başına bir hal gelirse Serdar, dağlara gel dağlara" diye şarkı söylüyor, birbilerinin dövizlerine bakıp "Bu harika olmuş valla" diyerek gülüyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;"Mizah çükle değil beyinle yapılır!"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Müzisyen Rojin'i dağa kaldırıp seks kölesi yapma fantazisi kuran Akşam Gazetesi köşe yazarı Serdar Turgut'a karşı ırkçı ve cinsiyetçi olmayan mizahımızı bugün sokağa taşıdık. Mağdur olmayı seçmiyoruz, Serdar Bey'in mizah dediği şeyin aslında ne olduğunu çok da iyi anlıyoruz, ama hiç mi komik bumuyoruz! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Serdar'ın kaleminden kan damlıyor!", "İstenmiyorsun git Serdar", "Üzmez'i hakladık, sıra Serdar Turgut'ta", "Bir şemsiye de Serdar'a","Militarist basın kalemini bedenimden çek!", "Jin, jîyan, azadî" yazılı pankartlarımızla, "Serdar'a yuh de! Yuh deme çüş de!", "Mizah değil nefret, asla gülme reddet!", "Bijî yekîtî ya jinan", "Kadınlar barış istiyor" ve "Yaşasın kadınların kız kardeşliği/ Bijî xwîşkatiya gelan!" diye bağırarak Kuğulu Park'tan Akşam Gazetesi'nin Cinnah Caddesi'ndeki temsilciliğine kadar yürüdük. Burada basına ve kamuoyuna yönelik hazırladığımız metni okuduk. (Metni aşağıda görebilirsiniz) Sadece Serdar Turgut ve Akşam Gazetesi'ni değil, tüm basını savaşın değil barışın yanında olan yayınlar yapmaya çağırdık. "Çüş" yazılı pankartımızı ve dövizlerimizi gazete temsilciliğinin yanındaki İsviçre Büyükelçiliği'nin parmaklıklarına asarak oradan ayrıldık. Eylem boyunca bol bol güldük, hem de nefret ve kin kusmadan, militarizmi ve cinsiyetçiliği beslemeden...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Basına ve kamuyouna,&lt;/div&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;Artık barışı konuşmaya başlamamız gerektiğini düşündüğümüz bu günlerde, gazeteleri ve televizyonu her açtığımızda savaşı, milliyetçiliği, ırkçılığı ve nefreti körükleyen yayınlarla karşılaşmak istemiyoruz. Bu yayınlardan bir tanesi, mizah adı altında Serdat Turgut tarafından kaleme alındı. Kendi deyimiyle, ‘terörist’ olmanın nedenlerini bir kez olsun durup düşünmemiş olan  Serdar Turgut anlaşılan o ki  köşe yazarlığından sadece zavallı fantezilerini yazmayı anlıyor. Malum yazısında bir kere bile konuşmadığı, ona göre zevk ü sefa içinde yaşayan barış elçilerini  karşılamaya gelen, ama bunu ne şov için, ne de o “mükemmel hayat” tarzını devam ettirmek için yapan insanlara dönük bir savaşı kışkırtırtıyor. Bizler ise bir kere daha başka bir fantezimiz olduğunu kendisine haykırmak için buradayız, barışı.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;Kürtler bu savaş yüzünden Serdar Turgut'un sadece cinsel fantezilerine yeten muhayillesinin alacağından  çok daha fazla acı çektiler. Yalnızca dilleri ve kültürleri yok sayılmadı, öldürüldüler, işkence gördüler, sürüldüler, köyleri yakıldı... Ama en kötüsü o ve onun gibiler yüzünden Türkiye halklarının gözünde 'düşman' ilan edildiler, ötekileştirilmeye çalışıldılar. Anladıklarını söyleyen bazıları da makul Kürt/ makul olmayan Kürt ayrımı yapmaya çalıştı.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;Serdar Turgut sağolsun! 'PKK teröristi olmadığıma pişmanım' yazısıyla militarizmin ve ataerkinin dilinin nasıl da iç içe olduğunu bir kere daha görmüş olduk. Savaştan iştahı kabaran erkek gözünün ilk dikildiği yerin kadın bedeni olduğunu da.Ama eril militarizmin ve milliyetçi şiddetin, dili nasıl da bu kadar fütursuzca kullanılabildiğine yine de şaşırıyoruz...&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;Türkiye'de otuz yıldır süren savaşın en sonunda bitecek ve barışın gelecek olmasına dair küçücük bir umuda bile çamur atmaktan, bunu yaparken hem bir halka hem de müzisyen olan Rojin'in  Kürt ve kadın olmasına pis bir dille saldırmaktan Serdar Turgut beyefendinin hiç gocunmaması karşısında hayrete düşüyoruz. Yükselen milliyetçilikten  nasiplenmek için belli ki Serdar Turgut kaleminden çıkanı kulağı duymadan editörüne göndermiş. Bu yazıyı yayınlamakta hiçbir beis görmeyen Akşam Gazetesi de bizi afallatıyor. Biz Serdar Bey'in mizah adı altında kadın bedenine yaptığı sürekli saldırılara gülmemeye devam ediyoruz. BARIŞ'ı arzulayan kadınlar olarak bunca şaşkınlığa ancak Serdar Turgut'a ve Akşam gazetesi'ne kocaman bir  ÇÜŞŞ çekerek karşılık verebiliyoruz. Akşam Gazetesi ve Serdar Turgut Rojin'den özür diledi. Fakat Kürt halkından da özür dilemeliler. Serdar Turgut'un kadınlardan özür dilemesini, mizah adı altında yaptığı aşağılamalara son vermesini ve istifa etmesini istiyoruz.  Akşam Gazetesi'ni ve tüm basını nefreti, savaşı ve milliyetçiliği körükleyen, aynı zamanda haber etiğine de sığmayan yayınlara son vermeye çağırıyoruz.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;Feminist(B)iz Oluşumu ve Ankara Kadın Platformu"&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana, sans-serif; font-size: 10px; color: rgb(100, 95, 94); white-space: pre-wrap; "&gt;&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7373177&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7373177&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/7373177"&gt;Serdar'a ÇÜŞ de!&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user2533911"&gt;pugazzi&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-3034409863826580460?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/3034409863826580460/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/10/serdar-turguta-cuuss-dedik.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3034409863826580460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3034409863826580460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/10/serdar-turguta-cuuss-dedik.html' title='Serdar Turgut&apos;a ÇÜÜŞŞ dedik'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/SumxuYMwqhI/AAAAAAAAAJY/ENkaqZjeVg8/s72-c/serdarcus.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-5143098776959916781</id><published>2009-10-27T02:04:00.000-07:00</published><updated>2009-10-27T02:06:27.489-07:00</updated><title type='text'>Rojin'den Serdar Turgut'a Dava</title><content type='html'>Rojin, Akşam Gazetesi yazarı Serdar Turgut’u dava ediyor. Turgut,  24 Ekim 2009 Cumartesi günü yayımlanan yazısında Rojin’in adını ahlaktan yoksun ve çirkin ifadeler içinde kullanmıştı. Bu yazının yayımlanmasından itibaren hayranlarından çok sayıda telefon ve mail alan Rojin, kadın ve sanatçı kimliğine yapılmış bu saldırının hesabını hukuk yoluyla sormak üzere 26 Ekim 2009 Pazartesi günü saat 11.00’de Bakırköy Adliyesi’nde olacak. Rojin’in sevenlerine ve hayranlarına gönderdiği mektup aşağıdadır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, demokratik açılım olarak isimlendirilen bir süreçte geleceğini en çok tehdit eden, insanlara en çok acı veren sorunuyla yüzleşiyor ve kalıcı çözüm yolları arıyor. Bu süreç Türkler açısından da Kürtler açısından da gel gitlerle, tuzaklarla dolu. Yaralar çok derin, kırgınlıklar çok taze, öfkeler çok taşkın. Ancak umudumuz o ki duygularımızı biraz kontrol edebilirsek, şu geçirdiğimiz çakıl taşlı yolu devrilmeden, savrulmadan, birbirimizi hırpalamadan atlatabilirsek önümüz çok açık.Aydınlar, yazarlar, entelektüeller, sanatçılar yani toplumun ortalamasından boyu daha uzun olanlar, gözü daha keskin olanlar, tepenin arkasını daha iyi görenler için aydınlıklarını, entelektüelliklerini gösterme günü işte tam da bugündür. Ne yazıkki; gazete köşelerinin bazı efendileri kalemlerini yaralara tuz basmak, ateşe körükle gitmek, yumrukların biraz daha sıkılmasını sağlamak için oynatıyorlar. İşte bu yazılardan biri 24 Ekim 2009 Cumartesi günü Akşam Gazetesinde Serdar Turgut tarafından kaleme alınmıştır.  ‘PKK Teröristi Olmadığıma Pişmanım’ başlıklı yazıda devletin silah bırakmaları cazip hale getirecek önlemleriyle dalga geçilmekte, sürecin suhuletle aşılması yerine yeni gençlerin ölmesine yol açacak bir uçuruma sürüklenilmesine davetiye çıkarılmaktadır.Serdar Turgut, bu çirkin amaç için adımı da aynı çirkinlikte kullanmıştır. ‘Dağa kaldırmak’, ‘seks kölesi yapmak’ gibi ağzı salyalı erkek edebiyatının en ucube cümlelerini fütürsuzca kullanmaya cesaret etmesinin nedeni benim Kürt olmam mı hele de kadın olmam mıdır?Ben sanat hayatımda nereye geldiysem annemin hayır dularından başka kimseden destek almadan ve kimseye taviz vermeden geldim. Şimdi de adımın ve kişiliğimin; onbinlerce satan bir gazetenin tanınmış bir yazarı tarafından ahlaktan yoksun ifadelerle malzeme yapılmasına  asla izin vermeyeceğimi, yasal yolları sonuna kadar kullanacağımı, kamuoyuna saygıyla duyururum. Namlunun ucuna gül değil gülle koymak isteyen anlayış bölücüdür.&lt;br /&gt;ROJİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serdar Turgut'un yazına aşağıdaki linkten ulaşılabilir:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.aksam.com.tr/2009/10/25/yazar/14863/serdar_turgut/pkk_teroristi_olmadigima_pismanim.html"&gt;http://www.aksam.com.tr/2009/10/25/yazar/14863/serdar_turgut/pkk_teroristi_olmadigima_pismanim.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-5143098776959916781?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/5143098776959916781/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/10/rojinden-serdar-turguta-dava.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/5143098776959916781'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/5143098776959916781'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/10/rojinden-serdar-turguta-dava.html' title='Rojin&apos;den Serdar Turgut&apos;a Dava'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-683787623675764402</id><published>2009-10-13T04:15:00.000-07:00</published><updated>2009-10-13T04:17:10.907-07:00</updated><title type='text'>14 Yıl Önce İşlediği Tecavüze 20 Yıl Hapis Cezası</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; color: rgb(73, 73, 73); line-height: 20px; "&gt;&lt;div&gt;Tecavüzcü Şahin Öğüt’ün yargılandığı davalardan biri dün sonuçlandı. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi cinsel saldırı suçlarında emsal olacak bir karar imza attı. 20 yıl hapis cezasına çarptırılan Şahin Öğüt’ün hakkında 12 ayrı dava açılmış ve birinden 15 yıl hapis cezası almıştı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;14 yıl önce 13 yaşındayken Şahin Öğüt’ün tecavüzüne uğrayan mağdurun geçen süre boyunca bu tecavüzün travmasını yaşadığı raporlarla da ortay kondu. Feminist kadınlar, Öğüt’ün yakalanmasıyla birlikte emniyete başvuran mağdur ile tanıştılar ve Öğüt’ün yargılandığı davalara katılıp takipçisi oldular.&lt;img hspace="5" height="208" border="5" align="right" width="300" vspace="5" src="http://www.kaosgl.com/resim/Siddet/sahinogut01.jpg" alt="" style="border-top-width: 0px; border-right-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; border-style: initial; border-color: initial; border-top-style: none; border-right-style: none; border-bottom-style: none; border-left-style: none; border-width: initial; border-color: initial; " /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 yıllık sürecin ardından mahkeme heyeti dün (12 Ekim) tarihi bir karara imza attı. Karşı tarafın zaman aşımını öne sürmesine karşın heyet, mağdurun beyanını ve yaşadığı tecavüzün yarattığı ruhsal bozukluğa dayanarak Şahin Öğüt’e 20 yıl hapis cezası verdi. Öğüt, “bekâret” sözcüğüne sırıtarak tepki verdi ve mağdur için “keşke burada olsaydı da ben de sorsaydım” diyerek ataerkil değerleri arkasına almaya çalışsa da heyet’in kararında etkili olamadığı görüldü. Öte yandan, 5 Ekim’de ertelendiği söylenen fakat sonrasında Şahin Öğüt’ün savunma sunduğunun öğrenildiği davaya ilişkin mağdurun avukatları mahkeme heyetinden bu durumu “maddi hata” olarak kabul etmesini istediler. Heyet itirazı kabul etti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Davayı takip eden feminist kadınlar, “Adaletin bundan sonra da kadınlardan yana olmasını istiyoruz” açıklaması yaptılar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;“Feminist kadınlar olarak mutluyuz. Ataerkil toplumun devletiyle, medyasıyla ve diğer bütün kurumlarıyla tecavüzcüyü koruduğunun deneyimle sabit olduğu dünyamızda böylesi emsal kararlar benzer durumdaki birçok kadın için umutlanmamızı sağlıyor. Adaletin bundan sonra da kadınlardan yana olmasını istiyoruz.”&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="field field-type-text field-field-kaynak"&gt;&lt;div class="field-items"&gt;&lt;div class="field-item odd"&gt;Kaos GL&lt;/div&gt;&lt;div class="field-item odd"&gt;Kaynak: www.kaosgl.com&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-683787623675764402?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/683787623675764402/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/10/14-yl-once-isledigi-tecavuze-20-yl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/683787623675764402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/683787623675764402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/10/14-yl-once-isledigi-tecavuze-20-yl.html' title='14 Yıl Önce İşlediği Tecavüze 20 Yıl Hapis Cezası'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-8819780280324233383</id><published>2009-10-12T09:13:00.000-07:00</published><updated>2009-10-13T04:08:18.413-07:00</updated><title type='text'>Emsal Karar: 14 Yıl Önceki Tecavüze 20 Yıl Hapis Cezası</title><content type='html'>Hakkında cinsel saldırı suçlamasıyla yaklaşık 12 dava açılan Şahin Öğüt bugün yargılandığı bir davada 14 yıl önce 15 yaşından küçük olan kişiye tecavüzden 20 yıl hapis cezası aldı.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p&gt;Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi cinsel saldırı suçlarında emsal olacak bir karar imza attı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Hakkında 12 ayrı dava açılan birinden 15 yıl hapis cezası alan&lt;strong&gt; Şahin Öğüt &lt;/strong&gt;bugün yargılandığı bir davada 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Avukat &lt;strong&gt;Evren Paydak&lt;/strong&gt; kararı &lt;strong&gt;bianet&lt;/strong&gt;'e yorumladı:&lt;/p&gt; &lt;p&gt;"Karar biz kadınlar için bayram olmasına vesile olacak kadar iyi bir karar. Çok memnunuz. Tecavüz suçu 14 yıl önce gerçekleşmiş. Ortada Adli Tıp'tan alınan rapor, sperm örneği, darp izi vs. yok. Mahkeme heyeti mağdur beyanını esas aldı, mağdurun suçun işlendiği dönem 13 yaşında olmasını, tecavüzün ardından ruhsal durumunun bozulduğunu gösteren raporları dikkate alarak cezasını 20 yıla çıkardı."&lt;/p&gt; &lt;h2&gt;"Kadınlar adına kazanım"&lt;br /&gt;&lt;/h2&gt; &lt;p&gt;Mahkeme heyetinin kararını, suçun işlendiği tarihe göre eski Türk Ceza Kanunu'na dayandırarak verdiğini söyleyen avukat Paydak "O yasaya göre bu suçun cezasının alt sınırı 10 yıl, üst sınırı yok. Ancak mahkeme heyeti 418. maddeyi de göz önüne alıp mağdurun ruh halinin bozulduğuna kanaat getirip cezada artırım uyguladı" dedi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Paydak bu noktada şu gelişmeye dikkat çekti:&lt;/p&gt; &lt;p&gt;"Savcı ilk esas hakkındaki mütelaasında 418. madde kapsamında Öğüt'ün 'kızlık zarını bozmaktan' cezasının artırılmasını talep etti. Daha sonra bu mütelaasını değiştirerek 'kızlık zarının bozulduğu yönünde somut bir delil olmaması' yönünde cezanın artırılması talebinden vazgeçti. Ancak mahkeme heyeti mağdurun 'kızlık zarı bozulduğundan' değil 'ruhsal durumu bozulduğundan' cezayı arttıma kararı aldı."&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Öncesinde Öğüt'ün sonuçlanan başka bir davadan 15 yıl hapis cezası da aldığını hatırlatan Paydak, Öğüt'ün cezai ehliyetinin olmadığını öne sürdüğünü ancak Adli Tıp Kurumu raporunun "cezai ehliyeti tamdır" dediğini aktardı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Paydak Ankaralı feministlerin ve feminist.biz grubunun Öğüt'ün yargılandığı davalara katılıp takipçi olduklarını ve mücadele sonunda verilen bu kararın tüm kadınlar adına kazanım olduğunu söyledi. (EZÖ)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Emine Özcan&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kaynak: www.bianet.org&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-8819780280324233383?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/8819780280324233383/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/10/emsal-karar-14-yl-onceki-tecavuze-20-yl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8819780280324233383'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8819780280324233383'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/10/emsal-karar-14-yl-onceki-tecavuze-20-yl.html' title='Emsal Karar: 14 Yıl Önceki Tecavüze 20 Yıl Hapis Cezası'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-844791616840930883</id><published>2009-10-05T02:59:00.000-07:00</published><updated>2009-10-10T00:59:33.419-07:00</updated><title type='text'>Duruşma ertelendi! 12 Ekim'de duruşmaya</title><content type='html'>5 Ekim'deki duruşmaya Şahin Öğüt teşrif etmedi. Sebebini biz de bilmiyoruz. Bize duruşmanın 8 Ekim Perşembe gününe ertelendiğini söylediler, ne var ki Şahin Öğüt bugün de yoktu. İstanbul'da da tecavüz davaları olduğu için oraya götürmüşler. Kısacası duruşma yine ertelendi. 12 Ekim Pazartesi günü Adliye'de buluşalım ve kadın dayanışmasını bir kez daha gösterelim.&lt;div&gt;Kadınlar artık susmayacaklar!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Duruşma saati: 09.30&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Duruşma yeri: 7. Ağır Ceza &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-844791616840930883?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/844791616840930883/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/10/durusma-ertelendi-8-ekimde-durusmaya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/844791616840930883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/844791616840930883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/10/durusma-ertelendi-8-ekimde-durusmaya.html' title='Duruşma ertelendi! 12 Ekim&apos;de duruşmaya'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-546541480026921648</id><published>2009-09-19T22:47:00.000-07:00</published><updated>2009-10-04T00:49:13.808-07:00</updated><title type='text'>5 Ekim'de Duruşmaya</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Şahin Öğüt'ten 15 yıl önceki tecavüzün hesabını soruyoruz!&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Onlarca kadına ve çocuğa tecavüzden yargılanan Şahin Öğüt'e karşı açılan tecavüz davalarından bir tanesi daha sonuçlanmak üzere. Feministler olarak takip ettiğimiz davanın iki ay önceki duruşmasında adeta şov yaparcasına "savunması"nı sunan  Şahin Öğüt, 5 Ekim'deki karar gününde tecavüze sessiz kalmayan biz feministlerin varlığını salonda hissetmeli.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;17 Eylül'deki duruşma bizim için umut verici oldu. Davanın sonunda ceza alırsa, zaman aşımına karşı emsal bir karar olacak.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Pazartesi günü duruşma salonunda tecavüze, şiddete, tacize uğrayan kadınların  yalnız olmadığını gösterelim. Kadın dayanışması her yerde!&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Duruşma yeri ve saati:5 ekim pazartesi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;09.50&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;7. ağır ceza&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-546541480026921648?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/546541480026921648/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/09/5-ekimde-durusmaya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/546541480026921648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/546541480026921648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/09/5-ekimde-durusmaya.html' title='5 Ekim&apos;de Duruşmaya'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-8907725796990276061</id><published>2009-09-14T05:12:00.000-07:00</published><updated>2009-09-14T05:20:08.975-07:00</updated><title type='text'>17 Eylül'de Duruşmaya</title><content type='html'>23 Temmuz'da mahkeme salonundaydı Şahin Öğüt. Öfkeden avuçlarımızı sıka sıka "savunma"sını dinledik. Arada arkasını dönüp baktığında varlığımızın onu nasıl da rahatsız ettiğini fark ettik. Kararın açıklanması muhtemel bir dahaki duruşmada daha kalabalık olalım, tecavüze sessiz kalmadığımızı gösterelim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duruşma tarihi: 17 Eylül Perşembe&lt;br /&gt;Saat:10.00&lt;br /&gt;Yer: 7. Ağır Ceza&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-8907725796990276061?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/8907725796990276061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/09/17-eylulde-durusmaya.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8907725796990276061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8907725796990276061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/09/17-eylulde-durusmaya.html' title='17 Eylül&apos;de Duruşmaya'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-8982338990618256424</id><published>2009-08-31T02:49:00.000-07:00</published><updated>2009-09-07T09:29:09.432-07:00</updated><title type='text'>Hapishanede ve gözaltılarda cinsel tacize ve şiddete son verilsin!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" style="color: rgb(153, 0, 0);" href="http://3.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/Spud7YxoXXI/AAAAAAAAAIw/TfAXcwdk6c4/s1600-h/hapishaneeylemi.JPG"&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376064223785278834" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 320px; cursor: pointer; height: 240px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/Spud7YxoXXI/AAAAAAAAAIw/TfAXcwdk6c4/s320/hapishaneeylemi.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);font-size:100%;" &gt;FeministBiz oluşumu olarak hapishanelerde ve gözaltılarda kadınların maruz kaldığı polis ve jandarma cinsel tacizine ve şiddetine dikkat çekmek ve bunlara son verilmesi yönünde bir adım atmak için 29 Ağustos Cumartesi günü YKM önünde bir eylem yaptık. &lt;/span&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(153, 0, 0);"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(102, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);font-size:100%;" &gt;Hazırlamış olduğumuz minyatür parmaklıkları etrafımıza koyup üzerimize de hapishanede ve gözaltılarda kadınların yaşadıkları şiddeti dile getiren ifadelerin bulunduğu çarşafları giyip yere yattık ve sessizce yaklaşık on dakika bekledik. Asfalta kafayı koyup güneş ışığı gözümüze girerken etraftaki sesleri dinlemek ilginç bir hissiyattı. Sonrasında bizim jandarmayken tacizci olabileceğine hükmettiğimiz bir adam etrafındakilere sanırız (çünkü etrafı görmüyorduk, ‘sadece gökyüzü...’) en az beş kez: “Ben de jandarmaydım, cezaevinde de jandarmalık yaptım, yok böyle birşey ya. Vallahi yok ya” biçiminde serzenişte bulunup durdu. Oysa ki biz gayet iyi biliyoruz kadınların jandarma tacizi nedeniyle doktora gidemediğini, jandarmanın jinekolojik muayenede odadan çıkmayarak hasta kadın arkadaşımıza tacizde bulunduğunu. Yakın zamanda Genç-Sen’li kadınların gözaltında yaşadığı polis tacizini. İnsaniyete sığmayan ama erkek egemen devletin ve onun jandarmasının sistematik bir biçimde yapageldiği uygulamalarla ünlenmeye aday Sincan F Tipi cezaevinde kadınların deneyimlediklerini.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(102, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Eylemi neden yaptığımızı anlatmak için basına ve kamuoyuna yönelik hazırladığımız metin şu şekilde:&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(102, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;“&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bizler, Kadın tutukluların, hapishanenin kapalı kapıları ardında neler yaşadıklarını nelere maruz kaldıklarını gün be gün ve yeterince bilmeyebiliriz. Ama tahliye olan kadınlardan, biliyoruz ki hapishanelerde kadınlar farklı şiddet türlerine, saldırılara ve cinsel tacize maruz kalıyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(102, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Bu olayların en yakınımızda cereyan edeni ise Sincan F Tipi Cezaevi’nde yaşanmakta; siyasi tutuklu kadınlar başta olmak üzere birçok kadının ciddi sağlık sorunları yaşamasına rağmen, doktora çıkamadığı ve sağlık haklarından faydalanamadığı kadınlar tarafından kaydedilmiş durumda. Kadınlar hastaneye giderken görevlilerin saldırısına ve cinsel tacizine uğruyor, doktor muayenesi sırasında askerler odadan çıkmıyor ve kadınlara hakaret ediyorlar. Hücrelerde ise askerlerin sözlü ve fiziksel tacizi süre giden olayların sadece bir kısmı. Direkt yaşam hakkının tehdidi olan bu durum, ölüme mahkum edilen Güler Zere gibi, diğer tutuklu kadınların da yaşam haklarının gasp edilmesinin bir parçasıdır. Hapishanelerde ve gözaltılarda kadınların bedeni üzerinde devam eden fiziksel ve psikolojik şiddet son bulmadığı gibi, yaşananlar her geçen gün artarak daha fazla kadının, yaşamını, sağlığını ve psikolojisini tehdit etmeye devam ediyor. Ve bu şiddet, yakın zamanda Genç-Sen’li kadın arkadaşlarımızın göz altında yaşadığı cinsel taciz olayının da gösterdiği gibi, kadınları toplumsal mücadeleden, kamusal alandan dışlamanın, onları yıldırıp, dirençlerini kırmanın bir aracı olarak da kullanılıyor.&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(102, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Bu sebeple feministler olarak bizler, buradan, kadınların hapishanelerde maruz kaldığı şiddetin, cinsel tacizin saklanamayacağını haykırıyor ve daha fazla kadının bu şiddeti yaşamaması için başta Adalet Bakanlığı olmak üzere ilgililerden bu uygulamalara son verilmesini istiyoruz. Ve bunun takipçisi olacağımızı bildiriyoruz.” &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(153, 0, 0);"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-8982338990618256424?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/8982338990618256424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/08/hapishanede-ve-gozaltlarda-cinsel.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8982338990618256424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8982338990618256424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/08/hapishanede-ve-gozaltlarda-cinsel.html' title='Hapishanede ve gözaltılarda cinsel tacize ve şiddete son verilsin!'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/Spud7YxoXXI/AAAAAAAAAIw/TfAXcwdk6c4/s72-c/hapishaneeylemi.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-3857251768390644702</id><published>2009-07-27T06:09:00.000-07:00</published><updated>2009-07-27T06:20:37.093-07:00</updated><title type='text'>27 Temmuz Kart Atma ve 28 Temmuz Duruşmalar</title><content type='html'>28 Temmuz salı günü,&lt;br /&gt;Eryaman Davası  duruşması 09:40'da  11. Ağır Ceza'da,&lt;br /&gt;Melek'in duruşması 10:30 da 7. Ağır Ceza'da&lt;br /&gt;Travesti, transeksüel cinayetlerini takip ettiğimiz göstermek için orada olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca SES'den tutuklanan Seher Tümer'in davası da salı günu 11. Ağır Ceza'da olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün KESK'li kadınlarla dayanışmak için saat 18.00'de Yüksel Caddesi'nde buluşacağız. Buradan Mithatpaşa Postanesi'ne yürüyerek arkadaşlarımızla dayanışmak için kart atacağız. Yüksel'e yetişemeyenlerle, 18.30'da postanede buluşulacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-3857251768390644702?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/3857251768390644702/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/07/27-temmuz-kart-atma-ve-28-temmuz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3857251768390644702'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3857251768390644702'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/07/27-temmuz-kart-atma-ve-28-temmuz.html' title='27 Temmuz Kart Atma ve 28 Temmuz Duruşmalar'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-768925551557959511</id><published>2009-07-20T03:59:00.000-07:00</published><updated>2009-07-20T12:14:16.364-07:00</updated><title type='text'>Tecavüze Sessiz Kalmiyoruz! 23 Temmuz'da Duruşmaya</title><content type='html'>Bir çok kadına ve kız çocuğuna tecavüzden yargılanan opera sanatçısı Şahin Öğüt davasının bir sonraki duruşması 23 Temmuz'da, Ankara'da.&lt;br /&gt;25 Haziran'da ilk kez duruşmaya gelen Şahin Öğüt savunmasının hazır olmadığıni iddia etti. Bu duruşmaya katılacak ve savunmasını sunacak. Orada kalabalık olmamız çok önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duruşma&lt;br /&gt;23.07.2009 Perşembe&lt;br /&gt;Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi&lt;br /&gt;Saat 10:00'da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecavüze Sessiz Kalmak Taraf Olmaktır!&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-5eb6fc10bb8901c9" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v19.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3D5eb6fc10bb8901c9%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330177475%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D4049638AD5BA0BB67326C8CFA670EB5F877B663C.40FFBAACE92609950242FF993306B91955AC463D%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D5eb6fc10bb8901c9%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DuclQF1YpFN7pw0wsTMU0Rg01yaM&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v19.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3D5eb6fc10bb8901c9%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330177475%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D4049638AD5BA0BB67326C8CFA670EB5F877B663C.40FFBAACE92609950242FF993306B91955AC463D%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D5eb6fc10bb8901c9%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DuclQF1YpFN7pw0wsTMU0Rg01yaM&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-768925551557959511?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=5eb6fc10bb8901c9&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/768925551557959511/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/07/tecavuze-sessiz-kalmiyoruz-23-temmuzda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/768925551557959511'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/768925551557959511'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/07/tecavuze-sessiz-kalmiyoruz-23-temmuzda.html' title='Tecavüze Sessiz Kalmiyoruz! 23 Temmuz&apos;da Duruşmaya'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-4960489287814222125</id><published>2009-07-06T05:56:00.000-07:00</published><updated>2009-07-07T04:48:17.497-07:00</updated><title type='text'>Transfobi Öldürür! Çağla ve Melek'in Davaları ve Basın Açıklaması</title><content type='html'>LGBT Hakları Platformu'ndan Çağrı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz Nisan ve Mayıs aylarında Ankara’da transfobiden kaynaklı nefret suçunun hedefi olarak katledilen transeksüel arkadaşlarımız Melek ve Çağla’nın cinayet zanlıları bu hafta yargı önüne çıkarılıyor. Ancak nefret cinayetlerinin ardı bir türlü kesilmiyor. Son olarak  29 Haziran’da Merter-İstanbul’da bir arkadaşımız daha öldürüldü: Hadise. Son üç yıl içinde yaşanan otuzuncu cinayet bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefret suçlarının yasalar çerçevesinde düzenlenmesi ve faillerin ağır tahrik indiriminden yararlanamaması için, sahip olduğu kimlik nedeniyle bir kimseyi öldürmeye bir daha kolaylıkla cüret edilememesi için, farklılıklarımızla bir arada yaşamak için, eşit ve özgür bir dünya için, ölüme karşı hayatı savunmak için bu konuda duyarlı herkesi Melek ve Çağla’nın duruşmalarında dayanışma göstermeye; Melek’in duruşmasından sonra Hadise’nin katledilmesini ve LGBT bireylere yönelik nefret cinayetlerini kınamak amacıyla Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi önünde yapılacak olan basın açıklamasına katılmaya çağırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağla'nın duruşması:&lt;br /&gt;Yer:    Ankara Adliyesi 5. Ağır Ceza Mahkemesi&lt;br /&gt;Tarih: 08 Temmuz 2009  &lt;br /&gt;Saat:  10.30&lt;br /&gt;Melek'in duruşması:&lt;br /&gt;Yer:    Ankara Adliyesi 6. Ağır Ceza Mahkemesi&lt;br /&gt;Tarih: 9 Temmuz 2009&lt;br /&gt;Saat:   14.00&lt;br /&gt;LGBT Hakları Platformu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir Siyah Pembe Üçgen Derneği&lt;br /&gt;Kaos GL Derneği&lt;br /&gt;Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği&lt;br /&gt;MorEL Eskişehir LGBTT Oluşumu&lt;br /&gt;Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği&lt;br /&gt;Piramid Diyarbakır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-4960489287814222125?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/4960489287814222125/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/07/travesti-transseksuel-cinayetleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/4960489287814222125'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/4960489287814222125'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/07/travesti-transseksuel-cinayetleri.html' title='Transfobi Öldürür! Çağla ve Melek&apos;in Davaları ve Basın Açıklaması'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-3685349956125289741</id><published>2009-06-30T02:17:00.000-07:00</published><updated>2009-06-30T02:49:12.982-07:00</updated><title type='text'>17. Onur Yürüyüşü'den Gözlemler ve Notlar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/SkndPr2TUcI/AAAAAAAAAGY/iZP_XOnv4U4/s1600-h/CIMG6984.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/SkndPr2TUcI/AAAAAAAAAGY/iZP_XOnv4U4/s320/CIMG6984.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5353052893644804546" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralarında FeministBiz'den kadınlarından da olduğu bir grup, kimi bir önceki haftadan, kimi Cuma gününden ya da Cumartesi ve Pazar sabahtan İstanbul topraklarına (daha doğrusu Taksim civarına) ayak bastı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürüyüş gününden bir iki gün önce gidenler için zaman çoğunlukla birbirleriyle karşılaşmak, İstanbul’daki arkadaşlarla dostlarla hoşbeş etmek, İstiklal çevresindeki bilimum ucuz barlarda içmek, Karaköy İskelesi’ne inmek gibi etkinliklerle geçti. Ancak bu süreçte bir kısmı, yaklaşık 7-8 kişilik bir grup, parasızlık nedeniyle Cumartesi günkü partiye giremedi, kapıdaki arkadaşlardan destek istedi ve göremedi, hatta birkaç hoş olmayan diyalog bile yaşandı ve nihayetinde bu grup oradan eksik kaldı :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar öğleden sonraya doğru, Ankara'dan gelenler birbirlerini buldu, yine İstiklal çevresindeki kafe ve barlara konuşlandı. Çay, kahve ve bira derken saat oldu 17:00. Grubumuz, Meydan’ın orada toplanma faaliyetine dahil oldu; lolipoplarımızı, dövizlerimizi aldık; o kocaman gökkuşağı bayrağı etrafındaki coşkulu insanlara katıldık bir süre, sloganlar attık. Fakat yürüyüş bir türlü başlamıyordu. Öne doğru gittiğimizde, polisin izin vermediği anlaşıldı; pazarlıklar sürüyordu. “Aç! Aç! Barikatı Aç!” sloganı atıldı defalarca. Öndeki insanların çoğu, “izin verilmezse zorlayalım barikatı” şeklinde düşünüyordu, fakat bir miktar sorunlu bir izin çıktı: Efendim, dövizler inecek, slogan atılmayacak, öyle yürünecek. Elbette ki eylemci grup böyle düşünmüyordu; ilkin indirilen dövizler İstiklal Caddesi'ne girdikten sonra hemen açıldı. Lakin Lambda’lı arkadaşlardan bazıları polisin dediklerini polisten daha çok ciddiye almış olacak ki, sık sık “indiriyoruz dövizleri; slogan atmıyoruz arkadaşlar” gibi uyarılarda bulundu can sıkıcı kategorisine girecek bir süre boyunca. Hatta polisin “bizi korumak için orada olduğu” gibi birçoğumuzun “ne diyor ya” biçiminde serzenişte bulunmasına neden olacak sözler sarf edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürüyüş coşkulu idi; özellikle Allah ne verdiyse ıslıkların, düdüklerin çalınıp; çığlıklar ve  zılgıtların &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/Sknd3jtnL9I/AAAAAAAAAGo/lVL0wKka3dk/s1600-h/CIMG6964.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/Sknd3jtnL9I/AAAAAAAAAGo/lVL0wKka3dk/s320/CIMG6964.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5353053578655641554" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; birbirine karıştığı anlar içleri hoş, gönülleri sarhoş ediyordu doğrusu. Amma ve lakin slogan repertuarı o kadar kıttı ki, çoğu atılmak istenen slogan içimizde kaldı. Bol bol “Eşcinseller Susmayacak!”, “Eşcinseller Vardır!”, “Başka Bir Dünya Mümkün!”, “Okulda İşte Mecliste Eşcinseller Her yerde” biçiminde sloganlar atıldı. “Arada değil, Biseksüeliz!”, “Travestiyiz, Buradayız Alışın”,  “Lezbiyenler Vardır” gibi sloganlar ise, bu coşkulu kitlenin çok az dile getirdiği sözler arasındaydı. Hatta “Aşk Aşk Hürriyet Uzak Olsun Nefret” gibi Anarşist menşeli slogandan kimseciklerin haberi yoktu sanki. Öte yandan Nefret Cinayetleri yeterince dile getirilmedi denilebilir. Feminist sloganlardan “Gelsin Baba, Gelsin Koca Gelsin Cop! İnadına İsyan, İnadına Özgürlük!” biçimli güzide slogan ise birkaç kez kulaklara çalındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anlatılanlar, bir grup LB ve feminist kadının gözünden Onur Yürüyüşü. Detayları ve daha fazlasını bianet’ten, Kaos GL web sayfasından okuyabilirsiniz. Sonuçta, eksiğiyle gediğiyle coşkulu bir Onur Yürüyüşü geçti, güzeldi. Ellere ve emeklere sağlık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-3685349956125289741?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/3685349956125289741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/06/17-onur-yuruyusuden-gozlemler-ve-notlar.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3685349956125289741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3685349956125289741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/06/17-onur-yuruyusuden-gozlemler-ve-notlar.html' title='17. Onur Yürüyüşü&apos;den Gözlemler ve Notlar'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_54xStzZeaYo/SkndPr2TUcI/AAAAAAAAAGY/iZP_XOnv4U4/s72-c/CIMG6984.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-3633237453817777665</id><published>2009-06-29T04:53:00.001-07:00</published><updated>2009-06-29T04:54:08.925-07:00</updated><title type='text'>Kadınlar Barış İçin Buluşuyor Ankara Toplantısı Sonuç Bildirgesi</title><content type='html'>&lt;div&gt;‘Biz kadınlar Barış istiyoruz. Bunun bize hediye edilmeyeceğini, eğer mücadele etmezsek barışın bir düş bile olamayacağını biliyoruz. Sessizliğin, boyun eğmenin hayat değil ölüm anlamına geldiğini binlerce yıllık deneyimimizden biliyoruz. Barışı ellerimizle öreceğiz, dayanışmamızla, mücadelemizle öreceğiz’ çağrısıyla Türkiye’nin birçok ilinden kadınlar olarak ırkçılığa, cinsiyetçiliğe, homofobiye, militarizme ve askeri vesayete karşı 28 Haziran günü Ankara’da bir araya geldik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cinsiyetçi olmayan, demokratik, özgürlükçü bir anayasanın ihtiyacını, Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümü için operasyonların durdurulmasını, çocuklarımızı dahi yüzyıllarca tutsak edecek TMY yasasının geri çekilmesini, DÖKH bileşeni ve KESK’li kadın arkadaşlarımızın haksız ve hukuksuz tutuklanmasına karşı sesimizi ve gücümüzü ortaklaştırmamızın aciliyetini ortaya koyduk.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sözümüzü ve gücümüzü sokağa taşıyarak barış mücadelesini örgütlü gücümüzle somut eylemlere dönüştüreceğimiz bir süreci öngörüyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;31 Mayıs tarihinde Diyarbakır’da gerçekleştirilen ‘Söyleyecek sözümüz/ Çözümü geliştirecek gücümüz var’ diyerek attığımız ilk adımı 28 Haziran Ankara buluşmasında önümüzdeki günlerde geniş katılımlı bir Barış konferansıyla kurumsallaştırmayı amaçlıyoruz. Bu konferansla birlikte kadınların militarizme, savaşa ve her türden cinsiyetçiliğe karşı mücadelesini güçlendirirken diğer yandan da amacımız uzun vadede örmek istediğimiz kadın barış hareketinin ilk adımlarını atmak ve kadınların barış manifestosunu oluşturmaktır. Konferansımız Eylül ayında gerçekleştirilecektir. Konferansın hazırlanması için 2 İstanbul / 2 Diyarbakır/ 1 de Ankara’dan olmak üzere 5 kişilik bir koordinasyonun kurulması… Koordinasyonun ihtiyaca bağlı olarak kendini genişletme özgünlüğünün olması…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kürt sorununda çözümsüzlüğü, militarizmi, savaşı kadınların özgün olarak nasıl deneyimlediği, kadın olmaktan kaynaklı ne tür olumsuz sonuçlarla karşıya kaldığımız ve bu deneyimler üzerinden ne tür özgün talepler üreteceğimiz ve çizmek istediğimiz yol haritamız süreçle birlikte berraklaşacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;30 yıldan beri yaşanan savaştan ve çatışmalı süreçten en çok kadınlar etkilendi. Dolayısıyla Kürt sorununda demokratik barışçıl çözüm söz konusu olduğunda biz kadınların daha iradi yer alması ve söz sahibi olması kaçınılmazdır. Kürt sorununda yaşanan tıkanıklığın önü kadınların da öncülük edeceği bir süreçle aşılacaktır. Militarist kurumların ve onların sözcülerinin yapacağı her türlü ırkçı, şoven, savaş politikalarına karşı bizler kadınların eşitlik, kardeşlik, adalet, özgürlük ve barış taleplerini daha güçlü dile getireceğiz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sözümüzü ortaklaştırırken, eylemlerimizi yerelleştireceğiz. Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Ermeni, Arap, Gürcü ve hangi milletten, mezhepten olursa olsun, işçi, emekçi, genç ve bir tek kadın dahi özgür değilse hiçbirimiz özgür olamayız. İlan ediyoruz ki barış mücadelesi biz kadınlar için aynı zamanda eşitlik ve özgürlük mücadelesidir.  Barış mücadelesini bir yandan çatışmalı bölgeler başta olmak üzere operasyonların durdurulması ve barışa şans verilmesi için yükseltirken diğer yandan İstanbul, Bursa, Trabzon başta olmak üzere bulunduğumuz her yerde halkların kardeşliği ve eşitliği şiarıyla aynı zamanda kadın kurtuluş mücadelesini de birlikte omuzlayacağız.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İhtiyaç belirgindir, kısa vadede konferansımızın örgütlenmesine kadar ertelemeksizin; TMY’ ye dayandırılarak haksız biçimde tutuklanan DÖKH ve KESK’li kadın arkadaşlarımızın ve TMY’ye dayandırılarak tutuklanan çocuklarımızın serbest bırakılması için bir kampanyanın örgütlenmesi… İstanbul’da başlatılan DÖKH ve KESK’li kadınlarla dayanışmak için hazırlanan imza kampanyasının ortaklaştırılması ve imza metinlerinin Adalet bakanlığı, Meclis başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı’na heyetler halinde gidilerek verilmesini… Kampanyanın aynı zamanda sokakta da görünür kılınması için çaba harcanması…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;28 Temmuz’da KESK üyesi Seher Tümer’in mahkemesine geniş bir katılımın sağlanması ve mahkeme öncesi basın açıklamasının yapılması…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ağustos’ta, 7 bölgede her dilde Kadın barış şölenlerinin düzenlenmesi…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Askeri operasyon bölgelerinde çadır kurarak soruna en derin yaşandığı yerde dikkat çekmek için adımların atılması,  Ağustos ayının ilk haftasında kadınların katılımı ile 1 gece Barış için Kadınlar Nöbet tutuyor eyleminin gerçekleştirilmesi. Barış Nöbetine uluslar arası kurumların ve kadın parlamenterlerin, aydın, sanatçı, yazar kadınların da katılımının sağlanması… Çadırların kurulduğu gün yapılabilecek tüm illerde bir günlük nöbetlerin tutulması…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;OPERASYONLAR DURDURULSUN BARIŞ HEMEN ŞİMDİ!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-3633237453817777665?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/3633237453817777665/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/06/kadnlar-bars-icin-bulusuyor-ankara.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3633237453817777665'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/3633237453817777665'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/06/kadnlar-bars-icin-bulusuyor-ankara.html' title='Kadınlar Barış İçin Buluşuyor Ankara Toplantısı Sonuç Bildirgesi'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-6917887827650553449</id><published>2009-06-29T04:38:00.000-07:00</published><updated>2009-07-06T06:08:59.599-07:00</updated><title type='text'>Şahin Ögüt Duruşması 23 Temmuz'da</title><content type='html'>&lt;div&gt;Bir çok kadına ve kız çocuğuna tecavüzden yargılanan opera sanatçısı Şahin Öğüt davasının bir sonraki duruşması 23 Temmuz'da, Ankara'da. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;25 Haziran'da ilk kez duruşmaya gelen Şahin Öğüt savunmasının hazır olmadığıni iddia etti. 23 Temmuz'daki duruşmaya katılacak ve savunmasını sunacak. Bu duruşmaya mümkün olduğunca kalabalık katılmamız ve davanın takipçisi olduğumuzu hissettirmemiz önemli. Duruşmanın saatini ve yerini buradan duyuracağız.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tecavüze Sessiz Kalmak Taraf Olmaktır!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-6917887827650553449?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/6917887827650553449/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/06/sahin-ogut-durusmas-27-temmuzda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/6917887827650553449'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/6917887827650553449'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/06/sahin-ogut-durusmas-27-temmuzda.html' title='Şahin Ögüt Duruşması 23 Temmuz&apos;da'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-1468684980311943498</id><published>2009-05-24T22:23:00.000-07:00</published><updated>2009-07-20T04:24:02.968-07:00</updated><title type='text'>25 Haziran'da Duruşmaya</title><content type='html'>Bir çok kadına ve kız çocuğuna tecavüzden yargılanan opera sanatçısı Şahin Öğüt davası devam ediyor.&lt;br /&gt;Bugüne kadar hiç bir davaya gelmedi!&lt;br /&gt;Bakıköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesin'den "CEZAİ EHLİYETİ TAMDIR" raporu geldi.&lt;br /&gt;Bir sonraki mahkeme 25 Haziran'da, 09:35'te, Ankara Yedinci Ağır Ceza Mahkemesi'nde!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Feministler olarak herkesi bu davanın takipçisi olmaya çağırıyoruz.&lt;br /&gt; &lt;div&gt;Tecavüze sessiz kalmak, taraf olmaktır!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-1468684980311943498?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/1468684980311943498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/05/28-maysta-durusmaya.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/1468684980311943498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/1468684980311943498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/05/28-maysta-durusmaya.html' title='25 Haziran&apos;da Duruşmaya'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-1320487459679981259</id><published>2009-04-27T04:27:00.000-07:00</published><updated>2009-04-27T04:31:59.995-07:00</updated><title type='text'>Vakit, vaktini nefrete harcama!</title><content type='html'>Vakit yazarı Hüseyin Üzmez’in davası halen sonuçlanmamış, adlı tıp kurumundaki rezalet ayyuka çıkmış ve feministler olarak öfkemiz hala doruktayken Vakit gazetesi bu kez de lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel (LGBTT) bireylere karşı kustuğu nefret ve açık hedef göstermesiyle karşımıza çıktı. &lt;br /&gt;Homofobi Karşıtı Buluşma arifesinde 14 Nisan 2009 tarihli Vakit Gazetesi’nde şöyle bir haber, ki haber demeye bin şahit ister, “Üniversiteler başörtülülere kapalı, “gey” ve “lezbiyenlere” açık” başlığıyla dikkatlerimizi çekti. Bu yazıda Homofobi Karşıtı Buluşma “sapkın etkinlik”, LGBTT bireylere yapılan ayrımcılıkla mücadele edenler  “sapkınlıklarını meşru göstermeye çalışan”lar ve Kaos GL Derneği “cinsi sapıkların” derneği ilan edilmiş. Vakit gazetesi geçen yıl da yine aynı söylemle “nefreti arttırmak ve hedef göstermek” misyonunu gerçekleştirmişti. Ve maalesef Kaos GL Derneği’nin suç duyurusu sonuçsuz bırakılmış, Vakit işlediği bu suçtan yargılanmamıştı bile. Bugün burada bizimle birlikte olan LGBT Hakları Platformu bileşeni Kaos GL ve Pembe Hayat LGBTT Derneklerinden başlayarak Vakit Gazetesi için bir kez daha suç duyusunda bulunulacağını duyuruyoruz. Bu suça ortak olmak istemeyen her kişi ve kurumu suç duyurusunda bulunmaya çağırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve diyoruz ki nefretin gün be gün büyütüldüğü ülkemizde, Vakit gazetesinin yaptıklarına sessiz kalmayacağız.  &lt;br /&gt;Yine Vakit geldi ve artık sabrımız taştı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellik değil, çocuk istismarı cinsi sapıklıktır!&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;                                                                                         Feminist(B)iz Oluşumu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Gey lezbiyen değil, cinsi sapık Vakit’te&lt;br /&gt;-Bize Sapık diyeceğine bir dön bak sen kendi içine!&lt;br /&gt;-Nefreti Körükleme, Beni Hedef Gösterme&lt;br /&gt;-Vakit, kimseyi, kine düşmanlığa sevketme &lt;br /&gt;-LGBTT bireyler “Ne yanlızdır, ne de yanlış!”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-1320487459679981259?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/1320487459679981259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/04/vakit-vaktini-nefrete-harcama_27.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/1320487459679981259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/1320487459679981259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/04/vakit-vaktini-nefrete-harcama_27.html' title='Vakit, vaktini nefrete harcama!'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-8561760809915716817</id><published>2009-04-12T09:24:00.000-07:00</published><updated>2009-07-07T05:48:35.908-07:00</updated><title type='text'>Feministbiz Pippa adına, Pipa gibi Kızılayda otostop yaptı</title><content type='html'>&lt;div class="habermode" style="text-align: left;"&gt; &lt;div class="baslik"&gt;&lt;h1&gt;Ankaralı Kadınlar Pippa Bacca İçin Sokaktaydılar &lt;/h1&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="spot"&gt;&lt;p&gt;Ankara’da Pippa Bacca’nın öldürülmesini  protesto eden kadınlar beyaz giysilerle otostop çektiler.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;  &lt;div class="merkez"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/113765/ankarali-kadinlar-pippa-bacca-icin-sokaktaydilar"&gt;&lt;b&gt;BİA Haber Merkezi - Ankara&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="merkez"&gt;&lt;p&gt;12 Nisan 2009, Pazar&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;  &lt;div class="yazar"&gt;     &lt;br /&gt;         &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.bianet.org/yazarlar/3456/idil-soyseckin"&gt;İdil SOYSEÇKİN&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;        &lt;br /&gt;         &lt;/div&gt;    &lt;/div&gt;  &lt;div class="icerikuc"&gt; &lt;p&gt; &lt;img src="http://www.bianet.org/resim/olcekle/8278/200/100" imgid="8278" origwidth="600" origheight="300" align="right" height="100" hspace="5" vspace="5" width="200" /&gt;“Barış Gelini” projesi için geçen 8 Mart’ta sanatçı arkadaşı &lt;strong&gt;Silvia Moro&lt;/strong&gt; ile Milano’dan yola çıkan ancak Türkiye’ye geldikten sonra 31 Mart 2008 tarihide kaybolan 12 Nisan tarihinde ise Gebze yakınlarında tecavüz edildikten sonra öldürülmüş olarak bulunan &lt;strong&gt;Pippa Bacca&lt;/strong&gt; için Ankara’da kadınlar dün (11 Nisan) beyazlar içinde sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdiler.  &lt;/p&gt; &lt;p&gt; Pippa Bacca adıyla bilinen Giuseppina Pasqualino di Marineo ve arkadaşı Moro beyaz gelinlik giyeyerek çıktıkları yolculuğu otostopla Slovenya, Hırvatistan, Bosna, Bulgaristan, Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail ve Filistin güzergahı üzerinden Tel-Aviv’de sonlandırmayı planlıyordu. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ankara’da Pippa Baca için yapılan yürüyüş sırasında  Atatürk Bulvarı üzerinde otostop çeken kadınlar yine sessiz bir şekilde yürüyerek eylemlerini sona erdirdiler. &lt;/p&gt; &lt;p&gt; FeministBiz açıklamasında şöyle dedi: &lt;/p&gt; &lt;blockquote&gt;  &lt;p&gt; “Pippa Bacca ayrıldı aramızdan bundan tam bir  yıl önce. Öyle sesiz bir gidiş değildi onunki. Asırlardır süren kadına yönelik şiddetin bir parçası olan hazin bir sonla. Her duyduğumuz ölüm haberi gibi titredik iliklerimize kadar. Nasıl bir umutla çıkmıştı yola oysaki, nasıl bir inanç ve güvenle. Dilini konuşamadığı bir ülkede karşılaştığı şiddete karşı nasıl savundu kendini, ne dedi en son.” (İS/EZÖ) &lt;/p&gt; &lt;/blockquote&gt;    &lt;/div&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-4b89db88ddc8b24c" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v9.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3D4b89db88ddc8b24c%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330177475%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D27AE4F3BF1A60E50969A6BF96CA5D9C055DAA240.23E877048C18FDBCFEF7BFD69139450AF4370643%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D4b89db88ddc8b24c%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DmT3YIGApDXesRnKVVOXlJpy2t8g&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v9.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3D4b89db88ddc8b24c%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330177475%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D27AE4F3BF1A60E50969A6BF96CA5D9C055DAA240.23E877048C18FDBCFEF7BFD69139450AF4370643%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D4b89db88ddc8b24c%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DmT3YIGApDXesRnKVVOXlJpy2t8g&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-8561760809915716817?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=4b89db88ddc8b24c&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/8561760809915716817/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/04/feministbiz-pippa-adna-pipa-gibi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8561760809915716817'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8561760809915716817'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/04/feministbiz-pippa-adna-pipa-gibi.html' title='Feministbiz Pippa adına, Pipa gibi Kızılayda otostop yaptı'/><author><name>Feminist Biz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12446188571722823760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-6395739999763144789</id><published>2009-03-13T02:44:00.000-07:00</published><updated>2009-03-13T02:55:59.383-07:00</updated><title type='text'>RECME KARŞI 1 MİLYON İMZA</title><content type='html'>RECME KARŞI 1 MİLYON İMZA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadına karşı katliam 21. yüzyıla girdiğimiz bu yıllarda açık ve gizli olarak halen devam etmektedir. Bir toplumun, bir ülkenin ne kadar demokratik ve özgürlükçü olduğunun en somut göstergesinin, kadının demokratik ve özgürlük düzeyi olduğunu kabul etmekteyiz. Ancak günümüz dünyasına baktığımızda  birçok ülkede kadının düşünsel, iradesel, bedensel katliama tabii olduğu görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın inanç adına, gelenek adına ve yasalar adına hala geri ölçülerde yargılanmakta, mahkum edilmektedir. Bunun en vahşi uygulamalarından biri de recm yöntemiyle katliama uğramasıdır. Zina ile yargilanan Kadinin ve Erkegin  taslanarak öldürülmesinin adidir recm. Dünyamizin bir cok yerinde özellikle kadinin özgür iradesine ve bedeline din, gelenek gibi nedenlerle tahaküm kurulmakta. Öngörülen davranış biçimine karşı  davranıştan cezalandırılması meshurlastırılmakta. Kadın hakları insan hakları olmasına rağmen recm yöntemi en yoğun olarak İran, Afganistan, Pakistan, Suudi Arabistan gibi ülkelerde yasalarda yer almakta ve yasal olarak uygulanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz aşağıda imzası bulunan demokrasi, özgürlük, insan ve en somut olarak kadın haklarından yana olan insanlar olarak kadinin özel hayatina tahaküm kurulmasina ve bunun bir ifadesi olan recm uygulamalarına ‘hayır’ diyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu uygulamaların tamamen durdurulması ve insanlık dışı uygulamalar (insanlik sucu) olarak kabul edilmesini istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çerçevede BM’yi, konuyu gündemine almasını, recmi uygulayan devletlere baskı yapmaya çağrıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine başta BM olmak üzere uluslararası tüm kurumların konuya dönük kampanyalar başlatmasını ve recm cezasını uygulandığı ülkelerde gereken yasal ve toplumsal düzenlemelerin yapılması yönünde girişimlerde bulunmasını talep ediyoruz.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.stopthestoning.com "&gt;İMZA İÇİN TIKLAYINIZ&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-6395739999763144789?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/6395739999763144789/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/03/recme-karsi-1-milyon-imza.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/6395739999763144789'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/6395739999763144789'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/03/recme-karsi-1-milyon-imza.html' title='RECME KARŞI 1 MİLYON İMZA'/><author><name>tethys</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06341007962034507580</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-7746586232003989344</id><published>2009-01-25T09:39:00.000-08:00</published><updated>2009-12-05T01:16:11.754-08:00</updated><title type='text'>Merhaba</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_g3f15oLAQHs/SXyky9mA_2I/AAAAAAAAANo/MLO-QJYQ7Oo/s1600-h/feminisBiz_mail.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 160px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_g3f15oLAQHs/SXyky9mA_2I/AAAAAAAAANo/MLO-QJYQ7Oo/s320/feminisBiz_mail.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295288457315286882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Merhaba bizler Ankarada yaşayan kendisine feminist diyebilen bir grup kadınlarız. Bizler, değişik sosyal sınıftan, değişik yaştan, değişik kültürlerden, değişik mesleklerden ve hata değişik politik görüşlerden olan kadınlarız, birleştiğimiz nokta tam da feminizm.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Feministbiz olarak sokaktaki ilk eylemimiz 7 mart 2009'da, Ulus Meydanı'ndaydı...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana, sans-serif; font-size: 10px; color: rgb(100, 95, 94); white-space: pre-wrap; "&gt;&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7989971&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7989971&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/7989971"&gt;Sokakları da Meydanları da Terk Etmiyoruz&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user2533911"&gt;pugazzi&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-7746586232003989344?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/7746586232003989344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/01/merhaba.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7746586232003989344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/7746586232003989344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/01/merhaba.html' title='Merhaba'/><author><name>tethys</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06341007962034507580</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_g3f15oLAQHs/SXyky9mA_2I/AAAAAAAAANo/MLO-QJYQ7Oo/s72-c/feminisBiz_mail.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3009373460963694742.post-8945614793099128999</id><published>2009-01-13T02:53:00.000-08:00</published><updated>2009-03-13T08:31:02.888-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SLOGAN'/><title type='text'>Sloganlar</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sloganlar&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin cop, inadına isyan inadına isyan, inadına özgürlük...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sindirellaa gitme baloyaa, 8 Mart'ta haydi sokağaa, Laylalaylay lay lay lay...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namusumu kaybettim bulmayacağım, kimsenin namusu olmayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ar değiliz, mal değiliz, zar değiliz, erkeğin namusu hiç değiliz, feministiz biz feministiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz atlı prens, boşuna gelme!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulda, işte, mecliste, eşcinseller her yerde, kabul et ya da etme eşcinseller her yerde!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde köle, podyumda meze, hayatta aadam olmayacağım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokaktaki tecavüz de ya evdeki ne! Sevişmek istemiyorsan ona HAYIR de!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiiddet her yerde, Devlet nerede?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mezar değil, sığınak istiyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne istiyoruz?Özgürlük&lt;br /&gt;Ne istiyoruz?Eşitlik&lt;br /&gt;Ne istiyoruz?Adalet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne istiyoruz?Sığınak&lt;br /&gt;Ne istiyoruz?Kreş&lt;br /&gt;Ne istiyoruz?Özgürlük&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vermeyecekler!Alacağız.&lt;br /&gt;Vermeyecekler!Alacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman?Hemen şimdi.&lt;br /&gt;Ne zaman?Hemen şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşasın 8 Mart, Yaşasın Kaadın Dayanışması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jin, Jiyan, Azadi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın, Yaşam, Özgürlük...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar vardır, kadınlar vardır, kaadınlaar her yerdee...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar artık susmayacaklar, susmayacaklar, susmayacaklar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3009373460963694742-8945614793099128999?l=feministbiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://feministbiz.blogspot.com/feeds/8945614793099128999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://feministbiz.blogspot.com/2009/03/sloganlar_13.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts/default/8945614793099128999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3009373460963694742/posts
